Monday, August 01, 2005
NAMIMIZ VE ŞANIMIZ YÜRÜMEĞE DEVAM EDİYOR.......


Bayramın İlk Günü Yeni Asır Gazetesi Sarmaşık Ekinde adımız geçti....(20.01.2005 tarihli Canan Tan’ın yazısında)
Tıklayın Okuyun(Tembeller için aşağıya kopyaladım yine de yazıyı....)
http://ya2005.yeniasir.com.tr/01/20/index.php3?kat=ana&sayfa=canan_tan&bolum=yazarlar
Bayram tebrikleri
Nerede o eski bayramlar?
Bu klişeleşmiş sözlerle yazıma başladım diye kınamayın beni. Eski bayramlardaki tebrik kartlarını anımsadım da...
Tomarla kartpostal alınır; akıl defterlerinden akraba, eş, dost adresi bulunur; bayramdan en aşağı bir hafta önce yerlerine ulaştırılırdı.
Eh, zaman değişti! Birinci dereceden yakınlar telefonla aranıyor ya da cep telefonlarına yazılan tebrik iletisi, hafızada kayıtlı tüm adreslere topluca gönderiliveriyor.
Bilgisayar kullananların işi daha da kolay. İnternetten yollayıveriyorlar tebriklerini...
Birbirinin aynı, kişiye özel olmayan, duygusal yanı zayıf sözcükler...
Neyse, buna da şükür! Ya hiç göndermeseler?
İnternet yoluyla elime ulaşan bir "bayram tebriği çeşitlemesi"ni sizlerle paylaşmak istiyorum. (Sayın Kırımhan Akıncı'ya teşekkürlerimle...)
ÖRNEKLER VAR
Klasik bayram mesajı
Bayramınızı en içten dileklerimle kutlar, sağlık ve mutluluk dolu nice bayramlar dilerim.
Nostaljik bayram mesajı
Çok eskidendi belki el öpmeler, kenarı dantelli mendiller içinde şekerler, avuca zor sığan kocaman 2.5 liralık bayram harçlıkları...
Postacının getirdiği, uzaktaki dostların bayramı kutlayan bayram kartları...
Aniden yok oldular, yittiler eskilerde bir yerlerde.
Seyahate gidenler, tesadüfen karşılaşırlarsa, kutladılar birbirlerinin bayramlarını.
Artık bayramlar sadece birer "fırsat" oldu, yorgun bedenlerin dinlenmesi için
Ve bir gün sanal alemle tanıştık... Yeniden hatırladık bayramlaşmanın keyfini...
Kenarı dantelli mendiller, parlak kağıda sarılı şekerler, madeni 2.5 liralık bayram harçlıkları yoktu belki ama, bir küçük haber vardı dostlardan; uzun süredir karşılaşmadığın, hatta aynı adreste olup olmadığını bilmediğin...
Sanal olsa da hatırlandığını, unutulmadığını öğrendiğin...
...Ve eski, tek yapraklı bayram kartlarında yazıldığı gibi...
"Bayramınız kutlu olsun!"
YENİ HEYECANLAR VAR
Alternatif bayram mesajı
Kahkahalar, yeni heyecanlar, bebekler, düğünler, eğlence ve sürprizler olsun...
Tatlılar olsun; kazandibi, tarçınlı kurabiyeler, elmalı kekler, şekerli kahveler...
Buluşmak için telefonlaşmalar olsun... Buluşmalar olsun, kavuşmalar olsun.
Kayıplar, depremler, afetler olmasın. Kırgınlıklar, anlaşmazlıklar, ayrılıklar, yalanlar olmasın.
"Biz" olsun, "ben" olmasın!
Mutluluk parayla; eğlence zoraki olmasın.
Göbek, göbek atmak için olsun. Kolesterol olmasın.
Bir kere söylensin ve "yeter" olsun.
En önemlisi sevgi olsun...
Aşk olsun!
E, daha n'oolsun?
Bayramınız kutlu olsun!
Bu da benden
Sevgiyle, dostlukla, paylaşımla geçecek her yeni gün, bayramdır insanlara...
Kutlu olsun bayramlar, bayramı bayram gibi yaşayan can dostlara...
NAMIMIZ VE ŞANIMIZ YÜRÜMEĞE DEVAM EDİYOR.......
Kaynak: 20.Nisan.2005 tarihli yeni Asır gazetesinin eki SARMAŞIK’ın 2inci sayfası (http://ya2005.yeniasir.com.tr/04/20/index.php3?kat=ege&sayfa=cancan1&bolum=gunluk)
Mikrop Hikmet bunu hep yapıyor
Dekim Otel'de eğlencesi bol gün ve geceler bir birini izliyor
Dekim Otel'de eğlence deyim yerindeyse tam gaz devam ediyor. Yıllardır başarılı programlarını sürdüren ve adı Dekim Otel ile birlikte anılır olan Mikrop Hikmet izleyenlerini kelimenin tam anlamıyla coşturuyor. Sahne performansı, yorumu ve esprileriyle büyük beğeni toplayan sanatçı günün sevilen şarkılarını peşpeşe sıralıyor. Önceki gece yine eğlencenin dozu yüksekti. Müşteriler arasında bulunan Uluslararası Mat Nakliye A.Ş.'nin sahibi Mehmet Mat 45. yaşını dostlarıyla birlikte kutladı. Bir başka masada da Yurdagül Akıncı eşi Kırımhan Akıncı ile yeni bir yaşa girmenin mutluluğunu yaşıyordu. Öte yandan otelde düzenlenen kadınlar matinelerinin de ayrı bir keyif olduğunu söyleyelim. Hanımların stres attığı ve dans pistini hiç boş bırakmadığı böyle günlerde yer yerinden oynuyor.
Tarık Sarı kardeşime not: Benim soyadımın yanlış yazılmış olmasında senin değil artık maalesef tasarruf amacıyla ,yazıların tashih ve kontrolü için yeterli eleman ayırmayan gazete sahiplerini kabahatli buluyorum. Artık yaşlandık yakışıklılığımız kalmadı diye resmimizi yayınlamasan da yine de jestini yapıp adımızı satır aralarında zikrederek Namımız ve Şanımızın yürümesine katkıda bulunmuş olmandan dolayı mutlu olduğumu belirtmek isterim. Başarılarının devamını diler Sonsuz Saygı Sevgi ve Selamlarımı sunarım. Kırımhan Akıncı
Kıbrıs Rum Kesimini Tanımış olmayacak mıyız?
İktidardaki AKP Hükümeti ise GB ve Türkiye-AB ilişkilerinin temelini oluşturan 1963 tarihli Ankara Anlaşması’na ek olan protokole yani Rum kesiminin “Kıbrıs Cumhuriyeti” adıyla yer aldığı bu protokole imza atıyor. Ve ardından yapılan açıklamalara bir bakın. “Bu imza, Rum kesimini tanıdığımız anlamına gelmez!..” MA Talat böyle diyor gam yemem ancak ben Kayseri’liyim. Benim gül gibi bir hemşerim var. Sayın Abdullah Bey de böyle söylüyor.
Güney Kıbrıs Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu ise Türkiye’nin protokolü imzaladıktan sonra “ancak Rumlara uygulanmayacağı yönündeki tezi gülünç” olarak nitelendiriyor! “Türkiye uygulamayacağım diye gövde gösterisi yapmağa devam ederse” diyor. “Güney Kıbrıs’ın veto kartıyla….”
İmza atarız ama biz tanımayız!..
Tanımadığımız bir ülkeyle ticaret yapacağız, tanımadığımız ülkenin mal ve hizmetleri bize gümrüksüz girecek!...
Limanları kapalı tutacağız!…
Gayrimüslim vakıflarının mallarını geri vereceğiz!...
Cemaat vakıflarının gayrimenkul edinmesinin önündeki engelleri kaldıracağız!...
Azınlıklara tanınan okul açma haklarını sadece Süryani, Bahai ve Türk Katoliklerine vereceğiz ama bu Lozan’ı delme anlamına gelmez.
Biz AB’yle müzakere sürecinde serbest dolaşmama anlaşması imzalayacağız. Ama bu serbest dolaşma anlamına da gelmez. Biz serbest dolaşmasak da olur.
Ne demeli şimdi?
Bir sistem mi işliyor?
Biz mi işletiliyoruz?
Hulusi ÖZOCAK
En Serbest Muhasebeci
Yeni Asır’dan bir alıntı....
Allah Rahmet Eylesin,Nur içinde yatsın,Günahları varsa da Allah affetsin,Mekanı cennet olsun.
Allah geride kalanlara (hayattaki tek ablam,ve 3 yeğenime) sabır ve tüm sevdikleriyle yaşanacak uzun,sıhhatli ömürler versin diye duacıyım.
Ancak Yeni Asır gazetesinde hakkında çıkan kısa yazıyı sizlere aktarmak istedim.
Sevgi ve Selamlar,
Kırımhan Akıncı
Kaynak: (Yeni Asır Gazetesi 25 Mayıs 2005- Erkin Usman'ın Pota köçesinden)
http://ya2005.yeniasir.com.tr/05/25/index.php3?kat=ana&sayfa=eusman&bolum=yazarlar
bodrum'dan
Karaada öksüz kaldı...
Yıllar öncesiydi.
Bu ada henüz işgal edilmemişti. Bodrumluların da pek iltifat etmediği kıraç bir kara parçası görünümündeydi.
Salaş bir iskele ve hemen karşınıza çıkan bitişik barakalardan kurulu restoran.
Buna restoran mı dersiniz, sazlardan örülmüş bir meyhane mi dersiniz?..
Tarifinize, görüşünüze bağlı.
Hemen yanı başında da bir mağara.
Buradan fışkıran sarı renkli bir suyun oluşturduğu çamurun şifa dağıttığına da inanılıyor.
Dükkanın kapısı dibindeki masada kara kaplı kalın bir defter var.
Bu defter, bu salaş restorana gelenlerin notlarıyla dolu.
* * *
Sonraları, adı Karaada ile birlikte ünlenecek bir salaş restoranın adı: Demgah'tı...
Kurucusu, yöneticisi, hasılı herşeyi de uçarı bir Ankaralı, Erol Kavşit.
Bu uçarı delikanlının Ankara'da da iki mekanı vardı. Bunlardan biri Demgah, öteki Dergah...
Demgah'te içki var; Dergah'ta kültür ve sanat...
Erol Kavşit bu tür işletmelerin herşeyi olmasının yanında, duyarlı bir yazar ve şairdi.
Onu zaman zaman Karaada'nın kuytularında, hayal aleminde gezerken görürdünüz.
İzmir'deki bir sevgiliye yazdığı şiirler ise, bestecilerimizin kapıştığı parçalardı.
Şarkı olmuş bu şiirlerden biri...
"Şarkılar yazdım sana,
Sazlar seni kıskandı
İçimdeki sevgiler,
Hazlar seni kıskandı..."
* * *
İşte hayat dolu, heyecan dolu, aşk özlemi dolu bu Erol Kavşit, bir Ankara akşamında bu dünyaya "eyvallah" dedi. Sadece Karaada değil, Demgahlar da Dergahlar da öksüz kaldı.
KUTSAL AŞK Yazan: Aysen Şahin AKSAKAL
Aslında aşk, aynı insanı, sabahın körü uykudan uyandırdığındaki en sinirli hali ile de kabul edebilmek, aynı tuvaleti bir dakika arayla kullanabilmek, diz yapmış pijamalarla kanepede yastıklara sarılıp sızmışken bile şefkatle okşayabilmektir. Buna katlanamayanlar zaten aşık değillerdir.
Bu durumda evlilik hoşlandığın insana karşı olan duygularını öldürüyor diyebiliriz. Zira aşıksan, aynı havayı solumak bile zevk verir. Hep beraber olmak istersin. banyodan gelen su sesi bile onun evde olduğunun işaretidir ve huzur verir. Ütülediğin gömleğin ona ne kadar çok yakışacağını düşünürsün, pişirdiğin yemeği ne çok seveceğini, o bin tane ayakkabısı dururken bin birinciyi almaktan mutlu olacak diye, istediğin gömlekten vazgeçersin. Zamanla, almaktan çok birşeyler vermekten mutlu olduğunu keşfedersin. eğer evlilikte ikinize yemek pişirecek, dolabı düzenleyip ütüyü yapacak bir anne olacak sanılıyorsa, o kadının saçlarının hiç yaşlanmadığı ve adamın geceleri terlemediği düşünülüyorsa, asla kavga edilmeyecek ve lavabo tamir edilirken dahi gülüşüp öpüşülecek zannediliyorsa zaten beklenti bir evlilik değil, bir amerikan filmini yaşamaktır. Bu hayallerle yola çıkıldığında, damat ilk gece gelinin saçlarından on bin firkete sökmeye çalıştığında, gelin ise damat firketeleri çıkaramayıp s...m böyle kuaförü- diye söylendiğinde zaten evlilik sandıkları şey çatırdamaya başlayacaktır.
Evlilik; sadece aşk değildir. Evlilik; ev arkadaşlığı, kankalık, sırdaşlık, ortak hesaba sahip mudilik, ayrı kökenlerin birleşmesi, başı hatırlanmayan bir akrabalık ilişkisidir. aşk bu ilişkide tutkuyu sağlar ama zaten tek başına ayakta
tutamaz. Aşıksanız ateşli sevişmeler yaşarsınız ama kış akşamları evde konyak içip geyik yapamayabilirsiniz. Hala canınız sıkıldığında onu değil de annenizi arıyorsanız, yalan olmuştur o evlilik. Aşk evlilikte gider gelir. Halıya kola döktüğünde aşk biter, ama o, halıyı temizleyebilirse gene aşık olunur. O aradaki sinir evresini
aşabilenler ellinci yıla kadeh kaldıranlardır. Tahammül edemeyenler ise ikinci evlilikten sonra artık evliliğin yalan olduğuna inanacaklardır. Zafer, direnenlerin olur........
Yazan: Aysen Şahin AKSAKAL
HASAN ÇELİKKOL ve ŞİİRi...
ERGUVAN IKLIM
Arasira maskeleri indirip dusunmeliyiz Kadere boyun egmeden Gölgesine kapilmadan saatlere siginmis Yelkovanlarin sirlarini cozmeliyiz
I Neden birbirine degmez kar taneleri Yildirimlar duserken bulamam ben en kristal halimi
II Neden usutur, soguktan daha cok yalnizlik Sirf bu yuzden kusatilmistir sonbahar
III Neden sarap kadehine koyariz pismanliklari Telafisi mumkun olmayan tuzaklarin yerine
IV Neden bilinmez gokkusaginin dus yorgunlugu Uyumadan uyanmanin parodoksu Kacinci kromozonda saklidir mesela askin adi
Hersey biraz ucucu Goruntuler bile kayboluyor Yapistirma okul koridorlari yetmiyor Mevsimler degisiyor yalnizca Bu yuzden her paftasini yasamaliyiz Iyi yada iyi Yurek carpintisinda ruzgarin adiyla kosuyor zaman
Hasan Çelikkol
İÇİMİZDEN BİRİ
YÜKSEK İDEALLER BİRLEŞTİRİR.
BİZ İNSANOĞLU SADECE PAYLAŞMAYI ,ELİMİZDEKİNİ DEĞERLENDİRMEYİ
BİLMEDİĞİMİZ,SABREDEREK ÇABA GÖSTERMEYİ BİLMEDİĞİMİZ İÇİN MADDİ VE
MANEVİ KAYBEDİYORUZ. (EDİSONUN AMPÜLÜ BULURKEN YAPTIĞI SAYISIZ DENEY
GİBİ,ATATÜRK'ÜN ŞARTLAR VE ZEMİN UYGUN HALE GELİNCE İNKİLAPLARINI
GERÇEKLEŞTİRMESİ ,TÜRKİYE CUMHURİYE'TİNİ KURMASI GİBİ,ANADOLU'YU
ŞEKİLLENDİREN YUNUS EMRE'NİN BU TOPRAKLARI KARIŞKARIŞ GEZMESİ GİBİ
ZAMAN,SABIR,ÇALIŞMA VE KELEBEK ETKİSİ BİZİ ŞEKİLLENDİRİYOR)
İŞSİZ KALINCA BULUNDUĞUM ÜLKEYİ BİRARA TERK ETMEK
İSTEDİM,VAZGEÇTİM.. BÜYÜK İDEALLER İÇERMİYORSA,TÜM İNSANLIĞA BİRŞEYLER
VERMEK İSTEMİYORSANIZ BU KAÇIŞLARIN BİREYSEL BAZDA KÜÇÜK FAYDALAR
SAĞLANDIĞINI, AMA BENİ TATMİN ETMEYECEĞİNİ GÖRDÜM.
YAŞADIĞIM TOPRAKLAR KÜÇÜK DÜŞÜNMEYİ,BİREYSEL DÜŞÜNMEYİ KALDIRMIYOR.BU
YÜZDEN ATATÜRK TÜRKİYE İNSANINA HEDEF GÖSTERİRKEN BATILILAŞMA DEMEDİ, MUASIR MEDENİYET SEVİYESİNE ULAŞMALISINIZ DEDİ,HELE BİRDE İSLAM PEYGAMBERİ İLİM ÇİN'DEDE OLSA GİDİP ALMALISINIZ DİYİNCE; TÜRKİYEM İNSANININ OMUZLARINA YÜKLENEN YÜKÜ BİR YAŞAYANI OLARAK BENDE
DOĞDUĞUMDAN BERİ HİSSETTİM.
TARİH DERSLERİNİ HEP SEVEREK TAKİP ETTİM.TARİH KİTAPLARINDA HEP ŞİMDİNİN VE GELECEĞİN BİR KELEBEK ETKİSİYLE NASIL ŞEKİLLENDİĞİNİ GÖRDÜM.
BAYRAĞIMIZA YAPILAN SAYGISIZLIKLARA TOPLUMCA TEPKİ GÖSTERİŞİMİZİN BENCE NEDENLERİ TARİHTEN GELEN ANLAMLI DERİNLİKLERDE SAKLI,SELÇUKLU DEVLETİ SEMBOLÜNÜN BİR KARTAL OLMASI TESADÜF DEĞİL DEVLETİ KURANLARIN
İDEALLERİ YÜKSEKTİ.ONLAR BU TOPRAKLARA YERLEŞMEYE GELİRKEN.AFRİKADAN
İSPANYA'YA ORDUSUYLA GEÇTİKTEN SONRA İLERİYİ HEDEFLEYEN ARAP KOMUTANIN
GEMİLERİNİ YAKMASI GİBİ, GERİYE HİÇ BAKMADILAR.
GÜZEL TÜRK BAYRAĞIMIZIDA YIKILIRKEN SAVAŞLARDA BİR ÇOK EVLADINI KAYBEDEN OSMANLI DEVLETİNİN BALKAN SAVAŞLARI,BİRİNCİ DÜNYA
SAVAŞI,ÇANAKKALE SAVAŞI, DOĞUDA RUSLARA KARŞI YAPILAN 93 HARBİ.VE BİZE
TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ KURDURAN KURTULUŞ SAVAŞIMIZ ŞEKİLLENDİRDİ.
TARİHTE HİÇ BİR MİLLET YOKKİ BU KADAR KISA SÜREDE BU KADAR ÇOK CEPHEDE BU KADAR ÇOK SAYIDA EVLADINI KAYBETSİN.(ONLARIN DÖKÜLEN KANLARININ RENGİNİ ALAN BİR BAYRAK VE YÜKSEK İDEALLERİNİ GÖSTEREN AY, YILDIZ)
BU SÖZLERİM KISIR,KAPALI BİR MİLLİYETÇİLİK DEĞİL.TÜRK ADI HİÇ BİR ZAMAN SADECE KURU BİR BEDENDEN İBARET MİLLİYETÇİLİĞİ TEMSİL
ETMEDİ.TÜRK ADINI ORTA ASYADAN GETİRENLER ONUN ANLAMINIDA GETİRDİLER (BİLİMSEL BİR ARAŞTIRMADAN DİNLEDİĞİM ANLAMI;KANUN
KURUCU,KANUN KOYUCU, TÜZÜK)
BU YÜZDEN CUMHURBAŞKANLIĞI FORSUNDA YER ALAN BAYRAKLARIN SAHİBİ
KURUCUSU OLDUĞUMUZ DEVLETLER.EBRU SANATIMIZDAKİ GİBİ BİR ÇOK RENGİN UYUMLA DANS ETTİĞİ GÖZE VE GÖNLE HOŞ GÖRÜNEN BİR BİRLİKTELİĞİN TEMSİLCİSİ OLDULAR.(TÜRKİYE BİR MOZAİK DEĞİL EBRU SANATIMIZIN ŞAHANE BİR GÖRÜNÜMÜDÜR)
ATATÜRK BU YÜZDEN KENDİNİ BU ÜLKENİN VATANDAŞI OLARAK GÖREN HERKEZ
TÜRK'TÜR DEDİ.BÜYÜK İDEALLERİ OLAN İNSANLARIN OLUŞTURDUĞU,KURDUĞU
DEVLETLERDE BU YÜZDEN ALT KAVRAMLAR(ETNİK,DİNİ,MEZHEPSEL ADI NEOLURSA OLSUN SADECE RENKLİ GÜZEL BİR HALIDAKİ DESENLERİ VE RENKLERİ TEMSİL EDER,HALI NEKADAR UYUMLU DÜZGÜN ŞEKİLLENDİRİLİRSE,ÇIKACAK SONUÇ O KADAR GÜZEL OLUR)
DÜNYA'NIN İLK ZAMANLARINA GİDERSENİZ ZATEN HERKEZ ADEMLE,HAVVADAN;AMA
YÜKSEK İDEALLERİN BİRLEŞTİRDİĞİ TOPLULUKLARIN ÖN ADINDA TÜRK ADI
HERZAMAN VAR OLDU, İNŞALLAH VAR OLMAYADA DEVAM EDECEK. BU YÜZDEN BAŞBAKANIN ÇANAKKALE SAVAŞLARI ANMA TÖRENLERİNDE BU TARİHİN
KAYDETTİĞİ SON ŞOVALYE RUHLU SAVAŞTI DEMESİ ONUR KIRICI VE YANLIŞTI.BİR VATANDAŞ OLARAK KATILMIYORUM.
ÇANAKKALEDE SAVAŞAN VATAN EVLATLARI (DEDELERİM) KARŞISINA ÇIKAN ŞOVALYE SAVAŞÇILAR KADAR SİLAHA,ZIRHA SAHİP DEĞİLDİ. KENDİSİNE KONSERVE
KUTUSUNDA PİSLİĞİNİ GÖNDEREN ŞOVALYE'YE SİGARASINI GÖNDEREREK
UTANDIRACAK KADAR MEHMETÇİKTİ.MUSTAFA KEMAL SÜNGÜ TAKIN YERE YATIN
SİZDEN SONRA YERİNİZİ ALACAKLAR GELENE KADAR SÜNGÜYLE SAVAŞIN
DEDİĞİNDE DURUMU ANLAYACAK KADAR ZEKİ VE CESURDU.GERİDE KALAN AİLESİ
İÇİN GERÇEKLEŞMESİNİ İSTEDİĞİ GÜZEL,YÜKSEK İDEALLERİ VARDI.
