Monday, August 01, 2005

 

FEYZİ ABİMİZİ DE KAYBETTİK....

Sizlerden Gelen Mailler

Sayın Feyzi Akkaya ya,
İnsanlığa cok az insanin verebildigi kadar büyük katkıları, her insanın yasamda gerçekleştiremi-yeceği kadar samimiyeti, cok az bilim insanının yapabildigi kadar bilimsel yaratıcılığı, bilenlere hitab ettigi kadar sanatçılığı, Dünyada çok az gorülebilen uzlaşmacı, ögretici, paylaşıcı, dayanısmacı ortaklığı, inanilmaz insanligi ile yasamda ortak zamani en azindan benimle paylastigi icin tesekkur eder, sizinle de paylastığını düşündüğüm zaman birlikteliğinin unutulmayacagı düşüncesi ile size başsağlığı dilerim.

Ayhan SUREK
----------------------------
Sevgili Ayhan Kardeşim’den gelen yukarıdaki maili okuduğumda saat 01.20 idi ve bültenin bu sayısını hazırlamaya çalışıyordum.
Tabiiki her şey değişti artık...
O büyük patron, daha doğrusu gerçek insan Feyzi Akkaya’yı da,Feyzi Ağbimizi de kaybettik. Gözlerim puslu ve içim titreyerek yazıyorum bu satırları...

Feyzi Akkaya’yı ilk tanıdığımda sene 1971 veya 1972 idi. Feyzi Akkaya adına alınmış ve Temel Enerji tarafından yürütülen H.60 Gökçekaya-Seyitömer-İzmir Enerji Nakil Hattı ile ilgili bir vekaletname almak için İstanbul’a beni gönderdiler..
O gün Feyzi abimiz, Diliskelesindeki Sedef gemiciliğin tesislerinde olduğu için ben de mecburen oraya gittim. Ben en büyük patronlardan biri ile görüşeceğimden kravatlı takım elbiseli vaziyette idim ve vede onu da büyük bir oda ve masa başında bulacağımı düşünüyordum.
Sedef Gemicilikteki görevliler Feyzi Akkaya yı görmek istediğimi anlayınca beni tersanedeki gemi kızaklarından birinin yanına götürdüklerinde ise oldukça şaşırdım.Kot pantolon ve gömlekli işçi tulumlarını giymiş birisi,kasketli kaynak gözlüklü olarak bir geminin omurgasında kaynak yaparken yanındaki ustabaşına da bilgi veriyordu.
“Feyzi abi Ankara’dan gelmiş bu arkadaş” dediklerinde kaynak gözlüğünü kasketinin üzerine çekti ve babacan bir ifade ile
“Hoşgeldin” dedikten sonra “Ağırlayın misafirimizi,çay kahve ikram edin ben 15 dakikaya işimi bitirip geliyorum”diye talimat verdi.
Ogünden sonra da gerek Temel Enerji, gerekse STFA Enerkom Şirketlerinde çalıştığım 17 yıl süresince patronlarımdan hep gurur duydum.Kazandılar yatırıma harcadılar.Eğitime ,vakıflara harcadılar,hep bu ülkeye bu insanlara bir şeyler ürettiler,yarattılar...

Sonradan da gerek Sezai abi gerekse Feyzi abimiz hakkında bir çok efsaneleşmiş anı yaşadım veya duydum.
Bunların bir kısmını daha şimdi aktararak rahmetli abilerimizi anmak istiyorum.

*********

O zaman STFA İnşaat’ın muhasebe müdürü olan abimiz aktarmıştı.
Feyzi Akkaya şirket fiili yönetiminden ayrılıp çiftlik evinde yaşamaya başladığı sıralarda, muhasebe de bir sayım sırasında kasanın diplerine sıkışmış bir zarf bulurlar.Üzerinde Sezai Türkeş emaneti diye yazmaktadır. Belli ki uzun sürelerdir orada sıkışıp kalmış ve unutulmuştur.Açarlar ki içinden 10 milyon(diyelim ki zira o zaman hangi para revaçta idi ben de tam hatırlamıyorum) çıkar.
Tabii Sezai abiye götürürler .
“Hemen bunun yarısını Feyzi’ye gönderin.Bizim ortaklığımız herşeyi kapsar kasada tesadüfen bulunan fazla bir parayı bile...”der...