ÇANAKKALE MİLLİ MÜCADELE SAVAŞININ FİTİLİNİ ATEŞLEDİ.KELEBEK ETKİSİ
ARKADAN GELDİ.
DUYURULUR GÜZEL ÜLKEMİN SADECE YÜKSEK İDEALLER PEŞİNDE YENİDEN SIMSIKI
BİRLEŞMEYE İHTİYACI VAR.BUNU SAĞLARKENDE TÜRKİYEM KAYNAKLARINI HEBA ETMEDEN ÖNCELİKLE BU ÜLKE İNSANI İÇİN HARCANMASINA, ADİL
DAĞITILMASINA,ÖZÜNE SAHİP ÇIKMASINA İHTİYAÇ VAR. KULLAN AT ŞEKLİNDE
YAPILIP ATILMASI PLANLANAN BİR JAPON ÇAKMAĞINI ÜSTTEN DOLDURARAK DEFALARCA KULLANAN KIVRAK ZEKASINA İHTİYAÇ VAR.DAHA İYİYE GÜZELE DOĞRU BİREYSEL KELEBEK ETKİLERİNİN TEK BİR HEDEFE YÖNELDİĞİ KÜÇÜK
ÇIRPINIŞLARDAN OLUŞAN YAPICI FIRTINALARA İHTİYAÇ VAR.
AKAY DURULGAN 01-05-2005-İZMİR
KIRIMHAN AĞBİNİZİN KÖŞESİ
Sevgili arkadaşlar,
Cuma günü saat 12,20 de Yelken restoran’dan içeri girdiğimde cam kenarında hazırlanan uzun masanın yarıya yakını dolmuştu bile. Sonradan gelenlerle toplam 14 kişiyi bulduk.Katılanlar;
Yeşim Dinç
Gökşin Akçalı
Yiğit Alanyalı
Mutlu Dölen
Çağlar Durgun
Belkıs Penzo
Füsun
Berrin
Kırımhan
Bülent Pehlivan
Mehmet Ali Kutsay
Dr.Sibel Akkol
Yılmaz Kaya Aylanç
Yusuf Ziya Kılıç
Herkesin birbirini görmekten mutluluk duyduğu gözlerinden ve davranışların samimiyetinden kolayca anlaşılabiliyordu.Bu çeşit toplantıların, geceleri de düzenlenmesi gereği üzerinde duruldu.
Günün Sürprizini Marmaristen gelen Bülent Kardeşimiz gerçekleştirdi.
Bülent,Mehmet Ali ve Ben saat 16.00 ya kadar hasret giderdik tabi rakıları da....Sonra Bülent’le Mavişehir’e evimize gittik.Eşim Yurdagül ve saat 19.00 da gelen oğlum Devrimle de uzun sohpetlerden sonra saat 20.20 de Bülent kardeşimle vedalaşarak onları Pasaport da bıraktım.
Bu sefer ToT Kardeşlerimizin Happy Hour’u için Ticaret Odası Lokaline gittim. Orada da 8 kişi toplanmış olduk.
Filiz Güler
Aslı Sağlıcak
Seher Eke
Gürcan Yılmaz
Ferah Diken
Serdar Tan (Misafir)
Barboros
Ali
Kırımhan
Toplantının en “tatlı” yanı bal üretimine başlayan Gürcan kardeşimizin mini kavonazlarda dağıttığı ballardı.
Herkesin bira benimde son bir duble rakı içtiğim ve öksüz doyuran Tavuk Şinitzel yediğim toplantı saat 10,30 a kadar sürdü.
İşte kısaca Cuma günü yaşadıklarımız bunlar.
Didem Üşenmez Kardeşimizin maili , bana bu çeşit toplantıları dahada geniş bir perspektiften - yani tüm “Kırımhan Abinizin Bülteni Okuyucularını” biraraya getirecek bir akşam yemeği - düzenlemek gibi bir misyon gerçekleştirmeye çalışma düşünce ve azmini verdi.
2005 Yılı Ocak veya Şubat ayında sürprizimiz olacak.
----------------------------
KIRIMHAN AĞBİNİZİN KÖŞESİ
Bugün, bu yılbaşının benim için öneminden kısaca bahsetmek istiyorum.
Geçen sene bugün öğleden sonra ameliyatım sonrası özel bakımdan çıkarak 2003 yılının son gününü hastahane odasında eşim,oğlum ve annem,babamla birlikte geçirmiştik.Allaha şükürler olsun yeniden doğmamın üzerinden bugün bir tam yıl geçmiş oluyor.
En önemli dileğim bu kutlamayı daha yıllar boyunca yapabilecek sağlığı koruyabilmek...
Sağlıklı geçecek yıllar dileğini tüm okuyucularım için de tekrarlarken bu günleri görmemi yaptığı başarılı ameliyatla sağlayan Sevgili ağbim Oktay Başok’a burada bir kez daha sonsuz teşekkür ve minnetlerimi sunuyorum.
SSSS
Kırımhan AKINCI
KIRIMHAN AKINCI
Acilen Sayım Görevlisi Arıyor - İzmir
Referans Kodu: Mavişehir-Türkiye
54 Yıllık hayatımda yaptığım doğruları ve hataları, işlediğim günahları ve sevapları sayarak, dökümünü yapacak,bilanço ve gelir tablosu çıkarmak için kurulan saha kadrosunda Sayım Görevlisi olarak görev yapacak takım arkadaşları aramaktayım.
Aranan Nitelikler
- Hayat okulundan mezun olmak.Kaldırımlardaminimum 1-2 yıl deneyim sahibi olmak
- Erkek adaylarda askerliği yapmamış olma şartı aranmaktadır.
Ek Bilgiler
İş Alanı : Diğer
Organizasyondaki Yeri : Eleman
Çalışma Şekli : Tam zamanlı
Görev Yeri Şehir : İzmir
Görev Yeri Ülke : Türkiye
Yayınlanma Tarihi : 31.12.2004
Son Başvuru Tarihi : 01.01.2005
GÜZEL İNSANLARIN
GÜZEL GECESİNDEN NOTLAR:
*95 kişinin rezarvasyonu yaptırdığı geceye 80in üstünde kişi katılarak tam bir rekor kırdı.
*Yemekler, içkiler ve servis mükemmeldi.Hamsiköy sahibi Cumali Kayar kardeşimiz bizleri gerçekten 4/4 lük ağırladı.
*Jest üstüne jestlerin yaşandığı gecede ilk jest kocaman Opel Bayrakları ve opel arması şeklinde çiçeklkerden yaptırılmış çelenk ile yine mekan sahibi Ali abimiz yapmıştı.
*Tertip Komitesi olarak aldığımız kararla Yıldırım ve ben erkenden orda bulunup gelen her bayana bir karanfil hediye ettik. Tüm erkekleri temsilende en yaşlı erkek olarak Aziz abimize ise bir kaktüs takdim edildi...
*Saat 19,30 dan sonra akın akın gelmeler başladı.Tam 2 saat boyunca lokantada bir bayram sevinci,çoşku seli yaşandı.Her gelen diğerleri ile öpüşüyor,sarılıyor alt katı üst katı dolaşıyordu...Birbirini aylardır hatta yıllardır görmeyen eski,yeni,tanıyan tanımayan halen çalışan,ayrılmış GM/Opelliler gerçekten tam bir bayram havası içindeydi.
*Nihayet yemek ancak 2130 a doğru başlayabildi.Birer duble alındıktan sonra bendeniz yani Kırımhan abiniz politikacılar giibi yüksekten değilde birinci kattan ikinci katta sıralanmış ve her kelimemi alkışlayan bir dost zincirine günün mana ve ehemniyetini belirten kısa konuşmamı yaptım...(gerçi istek üzerine birde ikinci kattann birinci kata hitaben aynı konuşma tekrarlandı...)
*Mehmet Tolunay kardeşimin geceye gönderdiği çiçek muhteşemdi.Biz bu sayede tüm İstanbulda olupta katılamıyan arkadaşlarımız andık.Ve kadehlerden birinide Mehmet Tolunay kardeşimiz için kaldırdık.
*Aziz ağbi yıllardır sakladığı Opel armalı kravat iğnesini bana hediye ederek,bu gecenin anısını perçinledi kalbimde...
*Fazıl Esen kardeşimizin Antalya’da iş gezisinden İstanbula dönecekken İzmire uçarak geceye katılması gecenin sürprizlerinden ve güzel jestlerinden biri oldu...
*Mekanı bulmakta önce Marek penzo abim,sonrada Bostanlı Camii yerine Beşikçioğlu cCamiine giden fazıl oldu...Ama şükürler olsun ki sonunda her ikisinede kavuştuk...
*Bol bol eski hatıraların ve hoşluk ların anlatıldığı gecede, kalan son yirmi kişide bir yuvarlak masa toplantısı ile kahvelerini içerek bu hatıraları anlatmaya devam edildi..Orada olsun olmasın çok kişinin başta Öcal Turan’ın kulakları çınlatıldı.Bu gurupta dağıldığında saat 01.00’i geçmişti...
*GM den Murat kardeşimiz Opel forması ile geceye gelerek yaptığı jestini, giderken bu formayı bana hediye ederek devam ettirdi...
*Mekan sahibi Ali abimiz artık bHamsiköy’de bir Opel şeref defteri bulunduracak.Ve bu deftere her gişden Opelli düşünce ve anılarını yazabilecek...
*Birçok fotografın çekildiği gecede bu fotograflar sizler gönderdikçe Google Yazışma grubunda veya bu bültende yaınlanacaktır.
Geceyi küçük notlar ve hatırlayabildiklerimle anlatayım dedim yinede epey şeyler yazdım.Yine hatırladıkça yazarım.Ama bence yetişemediğimiz masalarda konuşulan eski ,yeni günler ve hatıraları,ümitleri gelecek düşüncelerini siz katılanlar da yazında yayınlayalım.
SSSS
Kırımhan Abiniz.(Kırım şef)
GÜZEL İNSANLARIN
GÜZEL GECESİNDEN NOTLAR(2)
*Opel’in en eski Güvenlik elemanı İsmet abimiz’de şeref Konuğumuz olarak Erbil,Nazan,Faruk abi ve benim oturduğum masada yerini aldı...
*İlerde kurulması düşünülem GM/Opel Mensupları Derneği’nin Lokal adresi olarak Hamsiköy Restaurant şimdiden tespit edildi...
*Erbil ‘in cep telefonundan arayıp vermesi üzerine Mehmet Tolunay kardeşimizle sıcak bir teşekkür ve özlem giderme konuşması yaptık.Onu kapattık bu sefer seyehatte olduğu için katılamayan Rasimle sevgili doktorumuz Sibel’in araması üzerine yine benzer sıcak bir konuşma gerçekleştirdik.
*Herkes neşeliydi ama sıralama yaparsak en neşeli masalar
-Gülperi,Aziz ağbi,Fikret ve Yeşim Çolak ve Doktor Sibel’in masası
-Marek penzo,Ertil,Vedat Sayınsoy ve Ali İçhedefin oturdukları masa.
-Yukarı katda da Murat Aydın ve Mehmet Ali Kutsay’ın bulundukları masa...
* Geceye saat 11 den sonra gelen arkadaşlarımızda oldu.Nergiz Kul,Münevver Göz ve Gülgün Bilici fırtına gibi estiler...hatta Marekle aramızda “şimdi mankenler geldi birazdan da dansözler çıkacak” esprisi bile oldu....
*Çoğumuz masa masa dolaşıyordu.yani konsumasyon çoktu.Bu nedenle ne yedik ne içtik tam anlayamadık.Ama ölçüyü kaçıran da olmadı.
*Yeşim’den aldığım kesin listeye göre geceye toplam 78 kişi katıldı.
(64 Net GM/Opelli+14 eş). Yer ayırtıpta veya mazeretleri olduğu için gelemeyenlerden hatırlayabildiklerim ise;
-Ömer Güngör
-Sezai Güler
-Berki Kanalp
-Suzal Topal
-Koray İkizalp
-Bahrettin Türkoğlu
-Erdak Baltacıoğlu
-Müjgan-Ömür Taşar
-Sinem Pala
-Rasim Baykan
-Özcan Keklik .
TÜM DOSTLARA ve OKUYUCULARA
“Size geçen ay ve hafta içinde gerçekleşen veya gerçekleşecek ,bazı önemli olaylardan söz etmek istiyorum.”diyerek
Hava ve toz durumu raporunu anlatır gibi anlatmaya başlayalım;
1) En son 4 ay önce ameliyatımla ilgili sağlık kontrolünden sonra geçen ay sonunda yapılan detaylı sağlık kontrolünde de herşey iyi çıktı.Tabi benim için en önemli haber bu....
Kendi periyodik muayenemizden sonra bu seferde emektar Suziki Balenomuzu periyodik bakımı için Eski Opel çalışanlarının kurduğu İzmat Özel servisine götürdüm. Cengiz Karahan kardeşimiz zaten geçen sene arabanın başına gelen 2 küçük ama hasarlı kazada da gerekli müdahaleleri yapmıştı.İşyerinin boya,karoseri v.s. bölümlerini gezmiş ve orada çalışan 5 eski Opelli arkadaşımızı da görmüştüm. (Adres:1561 Sk.No:25 Çınarlı İzmir Tel: 4628525).Kendi veya şirketlerinin Arabası için tamirat veya bakım ihtiyacı olanTüm eski Opelli arkadaşlarımıza ve tüm okuyucularımıza, dostlarımıza tavsiye ederiz.
Bu kez de periyodik bakımını gerçekten çok uygun bir fiyatla tamamladı. Daha da önemlisi bakımın yapıldığı 2 saat boyunca hep Opelden,eski ve şimdiki arkadaşlardan bahsetme imkanımız oldu.Tam araba hazırlanıp gitmeme yakın bu seferde Mali Kutsay çıkıp gelmez mi? Hadi bakalım sohbet yeniden başladı.Cengiz İşyerindeki Müşteri bekleme yerinin (ki gayet güzel 3-4 masa ve sandelyeleri var) aynı zamanda eski/yeni Opelli arkadaşlarımız için bir buluşma yeri olabileceğini söylüyor.Böylece Hamsiköy Restoran dan sonra ikinci bir adres daha bulmuş olduk.... Bu arada Mehmet kardeşimize yahoo dan bir mail hesabı alıp Google Group daki Opel çalışanları sayfamız ile bültenimizin Google Group sayfalarına nasıl girileceği ve arşivlerin incelenmesi konusunda uygulamalı bir kurs verdim...Ayni kursun daha kısa bir bölümünü de telefonla Mustafa Gürbüz kardeşimize de tekrarladım.ne yapalım Hocalık kolay mı kardeşim.
2) Bugün bu akademik dönemin son dersine giriyorum.2 hafta kadar süren final imtihanlarından sonra 2004-2005 öğrenim yılını geride bırakmış olacağız.Bende İEÜ MYO’da Muhasebe Öğretim Görevliliğinin birinci yılını tamamlamış olacağım.
3)Geçen ayki ToT Toplantımızı Hamsiköy Restorant-Bostanlı’da 4 kişinin katılımıyla gerçekleştirdik.
Ferah,Kırımhan,Barbaros ve Gürcan.
Haziran ayı ToT(Training of Trainers) seminerinin birinci yılını doldurduğu ay.O yüzden özel bir kutlama (17-18-19 Haziran hafta sonunda bir veya 2 gün Gürcan Kardeşimizin Karaburun tarafındaki yazlığında ) yapılması düşünülüyor.Bu seferki katılımın daha çok olacağını umuyor ve bekliyoruz.
4)Paris Muhabirimiz Hamam’s Man- Ayhan Taşkın İzmir’li olduğu için onunla senede bir veya 2 kez İzmir’de görüşmeye alışmıştık. Ancak Kırgızıstan Muhabirimiz Bişkek Üniversitesi Genel Sekreteri ve Öğretim Görevlisi Ayhan Sürek kardeşimizi nerdeyse 5 yıldan beri göremiyorduk.Bu sene şeytanın bacağı kırıldı ve geçen hafta danışmanlığını yaptığı bir şirketin Rus Müşterilerini gezdirmek ve iş görüşmelerinde bulunmak üzere Ege Bölgesine gelen Ayhan kardeşimizle tüm Pazartesi günü bütün gün beraber olabildik. Mavişehirdeki evimizi ziyaretiyle başlayan şehir gezimiz, İzmir Ekonomi Üniversitesi ile devam etti ve en sonunda Bostanlı İskelesindeki Altınbalık Restorant da sona erdi.
Akıncı ailesi ile Ayhan Sürek bu arada İzmir-Kırgızıstan meselelerini konuştular ve karşılıklı nezaket hediyeleri teati edildi.... Kırgızıstandan kesin dönüşünü takiben muhabirimiz İzmir’e yerleşerek emekliliğini Egenin incisinde geçirme kararını açıkladı.
Ancak Izmir’in kızlarının güzelliği, körfezin deniz manzarası ve rüzgarlı havası buna alışkın olmayan muhabirimizi çarptı ve akşam uçağıyla döndüğü İstanbul’da bir gün üşüterek hasta yatmasına sebeb oldu...
Bu arada Ayhan Sürek’e eşlik eden Onur İnşaat Şirketi Genel Müdürü (eski STFA’lı) Tayfur Salor abimizle tanışma ve beraber olma imkanımız doğdu.Tayfur abinin kızı kanalı ile de Ünilever’de çalışan eski dostumuz Hüseyin Efe’yi bularak bülten abonesi yapabildik...Ayhan biraz kilo almanın dışında aynı Ayhan...Sıhhati de iyi maşallah...Ancak Kırgızistan güzellerine daha da genç görünmek amacıyla gözleriden ameliyat olarak gözlüklerini attığını da burada belirtmeden geçemiyeceğim.
DİNAZORLAR..... Geçen hafta Selçuk Mengüç’ün başlatıp,benim,Kamuran Şaşmaz ve Emre Kolonkaya’nin devam ettirdiği iyi-kötü,güzel-çirkin anılar hakkında Eski GM-Opel Dinazorlarından görüş veya anılarını bekliyoruz halen... Anlaşılan bazıları Kış uykusuna yatmışlar...
YENİ İŞ KURANLAR Yıllardır NETSİS’ de Müşteri hizmetleri Müdürü olarak çalışan Levent SAMANCIOĞLU, Karşıyaka ENGLİSH HOUSE İngilizce ve Bilgisayar Kurslarını başlatmış bulunuyor. Bu kurslar Toplam 160 saatlik dersle 10 kişilik özel sınıflarda NETSİS onaylı kullanıcı sertifikası alma ve kolayca iş bulabilme imkanı sağlamaktadır. Tel. 381 98 53 Adres:Karşıyaka Çarşısı 1717 Kemalpaşa cad.No:90/3-4 Karşıyaka İZMİR (Erdil Kundura’nın olduğu pasaj). Ayrıca Pasajın giriş katında da Levent ve eşinin işlettiği ALEV BİJUTERİ ve BONCUK Mağazasıda hizmetinizdedir.
İŞ VE MEKAN DEĞİŞİKLİKLERİ...
Haberi olamayanlar için yakınlarda gerçekleşen bazı iş ve mekan değişikliklerinden bizi de haberdar ettiğiniz ölçüde bilgi vermek istiyorum;
1-İzmir Piyasalarında bir türlü aradığı huzurlu ve devamlı çalışma ortamını yakalayamayan Melih Tüzmen kardeşimiz İstanbul’a transfer oldu.Bu konu da eski Opelciye yine eski Opelciden fayda var sözünün doğruluğunu bir kez daha ispat eden Yüksel Erdemir kardeşimize teşekkür ederiz...İstanbuldaki eski Opel Dinazorlarının da Melih kardeşimize gerekli yardım ve dayanışmayı göstereceklerine eminiz. Melih Tüzmen’in yeni görev ve şirketi hakkında kısa bigiler şöyle; Title:
Director-Business Development & Automotive Operations Management
Erdemirler Group
Tel:0212-422 08 04; Direkt:422 08 21
Fax:0212-422 08 17
Distributorships:
OPEL; Chevrolet; Petrol Ofisi; K2r; 3M Automotive; 3M Marine; 3M Auto Detailing; Phoenix Gold-Hi End Car Audio; Carverpro; AudioSource
No of Employees:130
2-İstanbul’da Servus Bilgisayar da 4 yıldan beri evinden uzakta çalışan Mustafa Güresti, Alkim Kağıt genel Müdür Muavini arkadaşımız Yılmaz K.Aylanç’ın gayretiyle İzmir’e geri geldi.(Eski opelcinin Opelciye faydası teoremi doğrulanması No.2...)
3-Bu arada MustafaGüresti’nin kayınbiraderi ve can dostumuz Hasan Çelikkol Raks Ev Aletlerinden ayrılıp Tolon İş Makinalarında göreve başlamış bulunuyor.Bizim için mühim olan Hasan’ın işinden çok şiirleri bugün taze gönderdiği bir tanesini daha yayınlıyoruz.
4-Eski Opelcileri Arkas grubunun çeşitli şirketlerine toplamakta büyük yardım ve başarı gösteren Marek Penzo ve Mehmet Bezal’ıda burada tekrar analım.
Son transfer ise (gerçi bu konu gerçekleşeli bir ayı geçti ama biz daha yeni haber yapıyoruz) Müjgan Taşar kardeşimizin eşi sevgili Ömür Taşar...Kartviziti de şöyle; Volcar Otomobil ve Yedek Parça San.Tic.A.Ş.
Mali ve İdari İşler Müdürü
Tel : (232) 264 84 84 (129)
Fax : (232) 253 00 35
www.volcar.com.tr
Volvo almak isteyenlere duyurulur....
TEŞEKKÜRE SÜR TEŞEKKÜR...
Ali balcı kardeşimizde bu yıl iş değiştirenlerden.Yanlıuş anlamadıysam Birleşik Arap Emirlikleri Dubai Serbest Bölgesinde iş kurmak isteyenlere temsilcilik ve danışmanlık hizmetleri vermekte...Yani bizim eski sahte cennet vatanımız Birleşik Arap Emirliklerine el atmış vaziyette..Ama bütün bu iş ve mekan değişikliği Kırımhan Abisinin Bültenini okumaya ve okutmaya mani olmuyor.Halen bu konuda sağ olsun Ali kardeşimiz başı çekmekte.Teşekkürlere bir teşekkürde bizden bu nedenle...
From: ali.balci Date: Thu, 24 Feb 2005 Subject: Dosttan Teşekkür To: gunlukbulten@gmail.com
Kırımhan abicim bir dostumun sana teşekkürünü(bu teşekkür hem kuleler hemde gunluk bulten için) iletmeyi kendme borç bilirim. Daha çok kule daha çok teşekkür:)) Saygı ve sevgilerimle Ali BALCI ----- Özgün İleti ----- Kimden : "hilmi_yeniev" Kime : "ali.balci" Gönderme tarihi : 21/02/2005 Konu : Ynt: abi, Kırım Han abiye sonsuz teşekkürler...
HAPPY HOUR (SIRA GECESİ)
ToT Kardeşliği Happy Hour (Sıra Gecesi) geçen Cuma akşamı Ticaret Odası lokali tadilatta olduğu için altındaki SERA da yapıldı.Katılım oranı rekor düzeydeydi. Bu konuda yarın fotograflarla birlikte daha fazla bilgi vereceğimizi ümit ediyorum.
Bugün 251inci sayımıza ulaştık...
İnşallah 501inci ve bunun katları bir çok birinci sayıda da birlikte oluruz...(24.01.2005)
FEYZİ ABİMİZİ DE KAYBETTİK....
Sayın Feyzi Akkaya ya,
İnsanlığa cok az insanin verebildigi kadar büyük katkıları, her insanın yasamda gerçekleştiremi-yeceği kadar samimiyeti, cok az bilim insanının yapabildigi kadar bilimsel yaratıcılığı, bilenlere hitab ettigi kadar sanatçılığı, Dünyada çok az gorülebilen uzlaşmacı, ögretici, paylaşıcı, dayanısmacı ortaklığı, inanilmaz insanligi ile yasamda ortak zamani en azindan benimle paylastigi icin tesekkur eder, sizinle de paylastığını düşündüğüm zaman birlikteliğinin unutulmayacagı düşüncesi ile size başsağlığı dilerim.
Ayhan SUREK
----------------------------
Sevgili Ayhan Kardeşim’den gelen yukarıdaki maili okuduğumda saat 01.20 idi ve bültenin bu sayısını hazırlamaya çalışıyordum.
Tabiiki her şey değişti artık...
O büyük patron, daha doğrusu gerçek insan Feyzi Akkaya’yı da,Feyzi Ağbimizi de kaybettik. Gözlerim puslu ve içim titreyerek yazıyorum bu satırları...
Feyzi Akkaya’yı ilk tanıdığımda sene 1971 veya 1972 idi. Feyzi Akkaya adına alınmış ve Temel Enerji tarafından yürütülen H.60 Gökçekaya-Seyitömer-İzmir Enerji Nakil Hattı ile ilgili bir vekaletname almak için İstanbul’a beni gönderdiler..
O gün Feyzi abimiz, Diliskelesindeki Sedef gemiciliğin tesislerinde olduğu için ben de mecburen oraya gittim. Ben en büyük patronlardan biri ile görüşeceğimden kravatlı takım elbiseli vaziyette idim ve vede onu da büyük bir oda ve masa başında bulacağımı düşünüyordum.
Sedef Gemicilikteki görevliler Feyzi Akkaya yı görmek istediğimi anlayınca beni tersanedeki gemi kızaklarından birinin yanına götürdüklerinde ise oldukça şaşırdım.Kot pantolon ve gömlekli işçi tulumlarını giymiş birisi,kasketli kaynak gözlüklü olarak bir geminin omurgasında kaynak yaparken yanındaki ustabaşına da bilgi veriyordu.
“Feyzi abi Ankara’dan gelmiş bu arkadaş” dediklerinde kaynak gözlüğünü kasketinin üzerine çekti ve babacan bir ifade ile
“Hoşgeldin” dedikten sonra “Ağırlayın misafirimizi,çay kahve ikram edin ben 15 dakikaya işimi bitirip geliyorum”diye talimat verdi.
Ogünden sonra da gerek Temel Enerji, gerekse STFA Enerkom Şirketlerinde çalıştığım 17 yıl süresince patronlarımdan hep gurur duydum.Kazandılar yatırıma harcadılar.Eğitime ,vakıflara harcadılar,hep bu ülkeye bu insanlara bir şeyler ürettiler,yarattılar...
Sonradan da gerek Sezai abi gerekse Feyzi abimiz hakkında bir çok efsaneleşmiş anı yaşadım veya duydum.
Bunların bir kısmını daha şimdi aktararak rahmetli abilerimizi anmak istiyorum.
*********
O zaman STFA İnşaat’ın muhasebe müdürü olan abimiz aktarmıştı.
Feyzi Akkaya şirket fiili yönetiminden ayrılıp çiftlik evinde yaşamaya başladığı sıralarda, muhasebe de bir sayım sırasında kasanın diplerine sıkışmış bir zarf bulurlar.Üzerinde Sezai Türkeş emaneti diye yazmaktadır. Belli ki uzun sürelerdir orada sıkışıp kalmış ve unutulmuştur.Açarlar ki içinden 10 milyon(diyelim ki zira o zaman hangi para revaçta idi ben de tam hatırlamıyorum) çıkar.
Tabii Sezai abiye götürürler .
“Hemen bunun yarısını Feyzi’ye gönderin.Bizim ortaklığımız herşeyi kapsar kasada tesadüfen bulunan fazla bir parayı bile...”der...
***************
Bildiğim ve duyduğum kadarı ile Feyzi abimiz yanında hiç para taşımazdı. Şantiyeciliği sırasında Tüm Türkiye’yi karış karış dolaşmıştı.İstanbul’dan İskenderun ( o zaman Kadıncık barajı inşaatı vardı)’a kadar gitse VW arabasını tüm yoldaki benzinciler tanır, benzinini verirler ve faturasını İstanbul merkeze posta ile gönderirler ve mutlaka paralarını da banka havalesi yolu ile alırlardı.
******************
Bir zamanlar Ankara Macunköydeki Temel Enerji Fabrikasının (5 veya 10 ton bende hatırlamıyorum şimdi) kaldırma kapasiteli park vincinin dizaynını da o yapmıştı.
(Ayrıca Hergeleci İbrahim, Koca Yusuf gibi eski Türk pehlivanlarının ismi ile patentlenmiş tonlarca yük kaldırabilen-Libya daki liman inşaatında kullanılan Vinçlerin de tasarımcısı ,icat edeni Feyzi abimizdi.)
Ayrıca VW arabasının önündeki bagaj kısmında kendi icadı olan bir çamaşır makinesi vardı o zamanlar.
İstanbuldan hareket ettiğinde kirli giysilerini bir mil ile tutturulmuş ve araba hareket ettikçe öne arkaya hareket eden bir saç kazan’a doldurur, suyunu ve deterjanını koyar Ankara’ya kadar araba gittikçe kazanda kirlileri eski şanzumanlı Arçelik çamaşır makineleri gibi çalkalayıp,yıkar parupak eder.Ankara Macunköyündeki fabrikaya girdiğinde tüm yöneticiler, müdürler işçiler onu İdari binanın önünde beklerken arabasını makine müdürlüğünün önüne çeker
“Evladım bir hortum ile su uzatın” der.ve başlar kendi icadı araba bagajındaki çamaşır makinasından aldığı yıkanmış çamaşırları durulamaya ve hemen orada gerilen bir ipe de asmaya...
İşte rahmetli Feyzi abimiz gizlenmesine gerek duyulabilecek hiç bir kirli çamaşırı olmayan, olanları da herkesin önünde temizleyip asmaktan çekinmeyen , belki artık nesilleri iyice azalan efsane patronlardan biri idi...
***************************
Hakkında Ayhan Sürek kardeşimin yazdığı her satıra ve kelimeye ben de katılarak, rahmetli ağbilerimizden bir kaç anı aktarmaya çalıştım yukarıda.
Ebediyete intikal eden Feyzi abimizin de Rahmetli Sezai abimizle birlikte o görülmemiş ve artık dünyamızda kolay rastlanamayan birlikteliklerini cennetde de sürdürecekleri düşüncesiyle biraz olsun teselli buluyorum.
Rahmetli Sezai ağbimizin ölümünde Yeni Asır- Sabah Grubunda çaşıltığım için Sabah gazetesine eski bir STFA çalışanı diye ölüm ilanı verecek maddi gücüm vardı. Feyzi Ağbimiz de ise bu bültenle sınırlı kalıyorum.
Ancak her ikisinin de bunlara aldırmayacak kadar mütevazi ve büyük olduklarını ve şu anda bile birlikte tebessüm ederek bizleri seyrettiklerine inanıyorum...
En başta ailesi, yakınları,şirket çalışanları ve hepimizin başı sağolsun.
Allah rahmet eylesin ve mekanı cennet olsun....
Bu vesile ile başta rahmetli Sezai abimiz olmak üzere,birlikte çalıştığımız sırada veya sonradan kaybettiğimiz Temel Enerji ve STFA Enerkom Grubundan olan ;
Emrullah Ateş,
Orhan Arıman,
Fikret Öncel,
Ferit Gökçe,
Taki Asyalıoğlu ve ismini hatırlayamadığım tüm ebediyete intikal eden abi ve kardeşlerimizi rahmetle anıyorum.
Kırımhan Akıncı
10.12.2004 Cuma,İzmir.
Beton toprağın altında da kalsa güzel olacaktır – Feyzi Akkaya
_______________________
Kaynak: http://www.stfa.com/
STFA'nın kurucularından, saygıdeğer ve büyük insan FEYZİ AKKAYA, 9 Aralık 2004 Perşembe sabahı vefat etmiştir. STFA'nın "Reis"i FEYZİ AKKAYA için, 10 Aralık 2004 Cuma günü saat 10:30'da STFA Grup Merkezi'nde tören düzenlenecektir.
Cenazesinin Alemdağ Merkez Camii'nden kaldırılması hakkındaki vasiyeti üzere, törenden sonra Alemdağ Merkez Camii'ne hareket edilecek, öğle namazını müteakiben kılınacak cenaze namazından sonra cenazesi Alemdağ Aile Mezarlığı'nda toprağa verilecektir.
Ailesi, yakınları ve tüm STFA'lıların başı sağolsun.
____________________________
Kaynak: http://sozluk.sourtimes.org/
feyzi akkaya *
kimi çevrelerce (bkz: bir kısım medya) adı "fevzi akkaya" olarak yanlış dillendirilen, türk inşaat sektörünün duayenlerinden, yaklaşık 100 yaşında, inşaat yüksek mühendisi.
bir yaşam felsefesine (felsefi düşünceye hayranım, ama felsefe lafı bu ülkede çok ucuzladı) değil, bir mühendisin sahip olması gerektiği gibi bir "yaşam yöntemi"ne sahipti.
acım, acımız büyük.
(egiboy, 12.10.2003 00:52 ~ 09.12.2004 17:33)
1907-2004 yılları arasında yaşayan, öğrenciliği sırasında tanıştığı sezai türkeş ile birlikte stfa'yı kurmuş olan inşaat yüksek mühendisi.
(habermas, 09.12.2004 14:21)
yüksek mühendis feyzi akkaya 23 aralik 1907'de istanbul üsküdar'da dogdu.
türkiye'nin önde gelen insaat ve taahhüt sirketlerinden sezai
türkes - fevzi akkaya (stfa) grubu'nun kurucularindan fevzi akkaya, bu sabah istanbul'da öldü.
stfa'dan yapilan açiklamada, fevzi akkaya'nin, stfa'nin temellerini 1943 yilinda, 1998 yilinda ölen
sezai türkes ile birlikte attigini ve 1976 yilinda da, halen çatisi altinda 43 sirket bulunduran stfa
holding'i kurduklari belirtildi.
sezai türkes-feyzi akkaya ikilisi, is hayatlari boyunca mühendislik sektöründe 500'ün üzerinde yeni
bulus getirdiklerine isaret edilen açiklamada, bu buluslarin bir bölümünün mühendislik literatürüne
geçtigi, bazilarinin da türk tezi olarak tanindigi hatirlatildi.
feyzi akkaya'nin, mühendislik birikimini aktaran 11 ciltlik "santiye el kitabi" ve stfa'nin hikayesini
kaleme aldigi "ömrümüzün kilometre taslari" adli bir kitabi da bulunuyor.
(allahkahrbela, 09.12.2004 15:31)
yaptığı işlerle ilgili bir bilgim olmamakla beraber, kars'ta endüstri meslek lisesinde okurken kendi adıyla aynı olan bursu alan öğrencilerdendim.
onu bilirim, iyilikle hatırlarım.
(ben adam olmam, 09.12.2004 16:10 ~ 16:15)
basta itu insaat olmak uzere yurdum topraklarinda insaat muhendisligi okuyan her gencin "ah ulen, stfa gibi bi sirket kurabilsek" diye kurdugu hayallerin ilham kaynaklarindan birisi...
basinda oldugu sure icinde gercekten cok basarili projeleri gerceklestirmis buyuk muhendis abimiz...
(trquaz, 09.12.2004 17:19)
"ömrümüzün kilometre taslari" adli kitabinda ölmekten "nallari dikmek" diye bahsedecek kadar neseli, itu itu olmadan once ituden insaat muhendisi unvaniyla mezun olmus, türkiyenin her kosesinde calismis hossohbet muhendis abimiz...
(tirtil, 09.12.2004 17:28)
97 yaşında hayata gözlerini yummuş inşaat sektörünün duayeni bilim adamı. onun yaptığını türkiye'ye kimse yapmadı. başımız sağolsun.
edit: itu inşaatlı olduğum için gurur duyduklarımdan
(bkz: mustafa inan)
(bkz: oğuz atay)
(bkz: sezai türkeş)
(bkz: daha var)
(ho amca, 09.12.2004 19:59 ~ 20:03)
hiç evlenmemiş, nerede ise tüm mal varlığını kendi ile aynı adı taşıyan eğitim vakfına bağışlayan mühendis.
(qfwfq, 09.12.2004 20:05)
---------------------------
Not:
Feyzi Akkaya Abimizin kaybı nenediyle bir gün de olsa yastayız.
Bültenimizde bugün bu yası bozmayacak tek bir yazıya yer veriyoruz. O da ölümle ilgili bir kıssadan hisse...
Pazartesi günü görüşmek üzere hoşçakalın....
___________________
KABUS
Küçüklügümden beri dar yerlerden sıkılır ve buralardan adeta feryat ederek kaçardım.Daha sonra bunun bir hastalık oldugunu anlamis, fakat bu illetten bir türlü kurtulamamistim.
Oysa ki , o dar mekanlar, simdi ister istemez girecektim. Beni sarip sarmalamislar ve uzunca bir tabuta yerlestirmislerdi. Çevremde dolasanlarin seslerini gayet iyi duyuyor ve gözlerim kapali olmasina ragmen, her nasilsa onlari görüyordum.
- Genç yasta öldü zavalli, diyorlardi. Halbuki yapacak ne kadar çok isi vardi. Gerçekten de birçok isim yarim kalmisti. Mesela ogluma iyi bir is kuramamis, araba ile renkli televizyonun taksitlerini henüz bitirememistim. Büyük bir firma kurup dostlarimi o firmada toplamak ta , artik hayal olmustu Kis çok yakin oldugu halde odun kömür isini halledememistim .
Birden kulaklarimi çinlatan bir sesle irkildim. Sanki mikrofonla söylenen bu ses , beynimin en ücra köselerinde yankilaniyor ve ..
- Geçti artik geçti, diyordu.
Içimden, keske geçmemis olsaydi diyordum. Nereden basima gelmisti o kaza bilmemki ? Halbuki ne kadar da iyi araba kullanirdim.
Olup bitenleri hatirlamaya çalisirken dostlarimin çevremi sardigini ve üzerime örtmek için tabutun kapagini kaldirdiklarini farkettim.
Avazim çiktigi kadar bagirmak ve çirpinmak istedigim halde ne kimildayabiliyor, ne de bir ses çikartabiliyordum. Biraz sonra koyu bir karanlik içinde kalmis ve gözlerimi, tabutun tahtalari arasindan sizan isiga çevirmistim. Dehset içinde,
- Aman Allahim, dedim Ne olacak simdi halim?
Hiç bir sey düsünemiyordum, Biraz sonra omuzlara kaldirilmis ve sallana sallana götürülmeye baslamistim, Disaridaki seslerden yagmur yagdigi belli oluyor ve su damlaciklarinin sesi , tabutun gicirtisina karisiyordu
Cenaze namazi için camiye gidiyor olmaliydik..
Cami deyince aklima gelmisti,çok yakinimizda olmasina ragmen , nedense bir türlü elim degip gidememistim.Ama 50 yasina gelince namaza baslayacak ve herkesin sikayet ettigi kötü aliskanliklarimi terkedecektim. Ah su kaza olmasaydi, ilerde ne iyi bir insan olacaktim.
Daha önce duydugum ses:
- Geçti artik geçti, diye tekrarladi. Bitti artik.
Biraz sonra namazim kilinmis ve imam cemaate, nasil bir insan olarak
bilindigimi sormustu. Ben cemaatin arasinda 8 - 10 kisinin bu soruya cevap vermedigini gayet iyi biliyordum. Evet, bu insanlarin haklarini yedigimi kabul ediyordum. Fakat su kaza olmasaydi, onlarin gönlünü alacak ve yaptigim hatalari telafi etmeyecekmiydim?
Camideki isimiz bittikten sonra tekrar omuzlara kaldirilmistim. Tabutumun egik bir sekilde tasinmasindan, mezarliga giden yokusu tirmandigimizi anliyordum. Siddetli yagan yagmurun, çatlaklardan içeri girerek kefenimi yer yer islattiginin da farkindaydim. Buna ragmen disarida konusulanlara kulak verdim. Dostlarimin bir kismi piyasadaki durgunluktan bahsediyor, bir kismi ise geçen aksam televizyonda oynayan kovboy filmini methediyordu. Tabutumu tasiyan diger biri ise , yanindakinin kulagina fisildayarak,
- Tam ölecek günü buldu rahmetli, diyordu.Sirilsiklam olduk birader.
Duyduklarim, herhalde yanlis olmaliydi.Yoksa bunlar uykularimi onlar için feda ettigim dostlarim degilmiydi ?
Yolculugum bir müddet sonra bitmis ve tabutum yere indirilmisti. Kapak tekrar açildi ve güçsüz vücudumu kucaklayan birkaç kol beni dibinde su toplanmis olan bir çukura dogru indirdi.
Boyluboyunca yattigim yerden etrafima baktim.
Aman Allahim , bu kabir degil miydi? O ana kadar buraya girecegimi neden düsünmemistim?
Sessiz feryatlarimi kimse duymuyor ve dostlarim, kalin tahtalarla üzerimi kapatmak için adeta birbirleriyle yarisiyordu. Tekrar zifiri karanlikta kalmis ve bütün zerrelerimle dua etmeye baslamistim.
- Yarabbi, diyordum. Bir firsat daha yok mu? Senin istedigin gibi bir kul olayim.
Daha önce duydugum ses , ayni seyleri tekrarlayarak.
- Geçti artik geçti,dedi Hersey bitti artik.
Vücudumu örten tahtalarin üzerine kürekle atilan topraklarin çikardigi ses, gökgürültüsünü andiriyor ve bütün benligimi sarsiyordu.
Son bir gayretle yerimden firlayarak gözlerimi açtim , Odamdaki rahat yatagimda yatiyor, fakat korkunç bir kabus görüyordum, Bitisik dairede oturan doktor arkadasim basucumda duruyor ve,
- Geçti artik geçti , diye tekrarliyordu, Geçti bak , hiçbir seyin kalmadi.
Yattigim yerden yavasça dogruldum, Terden sirilsiklam olmus ve sanki 20 kilo birden vermistim. Disarida saganak halinde yagmur yagiyor ve gökgürültüsünden bütün ev sarsiliyordu.
Çevremdekilerin saskin bakislari arasinda kendimi toparlamaya çalisirken,
- Yarabbi , sana bütün Zerrelerim adedince sükürler olsun , diyordum. Iyi bir kul olmak için ya bir firsat daha vermeseydin?
TÜM DOSTLARA ve OKUYUCULARA
Sent: November 11, 2004
To: Undisclosed-Recipient:;
Subject: Bayram tebriği
Şeker Bayramınızı en iyi dileklerimle kutlar, sağlıklı mutlu günler dilerim.
Ali İçhedef
Bizde ilk bayram tebriğini gönderen Ali Kardeşimiz gibi;
Şeker Bayramının ve hayatınızın bundan sonraki kısmının mutlu, umutlu, sağlıklı geçmesini en samimi ve kalpten duygularla diliyor ve Bayramınızı kutluyorum.
Bültenimiz Bayram süresince yayınlanmayacaktır. Çarşamba sabahına görüşmek dileğiyle....
SSSS
Kırımhan.
Ayrıca Alternatif Bayram Kutlama mesajındaki tümdileklerinde Sinem kardeşimize de katılıyorum;
From:sinem_pala
(schneider-electric)
Sent: November 12, 2004 Subject: alternatif bayram mesajı
Kahkahalar, yeni heyecanlar, bebekler, düğünler, eğlence ve tatlı süprizler olsun...
Tatlılar olsun, kazandibi, tarçınlı kurabiyeler, elmalı kekler, şekerli kahveler.
Buluşmak için telefonlaşmalar olsun...
Buluşmalar olsun, kavuşmalar olsun...
Kayıplar, depremler, afetler olmasın. Kırgınlıklar, anlaşmazlıklar,ayrılıklar, yalanlar olmasın.
"biz" olsun; "ben" olmasın...mutluluk parayla, eğlence zoraki olmasın..
Kellik olmasın...
Göbek, göbek atmak için olsun.
Kolesterol olmasın.
Bir kere söylensin ve yeter olsun.
En önemlisi sevgi olsun...
...aşkolsun...
daha n'oolsun..
BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
Ve de Orhan Kardeşimizin Nostaljik Bayram Kutlamasına da özellikle yarım asırı devirenlerden olarak canı gönülden katılıyorum;
From: Orhan Akbaş [Üçuncü]
Sent: November 12, 2004
To: "Undisclosed-Recipient
Subject: Fw: bayramınız kutlu olsun
Çok eskidendi belki el öpmeler, kenarı dantelli mendiller içinde şekerler,
avuca zor sığan kocaman 2,5 liralık bayram harçlıkları...
Postacının getirdiği, uzaktaki dostların bayramı
kutlayan bayram kartlari...
Aniden yok oldular, yittiler eskilerde bir yerlerde.
Yıllarca sadece seyahate gidenler tesadüfen karşılaştılarsa kutladılar
birbirlerinin bayramlarını.
Artık bayramlar sadece birer "fırsat" oldu, yorgun bedenlerin dinlenmesi için...
Ve birgün sanal alemle tanıştık ve yeniden hatırladık bayramlaşmanın keyfini...
Kenarı dantelli mendiller, parlak kağıda sarılı şekerler, madeni
2,5 liralık bayram harçlıkları yoktu belki ama bir küçük haber vardı dostlardan;
uzun süredir karşılaşmadığın, hala aynı adreste olup olmadığını bilmediğin...