***************

Bildiğim ve duyduğum kadarı ile Feyzi abimiz yanında hiç para taşımazdı. Şantiyeciliği sırasında Tüm Türkiye’yi karış karış dolaşmıştı.İstanbul’dan İskenderun ( o zaman Kadıncık barajı inşaatı vardı)’a kadar gitse VW arabasını tüm yoldaki benzinciler tanır, benzinini verirler ve faturasını İstanbul merkeze posta ile gönderirler ve mutlaka paralarını da banka havalesi yolu ile alırlardı.

******************
Bir zamanlar Ankara Macunköydeki Temel Enerji Fabrikasının (5 veya 10 ton bende hatırlamıyorum şimdi) kaldırma kapasiteli park vincinin dizaynını da o yapmıştı.
(Ayrıca Hergeleci İbrahim, Koca Yusuf gibi eski Türk pehlivanlarının ismi ile patentlenmiş tonlarca yük kaldırabilen-Libya daki liman inşaatında kullanılan Vinçlerin de tasarımcısı ,icat edeni Feyzi abimizdi.)
Ayrıca VW arabasının önündeki bagaj kısmında kendi icadı olan bir çamaşır makinesi vardı o zamanlar.
İstanbuldan hareket ettiğinde kirli giysilerini bir mil ile tutturulmuş ve araba hareket ettikçe öne arkaya hareket eden bir saç kazan’a doldurur, suyunu ve deterjanını koyar Ankara’ya kadar araba gittikçe kazanda kirlileri eski şanzumanlı Arçelik çamaşır makineleri gibi çalkalayıp,yıkar parupak eder.Ankara Macunköyündeki fabrikaya girdiğinde tüm yöneticiler, müdürler işçiler onu İdari binanın önünde beklerken arabasını makine müdürlüğünün önüne çeker
“Evladım bir hortum ile su uzatın” der.ve başlar kendi icadı araba bagajındaki çamaşır makinasından aldığı yıkanmış çamaşırları durulamaya ve hemen orada gerilen bir ipe de asmaya...
İşte rahmetli Feyzi abimiz gizlenmesine gerek duyulabilecek hiç bir kirli çamaşırı olmayan, olanları da herkesin önünde temizleyip asmaktan çekinmeyen , belki artık nesilleri iyice azalan efsane patronlardan biri idi...

***************************
Hakkında Ayhan Sürek kardeşimin yazdığı her satıra ve kelimeye ben de katılarak, rahmetli ağbilerimizden bir kaç anı aktarmaya çalıştım yukarıda.
Ebediyete intikal eden Feyzi abimizin de Rahmetli Sezai abimizle birlikte o görülmemiş ve artık dünyamızda kolay rastlanamayan birlikteliklerini cennetde de sürdürecekleri düşüncesiyle biraz olsun teselli buluyorum.
Rahmetli Sezai ağbimizin ölümünde Yeni Asır- Sabah Grubunda çaşıltığım için Sabah gazetesine eski bir STFA çalışanı diye ölüm ilanı verecek maddi gücüm vardı. Feyzi Ağbimiz de ise bu bültenle sınırlı kalıyorum.
Ancak her ikisinin de bunlara aldırmayacak kadar mütevazi ve büyük olduklarını ve şu anda bile birlikte tebessüm ederek bizleri seyrettiklerine inanıyorum...

En başta ailesi, yakınları,şirket çalışanları ve hepimizin başı sağolsun.
Allah rahmet eylesin ve mekanı cennet olsun....