Sanal da olsa hatırlandığını, unutulmadığını öğrendiğin..
...Ve eski, tek yaprak bay ram kartlarında yazıldığı gibi:
Bayramınız Kutlu Olsun
Son Günlerde gerek İEÜ Meslek Yüksek Okulundaki Okutmanlık görevlerini layıkıyla yerine getirebilmek,gerekse Günlük Bülten, 15 Günlük İş Hayatı ve Vergi Degisi ve Aylık İngilizce Bülten Hazırlanmasını sağlamak beni gerçekten yordu. Ama zan-nedersem hepsinide en azından yürüttük.
Bu arada gerek Üniversite camiasında (19 yaşında bir gencimizin) gerekse Mavişehirdeki (30 yaşında yeni doğum yapmış bir anne olan komşumuzun) genç yaşta kaybettiklerimiz de bizi ziyadesiyle üzdü.Allah yakınlarına sabır versin ve mekanları cennet olsun demekten başka bir şeyde elden gelmiyor...
Üniversitemizde yapılan 10 Kasım töreni ise kısa sürmesine rağmen gençlerin içtenlikli katılımları ve Umur Sözmezdağ hocamızın yerinde ve doğru uyarılarıyla içimimizdeki gençlerimize güven ve Laik Cumhuriyetimizin yaşayacağı konusundaki umut fidanlarını suladı.
Bu arada yine geçen hafta içinde Kadir Gecesi kutlamaları ,19 kasım Cuma günü öğle yemeğinde eski ve Yeni Opelcilerle buluşma konusunda sizlerle karşılıklı birçok e-mail gönderdik.Bunlardan enteresan olanları ilerde derleyip belki topluca yayınlarız ancak ben iki konuya değinmek istedim.
Dini Bayramların haricinde böyle kutsal gecelerde ve Kandillerde insanların telefon,karşılıklı görüşme veya e-mail yolu ile birbirlerini kutlamaları Türk örf ve adetlerinin bir parçasıdır.Böylece hiç olmazsa senede 5-6 kez büyükler, yaşlılar ve günlük koşuşturmalar içinde görüşülemeyen dostlar ve arkadaşlar aranmış olmaktadır.Yeni Asır Gazetesinde mutlaka her kandilde simit, tatlı v.s.dağıtılır ve o kutsal gecenin mana ve önemini belirten bir yazı da paketin içinden çıkardı.Bundan esinlenerek bende kandillerde bu adeti-yani günün mana ve önemini belirten bir yazıyı en doğrusunu bulacağımı düşündüğüm Diyanet İşleri Başkanlığı sitesinden alarak Kutsal gece kutlamalarına eklemekteyim.
Bu konuda bugüne kadar hiç bilgisi olamayan veya eksik yanlış bilgienenlerde birçok teşekkür yazıları alırken,bazılarınız da dini konulara bu hassas günlerde eğilmemi eleştiriyorlar.Benim amacım din propagandası, tartışması v.s. yapmak değil ama yukarıda da belirttiğim gibi yıllardır yaşayarak gördüğümüz bir gelenek ve ananeyi, örf ve adetimizi devam ettirmektir.
19 kasım Öğle Yemeğimde eski ve yeni Opelcileri biraraya getirmek için Mutlu Dölen ve Yeşim Dinç kardeşlerimizle geniş bir davet zinciri oluşturduk. Ancak birçok kişinin istanbuldaki Otomobil fuarı nedeniyle katılamıyacağını da üzülerek öğrenmiş bulunuyoruz. Bu konuda tarih değiştirmek mümkün değil zira şimdiden 20 ye yakın kişide katılacağını bildirmiş vaziyette. Bu yüzden İstanbul’da olacaklara tavsiyeniz onların da bunu fırsat bilip Tarık Gür ,Kamuran Şaşmaz veya Mehmet Tolunay kardeşlerimizin başı çekeceği benzer bir öğle veya akşam yemeğinde bir araya gelmeleridir. Zaten bizim amacımız uzun oturumlu bir akşam yemeğinden çok kısa süreli bir öğle yemeğindede olsa insanların biraraya gelerek özlemlerini gidermesiydi.Dediğim gibi inşallah daha geniş tabanlı ve uzun süreli bir akşam yemeğini de yine sizlerin ( Özellikle Yıldırım Kuruoğulları kardeşimin bu konudaki yardımına güvenerek) katılımıyla önümüzdeki aylarda gerçekleştiririz.
Sözlerimi Dostluk haftası nedeniyle Burtay Mutlu Kardeşimizin gönderdiği yazıdan alıntılarla bitirmek istiyorum;
Hayatta pek cok insanla karsilasirsin.Ama sadece gercek dostlar senin kalbinde bir iz birakir.
To handle yourself, use your head;To handle others, use your heart.
Akıllı insanlar yeni fikirleri tartışırlar.Normal insanlar sonuçları tartışırlar.Küçük insanlarsa başka insanları tartışırlar.
Kim para kaybederse çok şey kaybetmişdir.Kim bir dost kaybetmişse daha fazlasını kaybetmişdir ve kim inancını
kaybetmişse her şeyini kaybetmişdir.
Başkalarınınhatalarından öğren,kendi hatalarından
Öğrenemeyecek kadar kısa bir ömrün var.
Dostum, sen ve ben,
eğer yeni birisini getirirsen üç kişiyiz demektir.O zaman bir grubu oluşdururuz.Ve bir arkadaş çevresi.
Hiç bir zaman bir başlangıç yada son yokturDün geçmişdi
Yarın bir bilmece.
Erden ÜÇÜNCÜOĞLU'nun Gazetem EGE de yayınlanmış yazılarından bir demet....
(Sevgili Erden Üçüncüoğlu Kardeşimin 17/11/2004 tarihli Gazetem Ege’de yayınlanan yazısı)
Süleyman Demirel benim de şahit olduğum bir konuşmasında şöyle der; “tarih üç tane meşhur Süleyman yazmıştır; biri Hazreti Süleyman, biri Muhteşem Süleyman öteki de ben” Biraz muhteris gelse de, kabul etmek gerekir ki kendisini doğru algılayıp doğru tanımlayan bir insanın hiç te tevazü göstermeye gerek duymaksızın yaptığı kişisel bir tespittir bu. Tarihteki namzetlerinden farklı icraatleri ile anılacak olsa da, bu tespite karşı “o meşhur şapkanın” önünde şapka çıkartmak ve saygı duymak gerekir.
Ne var ki, bu tarihe malolma sürecinde saçtığı tohumlar bereketsiz çıkmıştır. Bu tohumlar büyüyüp meyve vermek yerine, varolan meyveleri de kurutup kendileriyle birlikte koca bir ormanı yokettiler. Yarattıkları erozyon ve toprak kaymasıyla yuvarlandıkları siyaset uçurumu-nun derinlerinden kurtulup yeniden güçlenebilecekler mi acaba ?
DYP ile ANAP birleşmesi gündemde şu sıralarda. Siyaseten bilinmez ama matematiksel olarak mümkün gözüküyor; çünkü matematikte iki eksinin çarpımı artı sonuç doğurur. İlgiyle izlemek lazım (!)
İlgi duyulacak bir süreç daha yaşanıyor şu sıralarda. Türkiye aleyhine AİHM’de açılan Fazilet Partisi kapatma davası ile Merve Kavakçı davalarına ilşikin Türkiye Cumhuriyeti Devletinin AİHM’ye gönderdiği savunmalar neredeyse “özür dileme” niteliğinde. Çok kısa tutulan bu savunmalarda AİHM’nin hassas olduğu bilinen “laikliğe karşı eylemlerden” hiç bahsedilmediği ve bu şekliyle davaların kaybedileceğinin kesin olduğu söyleniyor.
Uzun yıllardır atılan semiz Milli Görüş tohumlarının taze fidesi AKP ileride meyve verir mi bilinmez ama görünen o ki şimdilik özünden hiç bir şey kaybetmeden, ahde vefayla, geçmişine tukuyla ve “hocasına” saygıyla büyüyor.
Tarih henüz hiç meşhur bir “Necmettin” yazmamıştı ! Fakat bu tarihe maloluş süreci adım adım işliyor, dantel gibi sabırla işleniyor. Uzak gelecekte torunlarımı görür gibi oluyorum, kürsüdeki konuşmacıyı dinliyorlar; “tarih iki tane meşhur Necmettin yazmıştır biri heykellerinden tanıdığınız Mücahit olan, öteki de ben...”
Erden ÜÇÜNCÜOĞLU
Emret Bakanım !
Sevgili Kardeşimiz Erden Üçüncüoğlu’nun 24 Kasım tarihli(Gazetem EGE) de yayınlanan yazısı
Hatırlayanlar bilir; türkçe versiyonu Haluk Bilginer, Haldun Dormen ve Kenan Işık’ın mükemmel performansı ile ortaya konan ve son günlerde kamu oyunda bir hayli beğeni toplayan “Emret Bakanım” adlı TV dizisi, esasında BBC kökenli olup Türk izleyicisiyle yıllarca evvel buluşmuştu. Hatta, dizinin devamı daha sonra BBC’de “Emret Başbakanım” şekline uyarlanarak yıllarca devam etmişti.
Devlet yönetimindeki bir dolu cambazlığı zülfü yare inceden ve incitmeden dokundurarak hicveden bu dizinin, bu denli beğeni toplaması herhalde tesadüfi değildir. Dikkatle takip edenler, siyasilerin her türlü kurnazlığına karşı bürokratların onlar karşısındaki egemen gücünü ve “ikna” kabiliyetini farketmişlerdir.
Göreve geldiğinden bu yana “bürokratik oligarşi” konusunda sık sık şikayetini dile getiren ve bunu her seferinde vurgulayan Sayın Başbakanın en çok sevdiği TV programı da her halde bu olsa gerek. Dizinin yabancı kökenli bir uyarlama oluşu gerçeğini hatırlayarak, Sayın Başbakanın bürokrasi konusundaki şikayetinde yanlız olmadığını; bu sorunun esasen demokrasi rejimini benimsemiş tüm ülkelerde benzerlik gösterdiğini bilerek rahatlaması, sıkıntısına çare olabilir.
Bürokratın “hancı” siyasinin ise “yolcu” oluşu gerçeği bu dizide olduğu gibi hiç değişmez. “Yolcular” geldikleri yoldan edindikleri tecrübeler ve yaptıkları programlarla, iş başına gelir gelmez bir an önce “icraata” başlamak isterler. Hancılar ise bu icraatin başlarına iş açacağını bilir ve hazırlıklı beklerler. “Reform, revizyon, küçülme, özelleşme, azalma” gibi terimleri hiç sevmez “hancılar”.
Türkiye gündeminde IMF’in isteklerinden biri olan “Gelir İdaresi Reformu” var şu sıralarda. Yumuşatılmış adı bu olan reformun ana konusu esasen Maliye bürokrasisinin ve sisteminin yeniden yapılandırılması ve bu sayede vergi adaletinin ve denetiminin iyileştirilmesi.
Türkiye’deki “hancı” enflasyonunun en etkin ve kıdemli mensuplarını barındıran güzide Maliye Bakanlığı camiasında “reform” nasıl karşılanacak ? Acaba işler “Emret Bakanım” dizisindeki gibi mi gidecek, yoksa bu sefer Başbakan’ın “bürokratik oligarşiye” karşı açtığı savaş kazanılacak mı?
Uzun süredir gözlerden uzak durup sempatisinden bizi mahrum eden Maliye Bakanımız Sayın Unakıtan, önümüzdeki günlerde kendine has üslubuyla gerekli açıklamayı yaparak hepimizi neşelendirecektir sanıyorum.
Erden ÜÇÜNCÜOĞLU
23/11/2004 İzmir
Gazetem Ege
Ben olsam...
Sevgili Erden Üçüncüoğlu Kardeşimin 01/12/2004 tarihli Gazetem Ege’de yayınlanan yasıdır.
Ne Başbakanlık ne de Cumhurbaşkanlığı koltuğunun yeterince geniş, konforlu ve huzurlu olmadığı kesin. Eğer öyle olsaydı, yakın dönem siyasi tarihimizin en çok gündeme gelen konusu “başkanlık sistemi” tartışması olmazdı herhalde.
1980 darbesinden sonra Evren’le başlayıp, Özal, Demirel, Yılmaz, Çiller’le devam eden süreçte, gücü kuvveti eline alan herkes doğrudan yada dolaylı olarak bu konuyu taşıdı durdu gündeme. Anayasa Mahkemesi Başkanlığı döneminde Cumhurbaşkanı’nın yetkilerinin genişliğinden şikayetçi olan Sayın Sezer bile, Cumhurbaşkanlığı makamına geldikten sonra yetkilerinin darlığından yakınmıştı.
Bir çoğumuzun memleketi kurtarma sohbetleri sırasında “ben olsam” diye söze girip, fikirlerimizin hayat bulması için olmayı hayal ettiğimiz en üst makam ve mevkilerdeki bu sıkıntı nedir ? Bu hepimizin hayalini süsleyen “ben olsam”lar yoksa gerçek değil mi ? Mesela Cumhurbaşkanı da bir şey yapmak istediğinde “ben olsam” diyerek Başbakan olmayı mı hayal etmektedir yada Başbakan tam tersini düşünerek “ben olsam” mı demektedir ?
Görünen o ki sıkıntı büyüktür. Türkiye’nin önünü açmak ve önemli meselelerini çözmek için sadece “orada olmak” yetmemektedir. Hem “orada olmak” hem de “ikisi birden olmak” artık kaçınılmaz görünmektedir.
AKP kurmaylarının güncel demeçleriyle şimdi klasik tartışma yine baş gösteriyor. Bundan önceki benzer girişimlerin çoğu o zamanın siyasi dengeleri içerisinde rakiplerden destek gelmemesi sebebiyle rafa kalkmıştı ancak şimdiki aritmetik çok farklı. Bu konuda AKP’nin meclisteki ezici üstünlüğüne, dışarıda sadece kendi nasırına basıldığında tepki veren sivil toplumun sessizliği de dolaylı destek olacaktır. Kim bilir ? Belki gidişatı daha iyi modellemek üzere bir referandum heyecanı da yaşayabiliriz önümüzdeki yıl.
Yarınlarımız yine Türkiye’ye en uygun “başkanlık modeli” sohbetleriyle dolup taşacak gibi; Amerika’daki gibi tam yetkili mi olsun, Fransa gibi yarı başkanlık mı olsun ? Önümüz kış, geç kalmış olmamak için kendinize en uygun modeli şimdiden beğenin, “ben olsam” öyle yapardım...
Erden Üçüncüoğlu
30/11/2004 İzmir
Gazetem Ege
17 Ağustos –
17 Aralık ...
09 Aralık (bugün) tarihli Gazetem Ege’de yayınlanan Sevgili Kardeşim Erden ÜÇÜNCÜOĞLU’nun yazısı
17 Ağustos yüreklerimizi dağlamıştı, 17 Aralık yüreklerimize su serpecek. 17 Ağustos beklemeden gelmişti, 17 Aralık kırk yıldır iple çekiliyor. 17 Ağustos’un olmaması için hiç bir şey yapamamıştık, 17 Aralık’ın olması için varımızı yoğumuzu ortaya koyuyoruz. 17 Ağustos sevdiklerimizi dostlarımızı aldı götürdü, 17 Aralık yeni dostlar kazandıracak. 17 Ağustos maddi yıkımdı, 17 Aralık maddi katkı. 17 Ağustos tabiatın kuralıydı, 17 Aralık insan yapısı. 17 Ağustos yaz idi, 17 Aralık kış...
Listeyi uzatmak ve kader oyununun tezat sonuçlarını çoğaltmak mümkün. Ancak her iki kader gününün benzerliklerini bulmak ta olası.
17 Ağustos’ta göçen binaların çoğunu hesapsız, denetimsiz, alelacele ve derme çatma inşa etmiştik. Hangi zeminin üzerine ne yaptığımızı düşünmeden bir an önce sonuca gitmek, az maliyet, az emekle bir an önce çok para kazanmak ana amaçtı. İhtiraslar ve tutukular mantığımızın önüne geçmiş, olması gerekenleri değil olmasını dilediklerimizi yapmıştık. Sonuç; olmamasını istediğimiz kadere boyun eğdik.
17 Aralık’a giden süreçte Avrupalı’nın istediği bir çok kanunu değil onların, kendimizin bile ummadığı bir sürede jet hızıyla çıkardık. Toplumun geniş kesiminin belki ne olduğunu dahi tam olarak anlayamadığı ve sadece “uyum yasaları” diye tek bir başlıkta algılayabildiği bu baş döndürücü değişiklik yığınını “ortaya karışık” şeklinde aniden çıkararak hem biz şaşırdık hem Avrupalıyı şaşırttık. Tıpkı 17 Ağustos’un derme çatma binaları gibi içeriği ile hiç ilgilenmeden, tamamen şekilsel bir acelecilikle 17 Aralık tarihine uzandık.
17 Ağustos’un sonucunu bu denli vahim hale getiren zaaflarımızı görmezden gelmiştik. “Allah Korusun” yakarışlarımız tutmadı ama yine kolayını bulup “Allah’ın Takdirine” sığındık. Kendi ellerimizle yarattığımız “çarpık kentleşmenin” bizim başımıza açtığı vahametten “bizi yaratanı” sorumlu tuttuk.
17 Aralık’a giderken de zaaflarımızın farkında değiliz, büyük bir ihtirasla sadece getireceklerini hayal edip “nelerin gidebileceğini” düşünmüyoruz. Başlayacak olan bu süreçte masa başında önümüze konulacakları hesap etmek ve hazırlıklı olmak yerine “önce yapalım sonra bakarız” mantığıyla hareket ediyoruz.
“Çarpık Avrupalılaşma”nın tıpkı “çarpık kentleşme” gibi bir felakete dönüşmemesi ve olmamasını istediğimiz kadere boyun eğmemek için şimdiden ellerimizi kaldırıp hep birlikte duaya başlayalım. Amin...
Erden ÜÇÜNCÜOĞLU
07/12/2004 İzmir
Gazetem Ege
Bilinç ve Çıkar...
Sevgili Kardeşim Erden Üçüncüoğlu’nun Gazetem Ege de ki bu haftaki yazısı.
Seksenli yıllar... Bir yandan korkular ve yasaklarla dolu günleri geride bırakıp kabuğumuzu değiştirmeye çalışırken bir yandan da dünyadaki açlık, sefalet ve savaşlara karşı tepki koyabiliyorduk. Yediğimiz darbe duyarlılığımızı ve bilincimiz süpürmemişti henüz. Sol söylemin yok olmaya direndiği o yıllarda, egemen güçleri arkasına alan İsrail emperyalizmine karşı direnen kardeş Filistin halkı ile dayanışma görüntülerine sahne oluyordu Türkiye.
Doksanlı yıllar... Bir yandan dünyaya entegre olmaya çalışıp, kimlik bunalımları ve iç kargaşalarla uğraşırken dünyadaki yanlışlara tepki verme başarısını hala gösterebiliyorduk. Türkiye üzerinde uygulanan toplum mühendisliği ile tarz değitirmiş, çağa uymuştuk. Duyarlılık henüz yön değitirmemişti ama bilincimizin ekseni çoktan değişmişti. Artık Siyonist Yahudilerin gazabına karşı direnen din kardeşimiz müslüman Filistin halkına destek görüntüleri sahne almaya başlamıştı ülkemizde.
İkibinli yıllar... Sadece tarih kaydının ondalık basamağını değil adeta bilincimizi ve hafızamızı da sıfırladığımız yıllar... Filistin adına, halkların özgürlüğü için tepkiler veren solcular ile ümmetine saldırıldığı için meydanlara yığılan dinciler şimdi nerede ? Yanıbaşımızda Felluce’de katliamlar yaşanırken, dünya vatandaşı olma duygusunu ve aidiyetini yitirmiş bu bilinçsizlik niye ? Tepki vermekten korktuğumuz savaşların, açlık ve sefaletin içerisinde korku, kin ve nefretin vahşi birer tohumu gibi büyüyen çocukların, biz bir şey yapmadan yarınlarımıza barış ve güzellik getirebileceklerini mi umuyoruz ?
Gerçek şu ki; geçen on yıllarda bilincimizi çıkarlarımıza ağır ağır kurban ettik. Ekonomik buhranlarla dolu yıllarda etrafımıza kurulan para tuzakları yurttaş olma bilincimizi ve dayanışma ruhumuzu temelden yıktı. Bir koyup yirmi alma iç güdüsüne programlanmış çıkarcı bir toplum yarattık her yaştan. Eşitlik, özgürlük ve barış duyguları ile beslediğimiz ortak bilincimizi, bilinç altımızdan fırlayan “çıkar” içgüdüsüne ezdirdik acımadan. Bilincimiz bilinç altımızın tuzağına düştü kısacası.
Şimdi kendi çıkarımıza gelmeyen, ortak çıkarımıza ters düşen, ülke çıkarımıza uygun olmayan her konuda çıkarımız doğrultusunda davranıyoruz. Ölen bebeklerin, savaşan çocukların, katledilen masumların, bir karış toprağına sahip çıkmaya çalışan zavallıların kaderi üzerine çıkarlarımızı koruyoruz utanıp sıkılmadan.
Çıkar, bilinç altından çıkar...
Çıkar bilinç altından, çıkar...
Virgülü nereye isterseniz koyun, çıkarınıza nasıl gelirse...
Erden ÜÇÜNCÜOĞLU
15/12/2004 İzmir
Gazetem Ege
Thank you, bye bye...
Estağfurullah, yine bekleriz...
Sevgili Kardeşim Erden Üçüncüoğlu’nun bu haftaki (Gazetem Ege) deki yazısı.
Azman gibi rakibi karşısında dayaktan perişan olan ama rakibine bir fiske bile vuramayan boksöre antrenörü her gongdan sonra moral verir “aferim oğlum çok iyisin adamı feci dövüyorsun, böyle devam et”. Maçın sonlarına doğru iyice dağılan boksör hep aynı gazı veren antrenörüne artık bayılmak üzereyken sorar “ben bu adamı dövüyorsam bana kim dayak atıyor o zaman ?”
Türk olsun yabancı olsun tüm dünya basınının haber ve yorum karmaşası içerisinde 17 Aralık’ta dayak mı yediğimizi, galip mi geldiğimizi anlamak mümkün değil. Bir kısım medyanın rakibi dağıttığımız konusundaki yorumlarına bakıp düşünmek lazım; bizi kim dövdü o zaman ?
Kavgada yumruk sayılmaz edebiyatı yapacaksak başka. Ancak gerçek şu ki; maça ucu açık müzakere tarihini reddetmek konusunda saldırı planı ile hazırlanan Türkiye, maç başladıktan sonra Kıbrıs sorunu konusunda gelen aparkatlara karşı kendini savunmak durumunda kaldı ve gardı düştü.
Konu henüz gündemden ve dikkatlerden çok uzak duruyorken bundan iki ay önceki yazımızda şöyle yazmıştık;
“Bir sabah uyanıp, dünyanın esasında kendi bildikleri gibi dönmediğini aniden anlayan ve düne dair tüm değerlerini sorgulayıp “değişim” adına önüne geleni dağıtmaya başlayanlar, bazı konulara o güne kadar kimsenin kafa yormayıp sadece kendilerinin “değişerek” çözüm bulduğunu sandılar. Önce “çözümsüzlük çözüm değildir” edebiyatı yapıp, ardından yeni öğrendikleri tabirle masaya “kazan kazan politikasıyla” oturduklarını söylediler. Sonuç; KKTC üzerindeki tüm ambargolar devam ediyor, Türkiye Rum Kesimiyle Gümrük Birliği anlaşması yapıyor ve aynı Türkiye AB kapısında ucu açık müzakere tarihi için sıra bekliyor... Sorun bu sürecin sonunda AB’ye girip giremeyeceğimiz değil sonunda elimizde ne kalacağıdır.”
Alınan açık uçlu müzakere tarihinden itibaren başlayacak belirsiz sürecin en iyimser yorumculara göre 10 yıl süreceği hesap ediliyor. Bundan daha önemlisi müzakerelerin başlangıç tarihi olan 3 Ekim 2005’e kadar geçecek süreçte nelerin yaşanacağı. Bu süreçte Güney Kıbrısın tanınması, sözde Ermeni soykırımının kabulü, patrikhanenin taleplerinin karşılanması gibi bir dizi konunun, Türk halkı tarafından fazla önemsenmesine müsaade edilmeden çözülmesi gerekecek.
AB Dönem Başkanı olan 17 Aralık’taki muhatabımız Hollanda Başbakanı da, görüşmelerin tıkandığı anda masadan “thank you, bye bye” diyerek kalkan Başbakanımız kadar yabancı dil bilse ve “estağfurullah, yine bekleriz” diyebilse, acaba daha mı iyi olacaktı ? Avrupalının cahiline denk gelmekte mi vardı kaderimizde ?
Erden Üçüncüoğlu
21 Aralık 2004 İzmir
Gazetem Ege
Rakipsiz müsabaka – Müsabakasız Rekabet...
Sevgili Kardeşim Erden Üçüncüoğlu’nun bu haftaki (Gazetem Ege) deki yazısı.
“Benim iki büyük eserim vardır biri Türkiye Cumhuriyeti diğeri Cumhuriyet Halk Partisidir” Haklı bir gururun ifadesi olan bu cümleyle Büyük Atatürk, şüphesiz Türkiye’nin cumhuriyet rejimine kavuştuğunu ve demokratik parlamenter sisteme ilk adımın atıldığını belirtmektedir.
Ne yazık ki, bu cümleyi tersten okuyan Cumhuriyet Halk Partisi, hep Atatürkçülüğün kendi tekelinde olduğunu ve onun diğer eseri olan Türkiye Cumhuriyetini koruma ve kollama görevinin de sadece ve mutlak olarak kendisine ait olduğunu sanmıştır.
Çok partili sistemin başlangıcı sayılan Demokrat Partili dönemden günümüze kadar kurulup dağılan, kapatılan veya kalan tüm partiler, CHP’nin nazarında Atatürkçülüğe hep bir adım daha uzak kalmışlardır. Bu en az bir adımlık mesafe, onları ayrıca Cumhuriyetin temel değerlerine hassasiyet konusunda da duyarsız kılmıştır CHP’nin nazarında.
Ne varki CHP, Atatürkçülüğün elden gideceği ve Cumhuriyetin parçalanağı söylemi ile hiç bir zaman başarıya ulaşamamıştır. Gerçek başarı, bu toplumsal paranoya yaratma politikalarının terk edilip, “ortanın solu” politikasının meyve vermeye başladığı 70’li yıllarda yakalanmıştır. Çünkü 1950 seçim hezimetinden ders alıp sonraki dönem içerisinde kendisini yenileyen, politikalarını güncelleyen ve gençleşen CHP ilk defa bu dönemde halkın karşısına yoksulluğa, eşitsizliğe ve özgürlüğe dair ciddi politika ve söylemlerle çıkabilmiştir.
Sonraki dönemlerde, bu politikaları geliştirerek ve çağdaşlaştırarak devam ettirmek yerine yine çoğunlukla “Atatürkçülük ve Cumhuriyeti muhafaza” görevi doğrultusundaki siyasal pazarlama metoduna dönülmüş, ancak başarı bir kez daha yakalanamamıştır.
Bugün gelinen nokta itibarıyla CHP’nin mevcut yönetimi, toplumsal paranoya yaratma politikasını artık komplo teorileri üretme yeteneği ile de bezeyerek sürdürmekte, hatta bunu kendi içerisindeki sorunlarda üst düzeye çıkarmaktadır. Ülke gündemine dair sorunları ve politikaları takip etmekten, yorumlamaktan ve muhalefet görevini gerçek anlamda yaparak halkı bilgilendirmek ve yönlendirmekten uzaklaşmış olan CHP, mevcut durumuyla artık kavramların karıştığı, ilkelerin ve olayların değil tamamen kişilerin tartışıldığı bir durumdadır.
Bugün CHP, kurucusunun Atatürk olması sebebiyle sadece “etimolojik Atatürkçü” ve Sosyalist Enternasyonel üyesi olmakla sadece “kayden solcu” bir parti durumundadır. Örgütlenme ve yönetim biçimi, tüzüğü, bakış açıları ve parti içi kavgaları bu günkü CHP’yi bu iki kavramla taban tabana zıt konuma getirmiştir.
Geleceğimize dair önemli adımların acemice atıldığı bu dönemde, Türk siyasetinin çağdaş bir sol unsura gerçekten ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Ancak Türk halkının bugün göründüğü biçimde bir sol özlediğini sanmıyorum. Türk solunun gerçek sosyal demokrat bir partiye ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Ancak sol yada sağ hiç kimsenin bugünün CHP’si gibi bir parti haketmediğini biliyorum.
Rakipsiz müsabaka tezgahlarının ve müsabakasız rekabet tuzaklarının bugüne getirdiği CHP’nin bu son noktada diri bir silkinişle kendine gelmesi yada Türk solunun vicdanındaki sızıyı dindirerek tarihe gömülüp gitmesi, her birimizden çok kurucusu olan Atatürk’ün manevi şahsına bir borçtur...
Erden ÜÇÜNCÜOĞLU
06/01/2005 İzmir,
Gazetem Ege
Sunday, July 24, 2005
KARİYER DANIŞMANLIĞI (I) (II) (III)
Mali İşler ‘le ilgili çalışma hayatımda bu yıl 33 üncu yılı dolduruyorum.
Üniversite de daha ikinci sınıfta iken çay, kahve ikramı ile başlayan çalışma hayatım kısa bir süre sonra santral memurluğu ve daha sonrada muhasebe memur yardımcılığı ile devam etti.İlk muhasebe / mali işler ile ilgili yaptığım iş şantiye ücret bordrolarını, işveren idare birer fazla suretini talep ettiği için, elle yazarak bordro formları üzerine kopya etmekti.( Sonradan ozalit kopya ve daha sonradan ise fotokopi ve şimdilerde ise printerler'le istenildiği kadar kopya basılabilmesi imkanı böyle bir işlemi gereksiz hale getirmiştir.) Daha sonra ilk beş yıl içinde sırasıyla, fabrika veznedarlığı, merkez vezne sorumluluğu ve muhasebe şefliğine terfi etttim.Bu arada 2 yıla yakın ticaret şefimiz askere gidince,muhasebe şefliği görevinin yanında bu görevide üstlendim.Birde baktım toplam 10 yılım dolmuş bile.
Çalışma hayatımın önemli bir dönüm noktası, Şirketimizin yurt dışında aldığı bir taahhüt işine ( Birleşik arap Emirliklerinden ;Abu Dhabi , Dubai ve Fujairah daki ) Muhasebe ve Finansman Müdürü olarak atanmamla başladı. Takriben 4 yıl süren bu işin sonunda ise Türkiye 'de ki şirketin muhasebe müdürlüğünü de 4 yıl kadar yürüttüm.
Baba ocağımız olan STFA (Sezai Türkeş – Feyzi Akkaya )dan 17 yıl sonra ayrılıp, bir yıla yakın Fransız Le Meridien İşletmeciğindeki Side “resort “ otelinde Muhasebe Müdürlüğü yaptım. Sonrada 7 yıl General Motors (Opel) Türkiye nin Torbalıdaki fabrikasında kuruluşundan itibaren Finansman Kontrolörü olarak görev aldım. Sonra 6 yıl Yeni Asır Gazetesinde Mali İşler Koordinatörü ve en son Genel Müdür Muavini olarak çalıştım.Kriz dönemi 5 aylık işsizlik.Sonra 15 aylık Şa-Ra Enerji de Ankara Macerası ve Üçüncü Gümrükleme ile tekrar İzmir’e dönüş…Bir yıl sonra Izmir Ekonomi Üniversitesi…15 gün çalışmadan Akciğer Kanseri hastalığı teşhisi…5 aylık mücadele , bu arada işten ayrılış ve Allah’ın, doktorların ve başarılı geçen bir ameliyatın yardımlarıyla ikinci hayata başlayış…
Özellikle son 3-4 yıldır yukarıdaki girizgahı bana kariyer / hayat danışmanlığı konusunda gelen tüm gençlere ,çalışma hayatım boyunca ise ; ilişkide bulunduğumuz bankacılara, tam tasdik sözleşmesi yaptığımız yeminli mali müşavir şirketleri elemanlarına tekrarlamaktan ezberlemiş bulunuyorum.Bu nedenle yazmasıda bir çırpıda kolay oldu. İyi de oldu siz okuyucular böylece beni daha iyi tanımış oldunuz
Gerçekte herhangi bir yazı veya makaleyi okurken onu yazanı tanımadan okumanın güçlüğünü hepimiz biliriz. Yazar ve okuyucu arasında ilk başta kurulmamış bir diyolog veya yakınlaşma ,yazdıklarımız nekadar gerçek veya samimi olsada konsentrasyonumuzu engeller, yazılan konu hakkında dikkatimizi yoğunlaştırmaktan bizi alıkoyar.Umarım bu güçlüğü yukarıdaki açıklamalarımla aşmışımdır.
Meslek hayatım boyunca bana iş bulma veya çalışma hayatı hakkında danışan sayamadığım kadar çok insan , özellikle de üniversitede son yıllarına gelmiş veya yeni bitirmiş bir çok genç oldu. Bunlardan iş arayanların çoğuna kendi yeterliliklerinin yanında ,çalışma hayatım boyunca oluşan dostluklar ve arkadaşlıkların da yardımı ile ,hemen hemen hiçbirisi ilerde benim yüzümü kara çıkartmıyan işler buldum, yardımcı oldum. Şüphesiz bunu hepimiz kendi çalışma konularımızda yapıyoruzdur. İşte bu yazıyı yazmaktaki amacım bu düşünce , tavsiye ve yönlendirmelerimi yazılı hale getirerek daha geniş bir kitlenin hizmetine sunmak tır.
Maalesef bazıları bu faaliyeti sıradan bir arka çıkma, torpil yapma şeklinde de nitelendiriyor. Halbuki bu bir çeşit aracılık yapma, vesile olma , bilimsel tabiri ilede bir çeşit "kariyer danışmanlığı " dır.Kanatimce bu konu bugün Türkiyede en çok ihtiyacı duyulan bir çalışma alanı olmakla beraber maalesef önemi ve değeri henüz tam olarak anlaşılamamış vede ancak bildik,tanıdıklarla yürütülmeye çalışılan, ancak başlı başına profesyonel bir meslek veya danışmanlık olması gereken bir faaliyetdir.Bu yönü ile genellikle yetişmiş eleman temin eden " profesyonel personel tedarik danışmanlığı veya kelle avcılığı " faaliyetinden ayrılmaktadır.Genel olarak meslek hayatının henüz başındaki gençler ,çalışma hayatının gerçekleri konusunda kendilerine bilgi verebilecek,yönlendirebilecek,tereddütlerini ve işbulma hakkındaki korkularını giderebilecek ,kendilerine güvenmelerini sağlayacak , kendi ailelerinin dışında bir baba veya ağbi ‘ye ihtiyaç duymaktadırlar.
Eskilerin değimi ile siz yeteneklerine inandığınız bir genci veya insanı " eti benim, kemiği senin " diyerek işverenine teslim ediyorsunuz. Bundan sonrası artık o insanla ,işvereni arasındaki ilişkiye bağlıdır. Herzaman söylerim iş hayatı ve evlilik insanın kendi kararı ve tercihine bağlı birşeydir.Başkaları nekadar bu konuda pozitif veya negatif olarak vesile olsa, aracılık etse de nihayet herkes kendi hayatını kendisi çizecek ve yönlendirecektir.Tercihiniz mutluluğunuz veya mutsuzluğunuzun kaynağı olabilir. Hayatta daimi mutluluk diye bir gerçek olmadığına göre ancak severek, isteyerek birlikte olabileceğiniz bir eş veya işle mutluluğu kısa sürelerle de olsa yakalayabilirsiniz.
Bütün zamanların ortak özelliği olan ahlaki değerlere bağlılık, dürüstlük , ekip çalışmasına yatkınlık gibi olumlu karakter ve toplumsal özelliklerinizin dışında ; çağımızda sizi , benzerlerinizden , aynı ayarda olan diğer arkadaşlarınızdan ayıracak ve ister yurtdışı isterse yurt içinde tercih edilmenizi ve kısa sürede çalışma hayatınızda yükselmenizi sağlayacak en önemli kriterler ve/veya özellikler ;
-Lisan Bilgisi,
-Bilgisayar bilgisi,
-Mastır yapmak,
-İşi sevmek ve sebat etmek ancak ömür boyu aynı yerde çalışmamak,
-Özgeçmiş (CV) hazırlamak,
olarak sıralanabilir.
KARİYER DANIŞMANLIĞI (II)
Dünkü yazımızda önce kendimizi tanıtmış sonra da Kariyer Danışmanlığının tarif ve önemini belirtmiştik. Bu yazımızda ise kısa sürede çalışma hayatınızda yükselmenizi sağlayacak en önemli kriterler ve/veya özelliklerden Lisan ve Bilgisayar Bilgisinin tek tek üzerinde durarak açıklamaya çalışalım;
Lisan Bilgisi:
Bizim zamanımızda ( Yani 60-70 li yıllarda) tek lisan bilmek ( örneğin İngilizce ), yeterli olmaktaydı. Avrupa Birliğine önümüzdeki 5-10 yıl içinde girmemizin söz konusu olabileceği çağımızda ise artık ikinci bir lisan bilmek şart olmuştur. Avrupada çalışmayı düşünenler için bu Almanca veya İspanyolca , doğuda çalışmayı düşünenler için ise Rusça,Çince veya Japonca olabilir. Yabancı bir ülkede çalışırken (örneğin İran’da), İngilizce’nin yanında ana diliniz olan Türkçe’ yide bilmeniz sizi iki lisan bilen kimse yapmaz. Zira orada geçerli olan Farsçadır.Ancak Türkçe ve İngilizce'nin dışında öğrendiğiniz bir başka lisan, diyelimki Almanca sizi benzer nitelikte olacağınız kişilerden ayırabilecektir.Yine sadece İngilizce bilen bir kimsenin İngiltere'de hiç lisan bilmeyen birisi durumunda olabileceğini de unutmayın.Bu durumda Türkçe dışında iki lisan öğrenmenin en güzel zamanı ( eğer özel bir kolej mezunu değilseniz ) üniversite eğitimi sırasındadır.Okuduğunuz üniversitenin veya kültür derneklerinin açtığı yabancı dil kurslarına en az 2 yıl devam ederek ve öğrendilklerinizi de , sömestir tatillerinde yabancı ülkelere gidecek fırsatları kollayarak ve gerekiyorsa yaratarak pekiştirebilirsiniz.Ayrıca lisan kendi konunuzdaki yabancı dildeki kaynakları okumanız,incelemeniz için de gereklidir.
Bilgisayar :
Artık 50li yaşlarıma girdim. 1970 lerde bize son yirmi yılda meydana gelen teknolojik gelişmelerin ,son yüz yılda meydana gelenlerden 5-6 kat daha fazla olduğu söylenirdi. 2000 lerde ise teknolojik gelişmelerin artık neredeyse geometrik olarak arttığı, her yeni yılın bir önceki yılın yaklaşık 2 katı kadar gelişmeyi beraberinde getireceğinden bahsediliyor.
Çalışma hayatımın ilk yıllarında (1970lerde) kollu facit hesap makinaları vardı.Yaklaşık 300 kişilik fabrika çalışanlarının ücret bordrosunu iki kişi bu makinalarla geceli gündüzlü çalışarak 2-3 günde ancak tamamlardık.Bilahare bunların elektriklileri ve daha sonrada elektronikleri çıktı.Şimdi ise bilgisayardaki personel programları ile aynı bordroları verilerin girilmesi den printout alınması aşamasına kadar yarım saatte bir kişinin yapması mümkün.
1980 lerde yurt dışında çalışırken telefonun dışında en ucuz ve kullanışlı haberleşme aracı telexlerdi.Bizi Türkiyeye bağlayan teleks makinalarının başında hergün birkaç saat ayrılamaz,ayrıca memleket dışı malzeme ve makina siparişlerimizide telex haberleşmesi ile sağlardık.Sonra teletex ler, daha sonrada faxlar çıktı.Böylece yazı ve resimlerinde dünyanın bir ucundan diğerine kolayca gönderilmesi mümkün hale geldi.Yine yurtdışında çalışırken 1983 yılında bilgisayar’ın finansman’a benim bilebildiğim ilk tatbikatını, kulakları çınlasın Ayhan Sürek arkadaşımız kendi parası ile aldığı Sharp cep komputüründe Ofis Kasasını tutarak gerçekleştirmişti.
Daha sonra mali işlerde ; muhasebecinin yalnızca muhasebe fişlerinin tanziminden ve işlemlerin kontrolünden sorumlu olduğu veri girimi ve printout alımı işlerinin bilgisayar elemanlarınca yapıldığı günleri yaşadık.Kalın kalomoza larda tutulan muavin defterler,elle yazılan ve 6 ayda bir tutturulan mizanlar,yılda bir çıkartılan mali raporlar artık bizim meslekte nostalji olmuştur.Bugün her masada hesap makinesi yerine bir bilgisayar var.” Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu”diyen atalarımız gibi bizde “ Bilgisayar icat oldu,muhasebecilik bozuldu “ diyoruz.Artık Muhasebecilik sıradan bir kayıt tutma işlemi olmaktan çıkmıştır.Yönetim Muhasebesi,Vergi Muhasebesi,Maliyet Muhasebesi gibi bölümlerde ihtisaslaşmaya gidilmiş; Yöneticilerin ileriye yönelik kararlar almasına yardımcı aylık mukayeseli mali tabloların ve raporların üretilmesi söz konusu olmuştur.
Bugün bilgisayarlar ise modem,özel netler ve internet kanalı ile telefon ve faksın ve hatta radyo ve TV ların görevinide yapabiliyor. Yazı,ses,fotoğraf,film ,canlı görüntü v.s. transferi artık imkan dahilinde.
Bu hızlı gelişmenin dışında kalmamanın, ve hatta bu gelişmeye katkıda bulunmanın tek yolu artık uzmanlık seviyesinde bilgisayar kullanmasını bilmekten geçiyor. Çağımızda bilgisayar programcısı olamazsanız da, hazır programları en iyi şekilde kullanmasını bilmek veya öğrenmek sizin mesleğinizde başarılı olmanızı sağlayacak en önemli faktör haline gelmiştir.Çalışma hayatının tüm alanlarında artık bilgisayar kullanmadan, süratli ve devamlı gelişmeye ve rekabete açık olmadan , ayakta kalabilmek mümkün değildir.Dos ve Windows işletim sistemlerini, Microsoft Office programlarını (Word,Excel,Access,Power Point.) , Mühendisler için Autocad v.s programlarını ve Internet kullanımını çok iyi bilmek size bir çok avantaj kazandıracaktır. Bilgi çağında istenilen bilgiye en kısa yol ve zamanda ulaşmak artık bilgisayar ve internet kullanmadan mümkün değildir. Ancak, gerek çalıştığınız şirket içindeki intranet, gerekse internetin elektronik postasını kullanarak iletişim , haberleşme ,bilgi toplama ve dağıtma konularında bu işi bilmeyenlere göre ön saflara geçebilirsiniz.
Yarın da Mastır yapmak,İşi sevmek ve sebat etmek ancak ömür boyu aynı yerde çalışmamak,Özgeçmiş (CV) hazırlamak üzerinde duracağız.
KARİYER DANIŞMANLIĞI (III)
İki yazıdır devam eden ve çok önemli olduğuna inandığımız Kariyer Danışmanlığı konusunu bugün noktalıyoruz.Bugünkü yazımızda kısa sürede çalışma hayatınızda yükselmenizi sağlayacak en önemli kriterler ve/veya özelliklerden ;
-Mastır yapmak,
-İşi sevmek ve sebat etmek ancak ömür boyu aynı yerde çalışmamak,
-Özgeçmiş (CV) hazırlamak,
açıklanacaktır.
Mastır yapmak :
Hayatta değerlendirdiğim fırsatlar olduğu gibi maalesef değerlendiremediğim fırsatlarda oldu. ODTÜ İdari Bilimler Fakültesinde İngilizce olarak mastır yapma imkanını yazılı imtihan ve mülakat sonunda elde etmeme rağmen , iş hayatının yorgunluğunu bahane ederek ve gençliğin eylenceyi tahsile tercih eden tecrübesizliği neticesinde 6 ay sonra yarım bırakmam en önemli kaçırdığım fırsattı.Daha sonraları İstanbul İşletme fakültesinin management mastırını da kazanmama rağmen gitmedim. Evlendikten sonra başladığım Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi İşletme Enstitüsündeki İşletmecilik Mastırının ise ancak 3 aylık bölümünü tamamlayabildim.Bu nedenle gençlere nasihatım bu çeşit fırsatları kaçırmamaları ve daha ağır sorumluluklar yüklenmeden mutlaka enaz bir dalda mastır yapmalarıdır.
Yüksek okul biterbitmez mühendislere tavsiyem Bilgisayar, sosyal bilimler mezunlarına tavsiyem ise Management / İşletmecilik konusunda bir veya 2 senelik master yapmalarıdır. Çünkü daha sonradan araya askerlik, çalışma hayatı,evlilik ve çocuklar girince bu mastırı yapmak veya tamamlamak çok zor olacaktır. Bu ilk mastırı yaptıktan veya ilk mastırı tamamlama imkanı olmamışsa ve çalışma hayatında 2-3 yıl geçirdikten sonra tercihan hafta sonları veya çalışma saatleri dışında devam edilebilecek bir ikinci mastır yapmak veya 3-4 ay süren kurslara katılmak da düşünülebilir.