Bu vesile ile başta rahmetli Sezai abimiz olmak üzere,birlikte çalıştığımız sırada veya sonradan kaybettiğimiz Temel Enerji ve STFA Enerkom Grubundan olan ;
Emrullah Ateş,
Orhan Arıman,
Fikret Öncel,
Ferit Gökçe,
Taki Asyalıoğlu ve ismini hatırlayamadığım tüm ebediyete intikal eden abi ve kardeşlerimizi rahmetle anıyorum.

Kırımhan Akıncı
10.12.2004 Cuma,İzmir.

Beton toprağın altında da kalsa güzel olacaktır – Feyzi Akkaya
_______________________
Kaynak: http://www.stfa.com/


STFA'nın kurucularından, saygıdeğer ve büyük insan FEYZİ AKKAYA, 9 Aralık 2004 Perşembe sabahı vefat etmiştir. STFA'nın "Reis"i FEYZİ AKKAYA için, 10 Aralık 2004 Cuma günü saat 10:30'da STFA Grup Merkezi'nde tören düzenlenecektir.

Cenazesinin Alemdağ Merkez Camii'nden kaldırılması hakkındaki vasiyeti üzere, törenden sonra Alemdağ Merkez Camii'ne hareket edilecek, öğle namazını müteakiben kılınacak cenaze namazından sonra cenazesi Alemdağ Aile Mezarlığı'nda toprağa verilecektir.

Ailesi, yakınları ve tüm STFA'lıların başı sağolsun.
____________________________

Kaynak: http://sozluk.sourtimes.org/

feyzi akkaya *


kimi çevrelerce (bkz: bir kısım medya) adı "fevzi akkaya" olarak yanlış dillendirilen, türk inşaat sektörünün duayenlerinden, yaklaşık 100 yaşında, inşaat yüksek mühendisi.

bir yaşam felsefesine (felsefi düşünceye hayranım, ama felsefe lafı bu ülkede çok ucuzladı) değil, bir mühendisin sahip olması gerektiği gibi bir "yaşam yöntemi"ne sahipti.

acım, acımız büyük.
(egiboy, 12.10.2003 00:52 ~ 09.12.2004 17:33)

1907-2004 yılları arasında yaşayan, öğrenciliği sırasında tanıştığı sezai türkeş ile birlikte stfa'yı kurmuş olan inşaat yüksek mühendisi.
(habermas, 09.12.2004 14:21)

yüksek mühendis feyzi akkaya 23 aralik 1907'de istanbul üsküdar'da dogdu.

türkiye'nin önde gelen insaat ve taahhüt sirketlerinden sezai
türkes - fevzi akkaya (stfa) grubu'nun kurucularindan fevzi akkaya, bu sabah istanbul'da öldü.
stfa'dan yapilan açiklamada, fevzi akkaya'nin, stfa'nin temellerini 1943 yilinda, 1998 yilinda ölen
sezai türkes ile birlikte attigini ve 1976 yilinda da, halen çatisi altinda 43 sirket bulunduran stfa
holding'i kurduklari belirtildi.
sezai türkes-feyzi akkaya ikilisi, is hayatlari boyunca mühendislik sektöründe 500'ün üzerinde yeni
bulus getirdiklerine isaret edilen açiklamada, bu buluslarin bir bölümünün mühendislik literatürüne
geçtigi, bazilarinin da türk tezi olarak tanindigi hatirlatildi.
feyzi akkaya'nin, mühendislik birikimini aktaran 11 ciltlik "santiye el kitabi" ve stfa'nin hikayesini
kaleme aldigi "ömrümüzün kilometre taslari" adli bir kitabi da bulunuyor.
(allahkahrbela, 09.12.2004 15:31)

yaptığı işlerle ilgili bir bilgim olmamakla beraber, kars'ta endüstri meslek lisesinde okurken kendi adıyla aynı olan bursu alan öğrencilerdendim.