Dikkat !…Mastır yaptıktan sonra eğitim sona ermiyor.Günümüzde ve gelecekte hergün yeni şeyler ortaya çıkmakta ve birçok şeyler değişmekte ,yenilenmektedir. Bu nedenle devamlı gerek genel ,gerekse mesleki kültürünüzü arttıracak gazete,dergi ve kitapları okumayı bir alışkanlık , adet haline getirin.Enteresan bulduğunuz makaleleri,yazıları fotokopi ile çoğaltıp bir suret kendinize ilerde o bilgileri kullanabileceğiniz için saklayın.Diğer kopyalarıda fotokopi veya e-mail yolu ile iş arkadaşlarınıza ,ve hatta amirlerinize dağıtarak onlarında bu konuda bilgilenmelerini sağlayın.
Artık müdürlük,yöneticilik “makam sahibi olmak ,rahat koltuğunda getirilen evraklara imza atmak “olmaktan çıkmıştır. Bilfiil çalışmayı, araştırmayı, düşünmeyi, yenilikleri yaratmayı,iş süreçlerinin daimi olarak iyileştirilmesine çalışmayı,maliyetlerde tasarruf çarelerini bulmayı,memurlarınızı eğitmeyi,bigilendirmeyi ve yönlendirmeyi,üstlerinizin isteyebileceği raporları yaratmayı gerektirmektedir.Unutmayın ki yöneticilik yanında sekreterlik, daktiloluk ve şöförlük de yapacaksınız. Zamanımızda artık Yöneticilik ;devamlı olarak varolan yeteneklerinizin geliştirilmesini ve yeni yeteneklerin kazanılmasını gerektirmektedir.
İş hayatının sizden beklentileri hergün artacak ve atlamanız, geçmeniz gereken çıta hergün yükselecektir.Yükseldikçe,sorumluluğunuz arttıkça rahata ermeyeceksiniz ,aksine daha fazla,daha çok çalışmanız gerekecektir.Bu nedenle bilgi seviyenizin artması size bu zor alanlarda ki engelleri kolayca aşmanızda yardımcı olacaktır.
İşi sevmek ve sebat etmek , ancak ömür boyu aynı yerde çalışmamak:
Yaptığınız işi severek yapın.Hep pozitif taraflarını görün. İşi veya işyerini ilk görüşte beğenmeseniz bile bir kere girdiğiniz işten hemen ayrılmaya kalkmayın.Sabır ve sebat edin. Azimle çalışmanıza devam edin mutlaka karşılığını bir gün görürsünüz. Gençlerde en sık görülen hatalı davranış çalıştıkları işte biran önce yükselmek arzusu ve hırsıdır.Sırf bu nedenle sıklıkla iş değiştirebilirler. Halbuki girilen bir işte, çok dayanılmaz koşullar bulunmadıkça azim ve sebatla , gerekli tecrübelerin kazanılması için en az 2-3 yıl çalışmak gereklidir.Bu süre zarfında o işyerinin çalıştığınız konu ile ilgili tüm mesleki bilgileri öğrenilebilir, aynı şekilde sizinde o işe verebilecekleriniz maksimum noktasına ulaşır.Böylece karşılıklı menfeatler uyuşmuş olur. Tecrübe mücevheri ancak uzun yıllar çalışma karşılığında kazanılmaktadır.
Benim gençlere bu konu ile ilgili diğer bir tavsiyemde aynı işyerinde maksimum 7-10 yıl çalışmalarıdır. İşyerlerindeki çalışma ortamları ve yötecilerin tutumu şirketten şirkete değişmekle birlikte, siz 7 yılı doldurduktan sonra artık “bizim adamımız” ,”o, bizdendir” sıfatlarının sahibi oluyorsunuz ve yeni gelen benzer kaabiliyet ve nitelikteki elemanlara göre daha düşük menfeatler elde edebiliyorsunuz. Diğer yandan siz yeni gideceğiniz şirkete başka görüş açıları getireceğiniz için öğrendiğiniz eski şeyler,tecrübeleriniz, yeni şirket açısından çekici olacaktır. Aynı şekilde ayrıldığınız şirketinize de bir başka şirketten gelecek yeni birisi ile eski şirketinizde bu taze kan avantajından yararlanacaktır.
İş hayatınızda değil, ama , tek bir işyerinde dinazor olmayın…
İş hayatında dinazorlaşmak edindiğiniz tecrübe ve bilgi ile “sui generis “(Latince)veya “ nev-i şahsına münhasır” (Arapça= Üniversitede hukuk tahsili sırasında öğrendiğim bu deyimi çok seviyorum.Bu nedenle de bulabildiğim ilk fırsatda kullanmış oldum.)hale gelmeniz demektir.Pozitif yani iyi bir özelliktir.
Aynı işyerinde dinazorlaşmak ise ;eğer yeniliklere açıksanız, uyum sağlayabiliyorsanız,esneklik ve elastikiyetiniz varsa,yeni gelen personel ile kaynaşabiliyorsanız ,pozitif olabilirken (dinazorlar ölmez…); aksi takdirde negatif yani kötü bir özellik haline gelebilir.”Biz bu işi denemiştik, “, “Bu usul bir fayda getirmez “ diyerek yeniliklere,yeni düşünce ve fikirlere karşı çıkan dinazorların yaptığı gibi.
Kavanoza kapatılan pirenin hikayesini belki sizde okumuş veya duymuşsunuzdur.İlk zamanlar sıçrayıp,sıcrayıp cam duvarlara,kapağa çarpan ama sıçramaya devam eden pire, belli bir süre sonra o kadar yoruluyor ve beziyorki, kavanozdan dışarıya çıkarılsa bile artık sıçrayamıyormuş…Sıçramayı unutmadan , kavanozdan çıkmayı başarmamız lazım…
Genellikle 35 yaşına kadar olanlar genç, 36- 55 yaş arası ise dinazor sınıfından sayılmakta ve işe girişlerde, önemli yeteneklerin kazandırılacağı,insana yatırım eğitim ve gelişimlerinde de hep gençler tercih edilmektedir. Halbuki şirket içinde pozitif anlamdaki dinazorların faydaları görüldükçe ve gençlerin yaptıkları bazı beklenmeyen ve tecrübesizlikten kaynaklanan hataların sayısı arttıkça , batı ülkelerinden başlayarak dinazorlara önem verilmeye tekrar başlanmıştır. Gerçektende gençliğin dinamizmi ile, yaşlılığın tecrübesini birleştirebilen karma bir yapının her iki taraf ve çalıştıkları şirket için büyük kazançlar ve tasarruflar getireceği şüphesizdir.
Özgeçmiş ( C.V. ) Hazırlamak
İş arayan gençlere veya dinazorlara diğer önemli bir tavsiyem ise yazılı bir Özgeçmiş (C.V.) hazırlamaları ve ister direkt ister dolaylı iş başvurularında ,bir adet fotoğraflarını da yapıştırdıkları bu CV yi takdim etmeleridir. Bu CV iş bulma konusunda danışmanın yapacağı işlemleri hızlandıracak , unutulmamasını sağlayacak ve kolaylaştıracaktır.
Son olarak belki tamamen kendi gayretlerinizle, belkide bir kariyer danışmanının yönlendirmesi ile başlayacağınız çalışma,meslek hayatınızda ,hepinizin önce birer kariyer danışmanı, sonrada pozitif bir dinazor olabilecek niteliklere ve çalışma sürelerine ulaşabilmenizi diliyorum.
Yazan:
KIRIMHAN AKINCI
Mali Müşavir ve Yönetim Danışmanı
ÖĞRENMESİ 50 YIL SÜREN 13 GERÇEK
2. İyi dans etmesini bilmemeniz kimsenin umurunda değildir.Sadece ayağa kalkın ve dansedin.
3. Kendi dini görüşlerini sizinle paylaşmak isteyenler,sizin dini görüşlerinizi onlarla paylaşmanıza karşı çıkarlar.
4. Bütün organize protestoların asıl başarısı ,protesto eylemine katılmayanları rahatsız etmek eylemine dayanır.
5. Kariyerinizi ,hayatınızla bir tutma gafletine düşmemelisiniz.
6.Problemler çıkınca ve işler kötüye gittiğinde mutlaka çözüm üreten ve komutayı üstüne almak isteyen bir kurtarıcı var olacaktır ve büyük ihtimalle de bu birey delidir.
7. Biftek bıçağını hiç bir zaman yalamayın.
8. Hiçbir şart altında uyku ilacı ile müshili aynı gece almayın.
9. Yaşgününüz hakkında diğer insanlardan büyük şeyler beklememenin de zamanı gelecektir.Bu zaman 11inci yaşgününüzdür.
10. Bir kelime ile insan ırkının niye tüm potansiyelini kullanarak tam gelişemediğini ve hiçbir zamanda bu ideala ulaşamıyacağını izah etmek gerekse bu kelime “Toplantılar” olacaktır.
11. Size karşı nazik,ancak hizmet veren bir garsona karşı kaba davranan bir insan gerçekte iyi biri değildir.
12. Ve üzerindeki bütün güzellikleriyle tüm kainatı yaratan “Allah” insanlığa bir mesaj iletmek isterse, televizyondaki kötü bir saç stiline sahip olan kişiyi mesajını iletmek üzere aracı olarak kullanmayacaktır.
13. Herhalikarda arkadaşların,dostların seni sever.
KIRIMHAN AĞBİNİZİN KÖŞESİ - Varan Bir
Aslında ben doğuştan yazarım . Bu konuda gözümü açan üstadlarım Selahattin Duman ve Serdar Turgut’a da çok şey borçlu olduğumu söyleyecek kadar da alçakgönüllüyüm.
Düşünüyorum da niye bekledim 53 yaşına kadar meşhur olmak için ?
Bu konuda muhasebe ve finansman ( mali işler ) alanında 32 fiili çalışma yılımı harcamış olmamdan başka hiç bir sebeb / neden göremiyorum.
Ha, birde eşim Yurdagül’ün bundan 24 sene önce yazı yazmak amacı ile biriktirmiş olduğum evrak-ı metrukeyi,büyük bir kıskançlık sonucu ,benim evde bulunmadığım bir zamanda çöpe atması olayı var Halen aile arasında her yeri geldikçe bu konuda ki sitem ve nasıl kızmış olduğumu dinlemekten tüm aile fertlerinin zevk alır hale gelmiş olması ise işin beni üzen ( belki de mazoist tarafıma denk gelip sevindiren ) diğer yönü.
Gelelim mali işler konusuna . Mali İşler departmanlarında çalışanların başka konular ile de zaman veya fırsat bulup uğraşıyor olması nedense bağlı olduğu yöneticiler tarafından pek hoş karşılanmaz.Aslında bir mali işler yöneticisi olarak ben de aynı şeyleri düşünüyorum. Muhasebeci dediğin hastalanmaz,yemek yemez,izin kullanmaz , normal olarak günde en az 16 saat çalışır ( tabiiki fazla çalışma ücreti talep etmeden ) .Cumartesi , Pazar Bayram tatil dinlemez çok çalışır ,çok aşınır ama az ücret alır.Evli de olsa bekardır,duldur ; yani bekar veya dul gibi ailesine karşı sorumluluğu yoktur ancak işine karşı sorumludur. Sadece yöneticiler mi ? Hayır iş arkadaşları ,ailesi ,komşuları ve çevresi de böyle bir davranışı garipser , hayret ederler. (İş saatleri dışında da muhasebeci dost ve akrabalarının, apartman yönetiminin muhasebe ve vergilerle ilgili problemlerini dinler ve hatta bedava olarak çözer.) Bunu ilk defa 1993 yılında bazı gazete ve mesleki dergilerde birkaç mütavazi makalem yayınlanınca anladım.O zamanlar Finansman Kontrolörü olarak çalıştığım Opel Torbalı Fabrikasında ; “ Ağbi ,nasıl ve nezaman yazabildin bunları ? Tuvalette mi ..... Yoksa direksiyon başında araba kullanırken mi ?” sorularına layık oldukları cevabı vermekte ve normal sabah altı aksam 10 olan mesai saatlerimi bağlı olduğum Direktörlerin 12 ve hatta 03.00 e kadar uzatma girişimleri karşısında bayağı zorlandım ve maalesef bu tutum benim mesleki konulardaki yazarlık şevkimi de kırdı.Hatta o zamanlar Yeminli Mali Müşavirlik yapan sevgili Burhan (Özfatura) ağbimin ve sevgili kardeşlerim Öcal (Turan) ve Fazıl (Esen)’ın bu konudaki takdir ve teşvikleri bile para etmedi ve ben bir daha mesleki makale yazmadım .
İşte sevgili okuyucular mali işler den kurtulmam sizin ellerininizde .Eğer siz her yazımı (tahmin ettiğim gibi ) tatlı bir tiryakilikle okur bu konudaki olumlu düşünce ve tepkilerinizi de gazete yazı işleri müdürlerine ulaştırırsanız ve bana nafakamı yalnız köşe yazarlığından kazanma fırsatını verirseniz Türk ( ve hatta kısa bir süre sonra Dünya ) Gazetecilği size minnattar kalacaktır, böyle bir büyük yazarı Basın Hayatımıza hediye ettiğiniz için.
Bunu yapmazsanız da sevinmeyin pek, zira daha büyük projelerim var . Şiir ve Roman Kitapları yayınlamak gibi . Makalelerim den kurtulabilen okurlar bu sefer heryerde gördükleri kitaplarımdan alıp okumak şansına erişecekler .Tabi bu köşe tutarsa Şiir ve Roman projelerimi bir süre ( 3- 5 yıl ) erteleyebilirim ve Şiir Roman ödüllerini de başka değerli vatan evlatlarımız kazanma fırsatını bulabilmiş olur .
Aslında ben (sam var ) en az onbin okurla başlıyorum ;
- (Dokuz yılımızı birlikte yaşadığımız ) T.E.D. Ankara Kolejliler ve dolayısyla tüm Kolej mezunları ,
- Bağımsız (ve bağımlı denetim ) şirketlerindeki tüm dostlarım , SMMM ünvanımdan dolayı tüm Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ile tüm serbest olmayan muhasebe ,finansman ve mali işler elemanları,
- 17 yılda beni yetiştiren Baba Ocağım tüm ST FA ( Sezai Türkeş Feyzi Akkaya ) ve ikinci Ankara seferine çıkmama olanak tanıyan ŞA-RA çalışanları ,
- Beraberliğimiz bir yıl ancak dostluğumuz bir asır sürecek Hotel Le Meridyen den tüm
Türkiye Turizm Kuruluşlarına yayılmış Meridyenciler ,
- İzmir içinde 500 ,Türkiye çapında enaz 1000 adet satılmasına aracı olduğum Opel Vectra / Astra sahipleri dostlarım ve tüm Opel çalışanları ve bayileri ( Fordçular alınmasın .Onların da Opel maceralarımı okumaktan zevk alacaklar eminim ),Ücüncü Grubu Şirketleri çalışanları,
- Kısa bir sürede olsa birlikte çalışmaktan mutluluk ve gurur duyduğum İzmir Ekonomi Üniversitesi çalışanları,
- Tüm Kırımlı’lar , tüm Han’lar ve tüm Akıncı’lar ,tüm askerler ,siviller ,
- Tüm Ankaralılar,Karadenizliler ,Egeliler, İzmirliler,Karşıyakalı ve Bostanlılılar ile sonradan buralarlı olmuşlar;
- Tüm 68 liller veya kendilerinde bu ruhu hissedenler , ( 69 lular da olabilir..)
- Tüm Orhan Gencebay, ( Baba )Erkin Koray , Ajda Pekkan,Barış Manço,Cem Karaca, Özdemir Erdoğan ,İlhan İrem,Nilüfer,Zeki Müren,Adnan Şenses,Emel Sayın
ve Elvis Presley,Cliff Richard,The Beatles hayranları ,
- Tüm kitapsever, sinamasever ve tiyatroseverler ( veya savarlar ),
- Tüm ağbilerim ,ablalarım , kardeşlerim olan siz sevgili okuyucular .
Kırım Şefe , Kırımhan Ağbinize iş ve çalışma hayatı ile ilgili her konuda danışabilirsiniz .Bu köşede sizlerden gelecek konuların yanında 32 yıllık iş hayatımda karşılaştığım olayların neşeli ve komik veya trajikomik taraflarını yazacağım .
Merhaba...
Kırımhan Akıncı tarafından 16.Ağustos.1996 da yazılan ancak yeterli takdir ve teşvik görmeyip de yayınlanmayan yazıda bazı küçük değişiklikler yapılarak yeniden kaleme alınmıştır.
Göçebemiyiz? Hancımı? Yolcumu?...
Ancak yaşadıklarım daha doğrusu hissettiklerimi daha yeni yazma fırsatını buluyorum.
Bu arada şunun farkına vardım ki ; ben buralara ( belki de bu dünya ya ) ait bir adam değilim. Göçebelik benim genlerimde var...Aslında bu durum yurtdışında (Abudhabi ve Dubai ‘de,Suudi Arabistan ve İran’da ) çalışmakla daha çok ortaya çıktı.İnsanın kendisini bir yerlere ait hissetmemesini ilk defa belirgin bir şekilde oralarda hissettim. Almancı’ların 2.-3.kuşakları gibi ne yaşadığın yere , nede köklerinin geldiği yere ait olmamak...Bank de Paris Abu Dhabi Şubesinde Fransız Banka Müdürüne, çalıştığın Türk şirketinin Türk, Patan ve Hintli,Pakistanlı işçilerinin maaşlarını ödeyebilmek için temlik koydukları istihkaklarından hiç olmazsa bir kısmını bırakmaları için ricada bulunurken, Arap işveren veya Alman kontrolörleri ile bu istihkaklar için hesaplaşırken, Türkçe tutulan muhasebe kayıtlarını İngilizce’ye tercüme ederek Hintli ve İngiliz Denetiçilerden 5 yıllık olumlu tasdik raporları alırken hep aynı şeyleri düşünmüşümdür:
” Evladım Kırımhan...Ne işin var senin burada, bu yabancılar içinde...Başka derdin , başka işin yokmu?....”
Sonra daha iyi günlerimizde oralarda yaşarken Türkiye ‘de olmak, Türkiye’ de yaşarken oralarda olmak istemek ikilemi devam etti...Side Hotel Le Meridyen’de bir yıl süren Muhasebe Müdürlüğü maceramız ve son durağımız İzmir’de 7 yıl General Motors (Opel ) Türkiye ve bilahare 6 yıl Yeni Asır Medya da da durum farklı değil...Sonra kriz yılları ve 5 ay süren ama bana 5 yıl gibi gelen işssizlik günleri.Ankara’da Şa-Ra Enerji de 15 aylık bir macera ve Üçüncü Gümrükleme ile İzmire geri dönüş…Bir yıl sonra İzmir Ekonomi Üniversitesi ile tamam ideal işi buldum artık burası gerçek mutlu olacağımız çalışma son durağımız derken, akciğer kanserine yakalanmam…Ve 5 aylık bir mücadaleden sonra doktorların ve başarılı ameliyatın sonucu yeniden hayata dönüş ama bu arada işten mecburi ayrılış…Hep bir yerlerdeyken,birileri ileyken, başka yerlerde başka birileri ile beraberlik özlemi çekmek...İçinde yaşadığın yere , bazen de kişilere ve de hatta hayata, yaşamaya yabancılık hissetmek...
Tabii bana göre bu kişilerden çok yerlere yönelik bir yabancılık hissi,ancak ister istemez bazen kişileri de kapsıyor.Hatta bazen bir şirkette çalışırken, başka şirkette olmayı istemek, veya ne işim var benim bu şirkette diye düşünmek,çalıştığın şirkete karşıda ( insanların -çalışanların bütün sıcaklığına rağmen ) yabancılık hissi duymak gibi yer kapsamını da genişletiyor...
İzmir’de yaşarken, burada yıllardır tanıdığın sevdiğin dostların ile beraberken birden köklerinin buralara ait olmadığını, senin bu insanlarla daha eskiye dayanan ortak geçmişiniz olmadığını hissetmek,ama nereye gideceğini bilememek....Aynı şeyleri 30 yılımı geçirdiğim Ankara’ya dönüşte de yaşamak ve hatta tekrar İzmir’e gelişte de …Bu hislerin tabi sonucuda seni kimsenin anlamaması, veya arada bir anlayan çıksa da onun da yanlış anlaması.....
Artık ben mi ihtiyarladım da bu konuları fazla düşünmeye başladım...
Yoksa siz de zaman zaman bu hislere ve düşüncelere kapılıyormusunuz...ki sizlerin arasında mutlaka benden daha fazla yer gören ve özgürlük tadanlarınız vardır ve eminim ki soylediklerime katılmaktadırlar. Hatta bundan da öte ,bekar olanlarınız hep ‘acaba evlenip yerleşik bir düzen kursaydım daha mı iyi olurdu ‘ diyorlardır .
Ama belki hikayeyi bilirsiniz:
“Akrep nehrin kenarında kendini karşıya geçirmesi icin kurbağaya rica etmiş.
Kurbağa ‘kusura bakma ama sen beni sokarsın ‘demis. Akrepte ‘yahu sokarsam ikimizde batarız. Dolayısı ile korkma...’Demiş. Kurbağa düşünmüş akrebin dediği doğru.’Bin o zaman sırtıma ‘ demiş. Tam nehrin ortasında akrep kurbağayı zınk diye sokmus. Kurbağa ‘ne yaptın simdi ikimizde öleceğiz‘ demis. Akrep ‘haklısın ama bu benim karakterim‘ demiş.
Onların da karakteri bu işte. Ne kadar isteseler, bazen imrenseler de düzenli bir yaşama, evliliğe gelemiyorlar..
50 li yaşlarına yaklaşan ve halen bekar olan bir arkadaşım “ Ben de ayni şeyleri düşünüyorum. Ama mantığım iki sey söylüyor;
1)Yaşadığımız yaşlar geri dönmüyor ,
2)Gecmişe mazi derler... “ diyordu .
Yani hayatta yapmak istedigimiz ve yapacağımız çok şey var. Kaç yaşımızda olursak olalım.Sonuç olarak kimse sonsuza kadar yaşamadığına göre. Geçmiş yada gelecekten ziyade galiba bugün önemli...
50-60 yas arasının çok iyi bir yaş olduğuna bu yaşlarda aşık olabilenleri görünce siz de inanabilirsiniz.
Tabii bütün bunları düşününce benim biraz olsun moralim düzeldi.Sizde demek ki insanın bunları hissetmesi de normalmiş diyerek 40 lı veya 50 li yaş bunalımına girmeyebilirsiniz.
Zaten insan yaşlandığını da kolay kolay anlayamıyor veya daha doğrusu kabullenmiyor ya...Ancak bizim zamanımızda ki film artistlerinin şimdiki yaşlı hallerini görünce, yada bizim cocukluğumuz daki büyüklerin artık iyice yaşlanmış hallerini görünce gerçekler kabul edilmek zorunda kalıyor...Bildiğimiz (tıpkı yaşlanmak gibi ) bir gerçeği aynayı yüzümüze tutup söyleyen dostlar sağolsun. 50 li yaşlarına yaklaşan bekar arkadaşım devam ediyor;
“Bu yaş işine doğrusu hiç kafamı takmıyorum . Zira 22,23 yaşında kızlarla flört edip duruyorum. Ben de galiba ‘andrepoz’a girdim. Ama olsun zevkli oluyor.”
Yaşadığınız günlerin,anların kıymetini bilin...Şanınıza şan katın, namınıza nam katın..Çok paranın ne önemi var, mühim olan az da olsa para , ama çok arkadaşlık, dostluk ve sevgi.
Hepinize başarılar, iyi günler ve sağlıklı yaşlanmalar diliyorum.
Yazan:
KIRIMHAN AKINCI
Mali Müşavir ve Yönetim Danışmanı
Çalışanların “ Bezgin “ liği Sonucu İşten Ayrılması’nı İşverenler Basit Tedbirlerle Önleyebilir.
General Motors ( Opel ) Türkiye ‘ de Finansman Kontrolorü olarak çalışırken şirket genel merkezi tarafından çok önemle ve titizlikle üstünde durulan, her ay sonu yetişmesi gereken mali ve operasyonel raporların hazırlanması için finansman departmanında “ay sonu kapanışı” ( Month End Closing ) işlemleri çalışanların en az 3-4 gün geç saatlere kadar mesai yapmalarını gerektirirdi. Yorucu geçen son gecenin ardından ertesi gün raporlar gönderildikten sonra bu çalışmaya katılan herkese ( 10-15 kişi ) şifahen bazen de Lotus Notes mesajı ile teşekkürün yanında çikolata, gofret veya dondurma almayı, bazende iş çıkışı yakındaki bir restoronda yemek, bira ısmarlamayı adet haline getirmiştim. Bu adetin halen devam edip etmediğini bilmiyorum ama bu çeşit davranışların çalışanları nakdi prim almalarından daha çok işe bağladığını ve birisinin onların nekadar fedakarca ,gayretle çalıştıklarının farkına varması ve bunu takdir etmesinin tüm yorgunluk, bezginliklerini unutturduğundan eminim. Yeterli takdir,motive etmesini bilmeyen ve hatta tam tersine hareket eden yöneticilerin altında çalışanlar için hayat gerçekten zordur. Ve bu çalışanların en iyileri daha uzun yıllar faydalı şekilde çalışacaklarına ilk fırsatda işten ayrılmayı,başka bir iş bulmayı düşünürler. Bugünün rekabetçi iş ortamında işverenler çalışanlarının kendilerine kendi istedikleri zamana kadar bağlı/sadık kalacaklarını düşünmesinler. Bağlılık ve işverene duyulan saygı ve hatta sevgi halen birçok çalışan için güzel,etik iş değerleri olarak muhafaza edilmektedir.Ancak unutulmamalıdır ki çalışanlar piyasa değerlerinin altında maaş aldıklarını farkettiklerinde ve/veya takdir görmediklerini hissettiklerinde herzaman için işten ayrılıp gitmeleri tercihlerini kullanabilirler ve hatta kullanmalıdırlar. Halbuki yöneticilerinden görecekleri çok basit takdir etme,motive etme davranışları onları sadık birer çalışan yapacak ve işyerindeki işçi devir hızınının yükselmesini önleyecektir.
Çalışanların her iş yaptıklarında teşekkür edilmesi veya takdir görmesi gerekmeyebilir,zira sadece işini yapıyordur ve bunu yapmak için ücret alıyordur. Ancak herhalikarda basit bir teşekkür veya övgü dolu sözler işitmek yinede çok iyi gelir insana.İşverenlere tavsiyelerimiz ;
- “Cezalandırmada cimri,övgü ve motivasyonda cömert” davranın. Maalesef iş hayatında genellikle bu tavsiyemizin aksine davranan (yani cezalan -dırırken çok sert ve affetmez,mükafatlandırırken de çok hasis,hatta kıymet bilmez ) yönetici / işverenler ağırlıktadır.
- Çalışanları,astlarınızı överken,takdir ederken mümkün olduğunce diğer çalışanların yanında ve birazda abartılı olmasını sağlayın ki bu tutumunuz diğer çalışanları da teşvik edecektir.Çalışanların yaptıkları hataları ise mümkün olduğunca herkesin içinde yüzlerine vurmayın.Eğer ,mutlaka bu konuda uyarılmaları gerekiyorsa ,bunu mümkünse yumuşak bir ruh hali ile onlarla yalnızken yapın.
- Şunu unutmayın ki, çalışanlar,özellikle tecrübesiz olanlar hata yapmadan doğruyu öğrenemezler ve onlara amirlerince hata yapma fırsatı tanınmamışsa iş/çalışma hayatlarında insiyatif kazanamazlar.
Ne kadar bilgili ve tecrübeli olsada , işten ayrılan her çalışanın yeri doldurulabilir. Ancak hemen yeri doldurulamayacak ve yeni gelenin işe ve diğer çalışanlara uyumuna bağlı olan şey ; değerli,üretici,prodüktif davranışlardır. Bu nedenle kanaatimce yöneticilerde ,çalışanlarda gözlerini açmalı artık. Hiç beklemediğiniz bir anda başınıza gelebilecekleri şu anda hayal dahi edemeyebilirsiniz.Onun için özgeçmişinizi herzaman taze tutun , kendi kendinizin en iyi çalışan şampiyonu, destekleyicisi olun, nezaman, yeter artık denileceğini mutlaka öğrenin ve iş ilişkilerinin bu “ bardağı taşıran son damla “seviyesine gelmesinden önce düzelmesini sağlayabilecek gerçekte çok basit motivasyon,teşvik tedbirlerini almaktan çekinmeyin.
Yazan:
KIRIMHAN AKINCI
Mali Müşavir ve Yönetim Danışmanı
(SMMM – İzmir 2991)
9 Etkili Yönetim Tekniği
ğinizi ve hangilerini ise yönetim tarzınız ile bağdaştırmanıza gerek olduğunu tespit edin.Öğrenmek için hiç bir zaman geç değildir.
1. Büyük resmi anlamaya ve anlatmaya çalışın. Eğer çalışanlarınızın çok çalışmasını ve işlerine kendilerini adamalarını istiyorsanız onları da ilmeğin içinde tutmalısınız.Açık bir iletişim sadakati teşvik eder ve çalışanlara bir gurur duygusu verir.Yaptıkları işlerinin şirketlerinin başarısına katkılarını anlamalarına yardımcı olur. Bütün çalışanların katılacakları ve periodik olarak yinelenecek toplantılar tertip ederek yeni iş gelişmeleri ve olanakları hakkında onlara bilgi verin ve her çeşit sorularını da cevaplandırın. (Bunun gereğini ve faydasını STFA da çalışırken özellikle Proje/şantiye yönetiminde ve General Motors Opelde de Genel Müdürün yaptığı 3 aylık bilgilendirme toplantılarında bizzat yaşadım)
2. İşi ve sorumlulukları delege edin (Dağıtın). Şimdi bazı çalışanları istihdam ettiniz, üzerinizdeki işleri onlarla paylaşın.İnsanların kuvvetli ve zayıf yönlerini dikkate alarak projeleri çalışanlarınıza dağıtın, ve onlara ; kendi iyi çalışma huyları edinmeleri ve liderlik yeteneklerini geliştirmeleri için olanak /insiyatif tanıyınız. Kaprislerinizi kontrol altına alın. Birçok yönetici başta bunun mücadelesini verir.Bir projeyi, işi üstlenmeden önce çalışanlarınızdan birinin bu işi yürütüp yürütemiyeceğini kendinize sormayı huy edinin.
3. Çalışanlarınızın hedeflerini/amaçlarını tespit etmelerine yardımcı olunuz. Bir işin yapıılmasına vade konulması(bitirileceği zamanın tespiti) ve hedeflerin/amaçların saptanması çalışanların kendi işlerini yapmalarına yönelmelerine, işleri ile meşgul olmalarına ve bu konularda motive olmalarına yardım eder.Çalışanlarınızın herbiri ile şirketinizin hedefleri hakkında konuşun ve şirketinizin işlerinin misyonuna direkt olarak bağlanabilecek ferdi/kişisel hedefler tespit etmeleri için onlarla birlikte çalışın. Her çalışanın şirket içindeki kendi profesyonel kariyer gelişmesini anladığından emin olunuz.
4.Problemleri teşhis ediniz, tanıyınız. Eğer başınız kuma gömülüyse ofis içindeki kişsel çekişme ve çelişkileri, gerileyen verimşiliği farketmeniz olanaksızdır.Çalışanlarınızla aynı frekansda bulunun; böylece daha ortaya çıkmadan koruyucu ve önleyici tedbirleri alıp sorunları çözebilirsiniz.Bir çalışanınızın çalışma huylarında veya davranışlarında bir değişikliği fatrkettiğinizde buna neden olan problemin asıl/kök sebeblerine inmeye çalışın ki diğer çalışanlarınızı da etkilemeye başlamadan sona erdirilebilsin.
5.Çalışanlarınızı mükafatlandırın. Maaş arttırımları ve ikjramiyeleri herkes mutlaka takdir edecektir, ancak iyi yapılmış bir iş için çalışanlara teşekkür etmek sadece parasal mükafatlarla olmaz. Gerçekte çoğumuzca ihmal edilen yolla bir işçinin işe katkısının en kolay takdiri basitçe bir “ Teşekkür ederim” cümlesidir. İster kelimelerle olsun ister para ile, veya bir “ayın personeli “ programı veya diğer bir teşvikle, çalışanlarınızın sizin onların işe katkıları ve gayretlerini takdir ettiğinizi anladığından emin olunuz.
6.Bir mentor(klavuz,yol gösterici) olunuz. İş sahibi veya yönetici olarak çalışanlarınıza verebileceğiniz en büyük hediyelerden birisi bilgi ve tecrübenizi onlarla paylaşmaktır.Birinci elden bir çalışanınıza bir işin nasıl bağlanacağını veya satış tahminlerinin nasıl yapılabileceğini göstermeniz ona bunu anlatmaktan çok daha fazla çalışanca efektif olarak algılanacaktır.
7.Yeniden gözden geçirin. Profesyonel olarak gelişmek ve yeteneklerini ilerletmek için çalışanlarınızın performansları hakkında geri beslemelere (feedback) ihtiyacı vardır. Formal bir yeniden gözden geçirme programı planlayarak yılda bir veya iki sefer performans değerlemesi yaparak primleri veya zamları veriniz.Eğer hedefler tespit etmişseniz ve performans değerlendirmesini aynı görüşmede yapacaksanız, çalışanların geçmiş performansı ve gelecekteki hedefleri hakkında eşit zaman ayırarak görüşlerinizi belirtmeyi unutmayınız.
8.Kalbiniz olduğunu gösterin. Aile ihtiyaçları ve öncelikleri,hastalıklar,ve diğer önceden planlanamayan olaylar herzaman ortaya çıkacaktır, bu nedenle bunlara alışmanız da fayda vardır.Çalışma ve izin saatlerinde esnek davranarak çalışanlarınıza önemli işleri ile uğraşmalarına olanak tanıyarak şefkat gösteriniz .Çalışanlar herzaman sempatik görünen bir patron veya yöneticiyi takdir ederler.Eğer işleriniz zarara uğramayacaksa özel ihtiyaçları olan çalışanlarınıza gerekli koılaylığı gösterin.
9.İyi bir yönetici olmanız için gereken zamanıda ayırın. İşlerin yoğun olduğu ve birikme eğilimi gösterdiği zamanlarda yöneticilik yapmayı unutmayınız.Çalışanlarınız özellikle stres altındaykelerken veya sizin zamanınız ve bilginizin gerekeceği yeni bir projeyle karşılaştıklarında sizin bilgi ,tecrübe ve yol göstericiliğinize güvenirler.Çalışanlarınıza sizinle konuşmak istediklerinde gerekli zamanı ayırın ve başka işerle bölünmeyecek şekilde ilginizi gösterin.Eğer bu şekilde ofisinizde davranmanız olanaksızsa yakındaki bir cafe ye giderek beraber bir kahve içerken görüşmenizi de yapabilirsiniz.
PORTRELER
Ayhan Sürek : Devamlı gülen yüzü ile Akıncı ailesinin en yakın dostlarından ve hayat danışmanıdır.Benim gibi Abu Dhabi Mafyasının üyesidir.Ayrıca oğullarımında kirvesidir.Ancak bilahare İran,Avrupa,Amerika ve İrlanda Mafyaları ilede enternasyonel ilşkilerde uzmanlaşmıştır. Bilgisayar’ı TR de ilk defa Dubai Ofisi kasasında uygulamıştır.Yine TR de Borsa yokken ispanyadaki Broker kanalı ile Wall Street de oynamış ve kazandığı paraları Pariste flüt çalarak harcamıştır.Muhteşem Süleyman gibi kendi besteleride olan Ayhan aynı zamanda iyi bir müzisyendir.Her an enginlere açılabilecek bir dünya vatandaşıdır.Orta doğu ve Avrupayıda içine alacak bir savaş tehlikesinde kaçabileceği Bolivya dağlarında başkent Lapaz’a yalnız 200 km.uzaklıkta arsa ve tarlaları vardır.Sistem Müdürlüğü,Hotel Le Meridyen Side Antalya Personel Direktörlüğü,bilahare bu şirketin TR temsilciliği, ST FA İnanç Vakfı Genel Müdürlüğü görevlerinde başarı ile yer aldıktan sonra kendi İşletme ve Sistem Danışmanlığı Şirketini İstanbulda kurmuştur.İçinden Tramvay geçen Ofis Sahibidir.TR deki büyük depremle bile yıkılmamış ancak ekonomik kriz sırasında Bişkek Üniversitesi kuruluş danışmanlığı teklifini alınca Kırgızistana taşınmıştır.Halende burada Danışmanlık ve Öğretim Görevliliği görevlerini başarı ile sürdürmektedir.kendi ağbilerinin ve Kırımhan ağbisinin evlilik mutluluklarını yakından gözlemlemeleri sonucu ömür boyu bekar kalma kararını vermiş ve ısrarla da uygulamaktadır.Kadın nüfüsunun erkek nüfusunun 2 katı olduğu Kırgızistanda da bu yaşamını bozacak gibi görünmemektedir.
Öcal Turan : Övünmek gibi olmasın ama Kayseriliyiz diyen,ancak ticaret adamı olamayan çocukları okuttukları Kayseriden çıkmış, 2 fakültede okumuş, bunların yanında en önemlisi hayat üniversitesini başarılı ile bitirmiş,saf ve temiz bir orta anadolu çocuğu,lazın deniz görmemişidir.15 yıl süren ve Müdürlüğe kadar uzanan Gümrük Bakanlığındaki yaşamını rüşvet alan değil veren olmak istediğinden ve tabiiki bu da karekterine daha uyduğundan Gümrük Komisyonculuğu ve TRnin ilk Bayan Takımının antrönörlüğü görevlerini Şu Şehr-i İstanbul’da başarı ile sürdürürken, Amerikan mafya babalarından General Motors kendisini keşfetmiş ve İzmir Torbalı da kurulan Fabrikasına Dış Ticaret ve Lojistik işlerinden görevli olarak istihdamını sağlamıştır. Burada Kırımhan Akıncı ve Bülent Pehlivan üstadlarından bilumum hayat üniversitesi ve yöneticilik, özel sektör işletmeciliği, tarihi İzmir Meyhaneleri adabının uygulanması konularında tedrisatına devam etmiş ve üstadlardan, Kayseri doğumlu ancak İstanbul adabında yetişmiş gelinimiz Tülay’la evlenerek kurtulabilmiştir...Ancak evlilik ve devamında gelen 2 aslan gibi çocuğa rağmen evlilik zincirlerini zorlamış, engin denizlere yatıyla açılmış, bir yıl General Motors’a ara verip TIR filoları kurarak deniz ve kara yolu ile yakın kıtaları fethetmiştir.Genel Müdür Muavinliğine kadar yükseldiği 2.General Motors çalışmasından sonra çürüme dönemine giren bu şirketden atılmadan (benim gibi) ayrılarak birçok işte çalışmıştır.Meyve sebze,tarım ürünleri ihracatından ,General Motors’a rakip olarak kurduğu Kayseri Motors’ a kadar bir çok alanda çalışıp, çok paralar kazanmış vede Yemeyi ve yedirmeyi sevdiği için batırmıştır.Öcal şu anda İzmir’de kendi kurduğu Gümrük, ithalat ihracat danışmanlığı ve Lojistik şirketi ile Özel sektöre hizmet vermektedir.Alman Tren makinistini kara yolu yerine Araba Gemisine bindirip savaşta olan Yugoslovyadan geçmeden Rusyaya ulaştırabilecek lojistik bilgi ve tecrübe sahibidir. Öcal Turan’ı kısaca tanıtmaya çalıştım.Bu kadar yazdım.Aslında hepinizle olanTüm maceralarımız ise kesin Roman konusudur. Ağustos-2002.
PATRON NEDEN KİMSEYE GÜVENMEZ?
Yazan:Ayhan SÜREK - Yönetim danışmanı İMC Danışmanlık
Bir büyük kuruluşun mali işlerinden sorumlu olan arkadaşıma göre, patronlar herkesi kendileri gibi zannederler ve bu nedenle kimseye güvenmezler. Hatta iş hayatında hiçbir açıkları olmayan insanlarla çalıştıklarında biraz da tedirgin olurlar. Hayır, vicdan azabından değil. Farketmeden biryerlerde kazıklandıkları endişesinden. Çoğu zaman kendilerine hiçbir karşılık beklemeden yapılan iyilik, hizmet ve yardımları bile “mutlaka arkasından bir talep gelecek” düşüncesi ile kabullenirler.
Tabii ki her patron kimseye güvenmez diye bir genelleme yapmak yanlış olacaktır. Ancak çalışan-işveren arasında bir güvensizlik ortamının varlığı da sık rastlanan bir gerçektir. Ülkemizde bunun temelinde, işleri “güvenilir insanlar”la yürütme alışkanlığı yatar. Bu nedenle özellikle kurumsallaşma sürecine girmemiş şirketlerde kritik pozisyonları ya akrabalar, ya da çok eski arkadaşlar işgal ederler. Genellikle “patronlar”, en yakın sorumluluk verdikleri insanların vasıflarından bahsederken ilk sıraya o insanın güvenilirliğini koyarlar. “Beş senedir birlikte çalışıyorum daha birgün arkama dönüp bakmadım.” gibi cümleler, yakın çalıştıkları insanlara iltifat söcükleridir.
NEDEN GÜVENSİZLİK?
İşyerinde, çalışan-işveren güvensizliği gerçekte sistem yaratamamanın bir sonucu olarak ortaya çıkar. Dikkat edilirse işverenlerimiz hep güvenebilecekleri insan arayışı içindedirler. Oysa en güvenilir insanlar dahi, birsüre sonra “patron” tarafından kolayca karalanıp şirketin bağrında beslenmiş yılanlara dönüştürülebilirler. Bu olgunun belkide yalnızca işyerlerinde değil, toplumsal yaşamımızda da yaşanan bir gerçek olduğu söylenebilir. Hep güçlü liderler aramak; bulduğumuzu sandığımız zaman onlara sınırsız güvenmek; güven sarsıldığı zaman da onları biranda karalıyıp toplum düşmanı ilan etmek, geçmişe baktığımız zaman yaşadığımız gerçekler değil mi? Şirketlerde de patronlar aynı şeyleri yapmıyor mu?
En basit anlamı ile sistem, birbirine bağlı çalışan parçalar bütünüdür. Bağlantı noktaları iyi tanımlanmadığı taktirde, birlikte çalışan parçalar bütününden bahsedilir ki, buna da sistem diyemeyiz. İşte burada, işletmelerde bağlantı noktalarındaki bulanıklığı “güven” ve “güvensizlik kavramları dolduruyor.
GÜVEN NASIL SAĞLANIR?
İşletmelerde çalışan-işveren arasındaki ilişkilerde “güven”in sağlanması için aşağıdaki noktaları işverenlerin dikkatine sunmak isterim.
1. “Güvenilir insan” aramak yerine güvenilir sistem kurun.
İyi çalışan bir işyeri sistemi, insanlara güvenilmesini de birlikte getirir. Sağlıklı bir sistem içinde, patron tanımasa bile o sistemi işleten herkes güvenilir olur. Zira güven dışı davranışları kişiler değil sistem belirler ve önlemini alır. Örneğin harcama yetkisini kötüye kullanan bir çalışan sistematik bir ortamda onay sürecine takılırken, yetkiyi patronun güveninden almış bir çalışan, patron farketmediği sürece istediğini yapar.
2. İşyeri kurallarına kendiniz dahil herkesin istisnasız uymasını sağlayın.
“Bu kurallara herkes uyacak, ben hariç.” diyemezsiniz. Konulan kurallar herkes içindir. Sizi de kapsar. Çoğu yönetici, sistemi çalışanlar için kurarlar. Oysa sistem ilk önce yöneticiyi bağlar.
3. Sık sık organizasyon ve kural değişiklikleri yapmayın.
Sık sık yapılan re-organizasyonlar, çalışma kurallarındaki temel değişiklikler sisteme ve sistem kuruluşuna geri dönüşü olmayan zararlar verir. “Re-organizasyon”un uzun vadeli ve stratejik bir karar olduğu gözardı edilmemelidir.
4. İşyerini ve çalışma düzenini ilgilendiren kararları çalışanlarla birlikte alın.
Sistem, çalışan herkesi ilgilendirir. Dolayısı ile katılımcılık sistemin sağlıklı işleyişinin önkoşuludur. Ancak katılımcılığın da işleyiş kuralları açık net ve uygulanabilir olmalıdır. Katılımcılığı sağlamak, karar süreçlerinin etkin çalışmasını engellememelidir.
Belki de yalnızca işletmelerde değil, toplumsal düzenimizin işleyişinde de yönetenler ile yönetilenler arasındaki güvenin sağlanması, yukarıdakine benzer koşulları zorunlu kılmaktadır…
Saturday, July 23, 2005
Yeni Vergi Kanunları Değişiklikleri
Mali İşler Koordinatörü
Yeni Asır Gazetesi İzmir
Bağımlı SMMM
Tarih : 20.08.1998
I – GİRİŞ:
31.07.1998 ve 01.08.1998 tarihlerinde İstanbul’da A.R.C. Eğitim ve Yaklaşım Yayıncılık İşbirliği ile İstanbul Hilton Otelinde düzenlenen VERGİ YASALARINDAKİ SON DÜZENLEMELER VE ANALİZİ PANELİ ne katılma fırsatım oldu.Uzun süredir gündemimizde olmasına,yazılı ve sözel basında da yakın ilgi ile takip etmeme rağmen ,gözden kaçırdığım, farkına henüz varamadığım birçok husus ve ayrıntıyı öğrenme ve/veya bazılarını pekiştirme imkanını bulmuş oldum.Gerçekten günlük çalışma ve özel yaşamımızın dışında bir mekan ve atmosferde alınan bu çeşit bilgileri insan konuyu; daha çok konsantre olarak,daha iyi öğrenip kavrayabiliyor.