onu bilirim, iyilikle hatırlarım.
(ben adam olmam, 09.12.2004 16:10 ~ 16:15)

basta itu insaat olmak uzere yurdum topraklarinda insaat muhendisligi okuyan her gencin "ah ulen, stfa gibi bi sirket kurabilsek" diye kurdugu hayallerin ilham kaynaklarindan birisi...
basinda oldugu sure icinde gercekten cok basarili projeleri gerceklestirmis buyuk muhendis abimiz...
(trquaz, 09.12.2004 17:19)

"ömrümüzün kilometre taslari" adli kitabinda ölmekten "nallari dikmek" diye bahsedecek kadar neseli, itu itu olmadan once ituden insaat muhendisi unvaniyla mezun olmus, türkiyenin her kosesinde calismis hossohbet muhendis abimiz...
(tirtil, 09.12.2004 17:28)

97 yaşında hayata gözlerini yummuş inşaat sektörünün duayeni bilim adamı. onun yaptığını türkiye'ye kimse yapmadı. başımız sağolsun.
edit: itu inşaatlı olduğum için gurur duyduklarımdan
(bkz: mustafa inan)
(bkz: oğuz atay)
(bkz: sezai türkeş)
(bkz: daha var)
(ho amca, 09.12.2004 19:59 ~ 20:03)

hiç evlenmemiş, nerede ise tüm mal varlığını kendi ile aynı adı taşıyan eğitim vakfına bağışlayan mühendis.
(qfwfq, 09.12.2004 20:05)
---------------------------
Not:
Feyzi Akkaya Abimizin kaybı nenediyle bir gün de olsa yastayız.
Bültenimizde bugün bu yası bozmayacak tek bir yazıya yer veriyoruz. O da ölümle ilgili bir kıssadan hisse...
Pazartesi günü görüşmek üzere hoşçakalın....
___________________
KABUS

Küçüklügümden beri dar yerlerden sıkılır ve buralardan adeta feryat ederek kaçardım.Daha sonra bunun bir hastalık oldugunu anlamis, fakat bu illetten bir türlü kurtulamamistim.
Oysa ki , o dar mekanlar, simdi ister istemez girecektim. Beni sarip sarmalamislar ve uzunca bir tabuta yerlestirmislerdi. Çevremde dolasanlarin seslerini gayet iyi duyuyor ve gözlerim kapali olmasina ragmen, her nasilsa onlari görüyordum.
- Genç yasta öldü zavalli, diyorlardi. Halbuki yapacak ne kadar çok isi vardi. Gerçekten de birçok isim yarim kalmisti. Mesela ogluma iyi bir is kuramamis, araba ile renkli televizyonun taksitlerini henüz bitirememistim. Büyük bir firma kurup dostlarimi o firmada toplamak ta , artik hayal olmustu Kis çok yakin oldugu halde odun kömür isini halledememistim .
Birden kulaklarimi çinlatan bir sesle irkildim. Sanki mikrofonla söylenen bu ses , beynimin en ücra köselerinde yankilaniyor ve ..
- Geçti artik geçti, diyordu.
Içimden, keske geçmemis olsaydi diyordum. Nereden basima gelmisti o kaza bilmemki ? Halbuki ne kadar da iyi araba kullanirdim.
Olup bitenleri hatirlamaya çalisirken dostlarimin çevremi sardigini ve üzerime örtmek için tabutun kapagini kaldirdiklarini farkettim.
Avazim çiktigi kadar bagirmak ve çirpinmak istedigim halde ne kimildayabiliyor, ne de bir ses çikartabiliyordum. Biraz sonra koyu bir karanlik içinde kalmis ve gözlerimi, tabutun tahtalari arasindan sizan isiga çevirmistim. Dehset içinde,
- Aman Allahim, dedim Ne olacak simdi halim?
Hiç bir sey düsünemiyordum, Biraz sonra omuzlara kaldirilmis ve sallana sallana götürülmeye baslamistim, Disaridaki seslerden yagmur yagdigi belli oluyor ve su damlaciklarinin sesi , tabutun gicirtisina karisiyordu

Cenaze namazi için camiye gidiyor olmaliydik..

Cami deyince aklima gelmisti,çok yakinimizda olmasina ragmen , nedense bir türlü elim degip gidememistim.Ama 50 yasina gelince namaza baslayacak ve herkesin sikayet ettigi kötü aliskanliklarimi terkedecektim. Ah su kaza olmasaydi, ilerde ne iyi bir insan olacaktim.
Daha önce duydugum ses:
- Geçti artik geçti, diye tekrarladi. Bitti artik.
Biraz sonra namazim kilinmis ve imam cemaate, nasil bir insan olarak
bilindigimi sormustu. Ben cemaatin arasinda 8 - 10 kisinin bu soruya cevap vermedigini gayet iyi biliyordum. Evet, bu insanlarin haklarini yedigimi kabul ediyordum. Fakat su kaza olmasaydi, onlarin gönlünü alacak ve yaptigim hatalari telafi etmeyecekmiydim?
Camideki isimiz bittikten sonra tekrar omuzlara kaldirilmistim. Tabutumun egik bir sekilde tasinmasindan, mezarliga giden yokusu tirmandigimizi anliyordum. Siddetli yagan yagmurun, çatlaklardan içeri girerek kefenimi yer yer islattiginin da farkindaydim. Buna ragmen disarida konusulanlara kulak verdim. Dostlarimin bir kismi piyasadaki durgunluktan bahsediyor, bir kismi ise geçen aksam televizyonda oynayan kovboy filmini methediyordu. Tabutumu tasiyan diger biri ise , yanindakinin kulagina fisildayarak,
- Tam ölecek günü buldu rahmetli, diyordu.Sirilsiklam olduk birader.
Duyduklarim, herhalde yanlis olmaliydi.Yoksa bunlar uykularimi onlar için feda ettigim dostlarim degilmiydi ?
Yolculugum bir müddet sonra bitmis ve tabutum yere indirilmisti. Kapak tekrar açildi ve güçsüz vücudumu kucaklayan birkaç kol beni dibinde su toplanmis olan bir çukura dogru indirdi.
Boyluboyunca yattigim yerden etrafima baktim.
Aman Allahim , bu kabir degil miydi? O ana kadar buraya girecegimi neden düsünmemistim?
Sessiz feryatlarimi kimse duymuyor ve dostlarim, kalin tahtalarla üzerimi kapatmak için adeta birbirleriyle yarisiyordu. Tekrar zifiri karanlikta kalmis ve bütün zerrelerimle dua etmeye baslamistim.
- Yarabbi, diyordum. Bir firsat daha yok mu? Senin istedigin gibi bir kul olayim.
Daha önce duydugum ses , ayni seyleri tekrarlayarak.
- Geçti artik geçti,dedi Hersey bitti artik.
Vücudumu örten tahtalarin üzerine kürekle atilan topraklarin çikardigi ses, gökgürültüsünü andiriyor ve bütün benligimi sarsiyordu.
Son bir gayretle yerimden firlayarak gözlerimi açtim , Odamdaki rahat yatagimda yatiyor, fakat korkunç bir kabus görüyordum, Bitisik dairede oturan doktor arkadasim basucumda duruyor ve,
- Geçti artik geçti , diye tekrarliyordu, Geçti bak , hiçbir seyin kalmadi.
Yattigim yerden yavasça dogruldum, Terden sirilsiklam olmus ve sanki 20 kilo birden vermistim. Disarida saganak halinde yagmur yagiyor ve gökgürültüsünden bütün ev sarsiliyordu.
Çevremdekilerin saskin bakislari arasinda kendimi toparlamaya çalisirken,
- Yarabbi , sana bütün Zerrelerim adedince sükürler olsun , diyordum. Iyi bir kul olmak için ya bir firsat daha vermeseydin?

Comments: Post a Comment

<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?

Google Groups Internetden KIRIMHAN Abinizin Sectikleri
Ar�ivlere G�z At groups.google.com.tr
Google