Bu Panelde aldığım bilgiyi, gerek tuttuğum notlardan, gerek dağıtılan dökümanlardan ve diğer kaynaklardan mümkün olabildiğince özetleyerek, tüm mali işler personeli ve diğer meslekdaşlarımla paylaşmayı kendime görev edindim.
Bu Panel den özümsüyebildiklerimi , çalışma hayatının gerektirdiği yoğun günlük işlerden fırsat bulabildiğim zamanlarda uğraşarak ancak tamamlayabildiğim , ekteki çalışma ile sizlere aktarabiliyorsam daha da mutlu olacağım.
II – GENEL BİLGİLER:
4369 sayılı Vergi Reformu kanunu 7 – 8 aydır kamuoyunun ve TBMM’nin gündeminde bulunmakta iken nihayet 29.07.1998 tarihli mükerrer baskılı resmi gazete de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir
- Uzun zamandır gündemde olmasına rağmen yeterli ölçüde tartışıldığını söylemek pekde mümkün değildir.Mevcut tartışmaların etkisi ise ilgili kesimlerin etkinlik ve güçleri ile orantılı olmuştur.Tasarı aşamasında farklı bir yöntemle çalışılmış.Odalar,Borsalar Birlikleri temsilcilerinden oluşan 15 kişilik kurulca hazırlanmış, muhalefet şerhleri mümkün olduğunca dikkate alınmış, TURMOB,TİSK,DİSK,TESK ,Sanayi Odaları, Üniversiteler,Danıştay temsilcilerinin görüşleri alınmıştır.
- Genişliği ile olduğu kadar kapsamı ve içeriği itibariyle de Vergi Tarihimizin en köklü düzenlemelerinden bir tanesidir. Toplam 87 maddeden oluşan Kanunun yalnız iki maddesindeki ( 81.ve 82. ) değişiklikler diğer tüm maddelerinden fazladır. 87 ana madde bir okadar da bent ve gecici maddeden oluşan ve uzun bir maraton dan sonra kanunlaşan tasarının özellikle yürürlük maddeleri çok karışmıştır. Bazı maddeler yayımında (yani 29.07.1998 de ) ,bazı maddeler 01.08.1998 de yürürlüğe girerken; ana vegi Kanunlarında Kurumlar, Gelir ve kısmen Vergi Usul Kanunları na ilişkin hükümler 01.01.1999 tarihinde yürülüğe girmektedir. Konunun uzmanı olmayanın işin içinden çıkması imkansızdır denilebilir.Uzmanlar bile maddeler arasında bağlantı kurmakta zorlanmaktadırlar.
- Vergi Reform Kanununun en büyük eksikliği Maliye Bakanlığı personeline tasarıda ödenmesi öngörülen tazminat ların Mecliste kabul edilmemiş olmasıdır.
- Bir yandan tasarı / kanun hazırlıklarında katılımcılık ve demokrasi taraftarı olunduğu iddia edilmekle birlikte , bilahare bu görüşlere itibar edilmeyerek TURMOB önerilerine de tasarıda yer verilmedi. Bir tek şey o da 3 aylık geçici vergide yanılma payının % 20 olması önerilmişken , % 10 luk da olsa bir yanılma payı kabul edildi.Ancak yinede bu vergi tasarısı ve kamuoyundaki tartışmalarla Türkiye vergiyi, yükümlülülüklerini hatırladı.Bu dahi bu Tasarı ve Kanunun en büyük katkılarından biridir.
- Bu kanun gerekçesinde yazılan açıklık ve sadelik sağlama amacının aksine , yaptığı atıflar ve neredeyse asıl maddeleri kadar geçici maddeleri ile içinden çıkılmaz bir hale gelen vergi mevzuatımız için bir iyileştirme getirmemiştir. Bu çeşit bir amacı sağlamanın tek yolu sakin bir ortamda tüm vergi kanunlarının, sil baştan yeniden kaleme alınarak yazılmasıdır.Maliye Bakanımız Sayın Temizel ‘ de bu durumu şu sözlerle ifade ediyor : ‘’Türkiye uygulanmayan Kanunlar çöplüğü gibi…. 100 bin sayfalık Vergi mevzuatının tümü basit ve sade bir şekilde 8-10 bin sayfaya indirilmek üzere yeniden yazılacak …’’..
- Bu kanunun diğer bir eksik yönü de enflasyon muhasebesini dikkate almamasıdır. Enflasyonun 3 yıl arka arkaya kümülatifte % 100ü aşması uluslararası standartlara göre enflasyon muhasebesi uygulanmasını gerektirmektedir.Halbuki bizim mevzuatımızda bu konu 15-16 ayrı müessese olarak ve bölük pörçük düzenlenmeye çalışılmıştır. Bu da Kanunun önemli bir teknik eksikliğini oluşturmaktadır.
- Bu kanunun bir sosyal amaç / boyutu yoktur. Örneğin ücretler için ayrı bir gelir vergisi tarifesi öngörülmemiştir.Eğitim ve Sağlık harcamalarının gelir vergisi matrahından düşülmesi veya asgari ücretin vergi dışı bırakılması gibi bir sosyal destekde taşımamaktadır .
- Finans kesimini geniş ölçüde vergilendirmektedir.Bu hususda geçiş dönemi olmaması veya çok kısa olmasıda kanunun başka bir kötü yanıdır.VUK 279.Madde uygulaması sonucu Küçük bankalar ya birleşecek ya da batacaktır.Bankalar arası mevduata stopaj vergi uygulanması neticesinde faizler 10-20 puan arttı bile.Tüm bu sonuçlar ani frene basmanın getirdiği zorluklardır.
- Bütün bunlara rağmen ,maliye yetkilileri ve mali işler sorumlularına ,yani masanın her iki tarafında bulunan tatbikatçılara düşen görev : bu kanunun maddelerinin doğru bir şekilde uygulanmasında yardımcı olmaktır.Çünkü bu kanun bütünü itibariyle değerlendirildiğinde olumlu görünmekte ve vergi sistemimizin bir çok sorununun çözümü için umutlu olmamızı sağlamaktadır. Aksi halde iyiniyetli insanlar mağdur oldukça devlete karşı olan güvende sarsılmaktadır.
Bu kanunun 4 temel amacı bulunmaktadır ;
1) Vergi tabanının genişletilmesi, yaygınlaştırılması,
2) Kayıtdışı ekonominin kayda alınması, vergi dışı kazançların vergilendirilmesi
Bu iki amaca yönelik olarak Gelir kavramının tanımının değiştirilmesi ve genişletilmesini, vergi oranlarının düşürülmesini sayabiliriz.
3) Karışık Sistemin basit ve açık hale getirilmesi,anlaşılabilir ve uygulanabilir olması,
4) Toplam vergi gelirlerinde artışın sağlanması.Vergi gelirlerinde azalma olmaksızın , vergi ödeme potansiyelini arttırmak,varolan mükelleflerin yüklerini azaltmak.Verginin gerçek matrahlar üzerinden alınmasını sağlamak.
III – VERGİ REFORM KANUNU NELER GETİRİYOR;
İskelet ortaya çıkmış ancak şimdi buna et giydirmek ,yani çok farklı yorumlara izin veren düzenlemeleri Tebliğlerle uygulamacılara açıklamak gerekmektedir.Maliye Bakanlığı bu günlerde hemen yürürlüğe giren hükümlerden başlayarak bir tebliğ bombardımanı yapacaktır.Önümüzdeki bir kaç yılda tebliğ ,tartışma ve içtihadların birleşmesi ile bu Kanunun uygulamaları oturacaktır.Bu nedenle konu ile ilgili herkesin bu kanunun neler getirdiğini çok iyi öğrenmesi, anlaması gerekmektedir.Bu amaca hizmet edebilmek ümidiyle bu yazı bir başlangıçtır.
Yapılan değişiklikler ,bu bölümde Kanun adları,madde numaraları ve sıraları dikkate alınmadan aşağıda kısaca izah edilmektedir:
- Götürü usul kaldırılarak, basit usule geçildi. ( 2. Sınıf tüccarların tutmak zorunda olduğu işletme defteri usulüne benzeyen ) Basit usulde vergilendirilen ticari kazançlar için de yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmesi zorunludur.Mükellefler ,gelirlerini ve giderlerini bir dosyada toplayıp gelir gider farkını beyan edecekler, defter tutmayacaklardır.Bunların kayıtları bağlı oldukları odaların oluşturacağı muhasebe büroları tarafından tutulacaktır.Her 3 ayda bir KDV beyannamesi verecekler.1999 yılında vergi ödenmeyecek.1999 yılı kazançları bu usule göre 2000 yılında vergilendirilecek.Bu usule tabi olanlar geçici vergi ödemeyecekler.Ayrıca küçük esnaf gibi küçük çiftçinin vergilendirme rejimi de değiştirilmiştir.
- Göçmen ve mülteci muaflığı kaldırılmıştır.
- Gelirin tanımı ve kapsamı değiştirilmekte ve genişletilmektedir.Bilinen gelir çeşitlerine girmeyen her çeşit gelir diğer kazanç ve irat olarak tanımlanmakta ve bu çeşit iratların toplamı bir yılda 3,5 milyar TL. yı aşarsa beyan edilmesi mecburiyeti getirilmektedir.5 yıldan önce satılan gayrimenkul, bir yıldan önce satılan menkul kıymetler değer artışları vergi kapsamına alınmaktadır.2008 yılına kadar bu çeşit değer artış kazançlarına istisna getirilmişken, bu yıldan sonra tam kapsama girecektir.Değer artışları TEFE ,ile enflasyondan arındırılacaktır.İktisap bedeli,elden çıkarılan mal ve hakların,elden çıkarıldığı ay hariç olmak üzere, DİE tarafından belirlenen TEFE deki artış oranında arttırılabilecektir.Menkul kıymetlerin elden çıkarılmasında ,değer artış kazancı , yeniden değerleme oranının devlet tahvili ve hazine bonosu ihalelerinde oluşan birleşik ortalama faiz oranında bölünmesi suretiyle bulunan indirim oranı ile hesaplanan kısmı düşüldükten sonra kalan tutarı ile vergiye tabi olacaktır.Niteliği itibariyle değer artış kazancı veya arizi kazanç olmayan diğer kazanç ve iratların , esas itibariyle gelirlerin harcama veya tasarruf olarak ortaya çıktığında vergilendirileceği anlaşılmaktadır.Harcandığı veya tasarruf edildiği tespit edilen tutarlar safi irat olarak kabul edilecek ve tespit edildiği yıldan bir önceki yılın geliri sayılarak vergilendirilecektir.Ancak 2003 yılı sonuna kadar ortaya çıkarılan bu çeşit ilave beyan edilmemiş matrahlara vergi zıyaı cezası ve usulsüzlük cezası uygulanmayacaktır.Sadece vergi ve gecikme faizi ödenecektir.
- Yabancı Sermayeye kur farkı avantajı tanınması:Yabancı şirketlerin döviz cinsinden getirdikleri sermayelerinin sarf edildikleri tarihe kadar meydana gelen müspet kur farkları pasifte özel bir hesapta gösterilerek dönem kazancına dahil edilmeyecektir.Menfi kur farkları ise , aktifde özel bir karşılık hesabında tutulur ve gelecek yıllarda müspet kur farkları ile kapatılamayan tutarlar işi bırakma halinde zarar sayılır.
- Mükellef alacaklarına faiz ödenmesi :Usul Kanunu’na vergi idaresinin haksız veya yersiz aldığı vergiyi tecil faizi ile iade etmesi esası getirildi ki bu uygulama hiç şüphesiz vergi dairelerinin işlerine sürat getirecektir.
- Stok affı (Mal ve demirbaşlarda ) :Kayıt dışı stokların veya faturasız satışların kanunda sayılan şartlarla,29.09.1998 ve 30.10.1998 tarihine kadar affı söz konusudur. Ancak gerek stok affı, gerekse aşağıda açıklanan servet blokajı konuları geniş olarak uygulama tebliğlerine ihtiyaç göstermektedir.Bu müesseseler bu kanunun açıkca gelir arttırıcı tek kaynağıdır.Maliye Bakanlığı stok affından 500 trilyon T.L. gelir beklemektedir.
- Mali Milad ve servet blokajı :29.07.1998 tarihi itibariyle sahip olunan ve mevcudiyeti Devlet tarafından veya Devlet güvencesinde tutulan kayıt ve ve diğer kanaat getirici vesikalar (banka ,banker, aracı kurumlar ve benzeri mali kurumlar, posta idaresi, noterler ile tapu,trafik gibi kamu kurumlarının kayıt ve belgeleri ile Vergi Usul Kanunu’nda sayılan belgeler ) ile ispat edilen para, alacak ile altın ,döviz ve diğer mallardan karşılanan mal edinimleri ve harcamalarından hareketle tarhiyat yapılmayacaktır.Bu unsurlar tasarruf ve harcamalardan hareketle vergi incelemesinde delil olarak kullanılmayacaktır.Yurt dışında düzenlenen belgelerin kanaat verici vesika sayılp, sayılmayacağı açık değildir.Kayıtlarda yer almayan veya yukarıda sayılan vesikalarla kanıtlanamayan nakit para , mevduat sertifikası, döviz ve benzeri kıymetlerin , 30.09.1998 tarihinde asgari bir gün süreyle Türkiye’ de kurulu mevduat kabulüne yetkili bankaların ,Türkiye’ deki şubelerinde bulundurulduklarının tevsiki şartı ile ,bu kıymetlerden karşılanan mal edinimi ve harcamalar hakkında da vergi incelemesi ve Gelir Vergisi tarhiyatı yapılmayacaktır.
- Ücretlerin Gelir vergisi oranlarında düşme Her bir puanlık indirim ücretlilerden kesilen yaklaşık 100 trilyon T.L. lik gelirden vazgeçme yi gerektirmiştir. Aslında kamu kesimindeki çeşitli adlar altında ödenen ücretlerin ancak % 20 – 35 ‘ i vergiye tabi ücretlerden oluşuyor. Bu nedenle bu kesimde vergi oranlarının % 5 düşürülmesinin net ücretlere yansıması ancak % 1- 1,5 olacaktır. İşçilerde ise net ücreti arttıracak veya işveren üzerindeki yükü azaltacaktır. Geçici maddelere göre 1998 yılı ile ilgili ücret geliri vergi tarifesi 01.07.1998 den başlayarak %25-50 yerine % 20 -%45e düşmüştür.Ücret haricindeki diğer gelirlerin vergi oranlarında herhangi bir indirim söz konusu değildir.
- Birden fazla işverenden ücret geliri elde edenlerden bu gelirleri bir yılda 2,5 milyar TL.yı aşanlar beyanname vereceklerdir.Bu durumda 1998 yılı için beyanname verenlerin önceden tanınmış indirimli vergi ödeme hakları otomatikman geri alınmaktadır.
- Türkiye’de kain ve merkezi Türkiye’ de bulunan Sigorta Şirketlerinin ,şirkete en az 10 senedir prim ödemiş sigortalılarına ödeyeceği emekli,maluliyet dul ve yetim aylıkları ile sigortalıların iade olunan mevduatı ve toptan yapılan ödemeleri gelir vergisinden istisna tutulmuştur..Ancak bu ödemeler, en yüksek devlet memuruna( Başbakanlık Müsteşarı) ödenen en yüksek ödeme tutarını aşar ise aşan kısım ücret olarak vergiye tabi tutulacaktır.
- Tüm mükellefler için 01.01.1999 dan başlayarak Gelir Vergisi Oranları %15 - % 40 a düşürülmektedir.
- Fransız sisteminden esinlenerek Vergi Mevzuatımıza girmiş olan Hayat standartı 1998 gelirleri için geçerli ise de 1999 yılına ilişkin gelirlerin beyanından başlayarak kaldırılmıştır.
- Varsayımsal uygulamaların kaldırılması prensibine uygun olarak ,Aylık Geçici vergi kaldırılmış, böylece kazanılmamış gelirin vergilendirilmesi önlenmek istenmiştir. 01.01.1999 dan itibaren gerek gelir ,gerekse kurumlar vergisi mükellefleri bir önceki yılın beyan edilen gelirinin %50-70 oranını değil, cari , içinde bulunulan yılın 3 er aylık dönemler halinde kazancı üzerinden geçici ( peşin ) vergi ödeyeceklerdir. Beyanname verme ve ödeme zamanı 3 aylık dönemi takip eden ikinci ayın 15inci günüdür.(Yani gerekli mali tablo ve bayannameleri hazırlamak için mükelleflere 45 günlük süre taınmış olmaktadır).Gelir vergisinde geçici vergi oranı % 15 , Kurumlar vergisinde ise % 25 dir. Her 3 aylık dönemde mükelleflere tanınan (herhangi bir tarhiyat yapılmayacak ) hata payı oranı % 10 dur.Bu durum ise sağlam hesap tutan şirket,kurumlarda kurumlar geçici vergi oranının % 22,5 a düşmesi anlamına da gelebilir. Geçici vergi matrahının belirlenmesinde Vergi Usul Kanununun değerlemeye ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Bu uygulamaların muhasebeci ve mali müşavirlere büyük bir yük getirdiği de şüphesizdir.Firma ve kuruluşlar artık daha kaliteli ve mesleğinde yetişmiş elaman çalıştırmak zorundadırlar.Aslında 3 ayda bir borsada senetleri işlem gören şirketler zaten bu sistemi uyguluyorlar.Bir başka bakış açısından ise teknolojik imkanlar gözönünde tutulursa abartıldığı kadar büyük bir külfet getirmeyeceği , diğer yandan sıhhatli olmayan kayıtları azaltabileceği ve hatta muhasebe disiplinin ve uygulamalarının gelişimine olumlu katkıda bulunacağı dahi söylenebilir.
- Kambiyo senetleri, günlük kasa ve perakende satış hasılat defterleri kaldırıldı.
- 10 milyon TL.lık per.satış fişi yerine fatura kesme zorunluluğu 15 milyon TL.ye çıkarıldı.
- Amortismana tabi tutulması zorunlu olan Demirbaş değeri 5 milyon TL.den 50milyon T.L.na çıkartıldı. Ayrıca hersene yeniden değerleme artışı oranında otomatik endekse bağlandı.
- Serbest Meslek kazançlarında binek oto giderlerinin tamamı gider olarak kabul edildi(amortismanlar dahil ).Ticari kazançda da işle ilgili kullanılan binek otolarının masraflarının yarısının yerine tamamı amortismanlar dahil gider yazılacak.
- Kira gelirlerinde konutların kiraya verilmesinde ki istisna tutarı 1998 yılı kazançları için 240 milyon TL.ye çıkarıldı , İşyeri olarak kiraya verilen ve stopaj gelir vergisi+fonu kiracı tarafından muhtasar beyanname ile sorumlu sıfatıyla bidirilen ve bir yıl içindeki toplam tutarı 2,5 milyarı geçmeyen kira geliri yıllık beyanname ile bildirilmeyecektir.
- Gelirlerin toplanması sınırlandırılmış ve İhtiyari Toplama kaldırılmıştır.Eğer bir kişi arizi serbest meslek kazancı,menkul sermaye iradı ve gayrimenkul sermaye iradı elde ederse ve her bir gelir unsuru itibariyle Kanunda 1998 yılı kazançları için öngörülen 2,5 milyar lirayı aşmazsa yıllık beyanname verilmeyecektir.Bu tutar 1999 ve müteakkip yıllarda gelir vergisi tarifesinin birinci ve ikinci dilimleri toplamının yarısı olarak hesaplanacaktır.Gelir unsurlarından herhangi birinde bu sınır aşılırsa ,ihtiyari toplama hakkı kaldırıldığından ,tüm gelirlerin beyan edilmesi gerekmektedir.
- Aile reisi beyanı kaldırılmıştır.Yani eş ve çocukların gelirleri varsa, ayrıca beyanname vereceklerdir. Aslında bu konu yine kamuoyunun ve özellikle kadınların baskısının bir zaferidir.
- Beyanname verme ve Vergi Ödeme süreleri değiştirilmiştir:01.01.1999 tarihinden itibaren verilecek bayannameler uygunlanmak üzere;Geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından ibaret olanlar izleyen yılın Ocak ayı içinde bayanname verecek ve tahakkuk eden vergiyi Ocak,Nisan ve Temmuz aylarında 3 taksitte ödeyecektir.Basit usulde kiler Şubat ayında beyanname verip,ödemeyi Şubat,Mayıs ve Ağustos aylarında yapacaklardır. Diğer haller de beyanname Mart ayında verilip ödeme Mart, Haziran ve Eylülde yapılacaktır.
- Bağış ve yardımlarda azami sınır o yılki karın % 5 i( Kalkınmada öncelikli yörelerde % 10 ) ile çizilmiştir. Eğitim kurumlarına ve cami inşaatlarına yapılacak yardımda kaldırılmıştır.
- İş Ortaklığı müessesesi ne istenirse adi ortaklık olarak devam etme serbestisi getirildi.
- Döviz cinsinden olan senede bağlı alacak ve borçların yıl sonunda değerleme esasları tespit edildi.Bunlar reeskonta tabi tutulabilecekler.Senette faizin yazılı olmaması halinde LİBOR esas alınacak.
- Özel Maliyet Bedelleri nin yeniden değerlenmesine imkan tanındı.Bu arada üzerinde çok durulan bir konu olan ve tasarıda yer alan binaların yeniden değerlenen bedel üzerinden amortisnmanlarının hesaplanması konusu kanunda yer almadı.
- Faizler , menkul sermaye iratlarına stopaj esası getirildi.Bunlar (enflasyondan arındırıldıktan sonra kalan tutarı) 2,5 milyar TL.yı geçerse (izleyen yıllarda bu tutar yeniden değerleme oranına endeksleniyor) yıllık beyannamelere dahil edilmeleri mecburiyeti geldi.Bankalar tarafından elde edilen mevduat faizleri ile repo gelirleri stopaj kapsamına alınmıştır.Diğer yandan işletme ile ilgili faiz gelirlerine eskiden olduğu gibi enflasyondan arındırma uygulanmayacaktır.
- Limited Şirket Ortakları kamu borçlarının ödenmesinde sermaye hisseleri oranında sınırsız olarak sorumlu tutuldular. Bu durum muhtemeldir ki Anonim Şirkete dönüşümleri hızlandıracakyır.
- Futbolcular 01.01.1999 tarihinden itibaren gelir vergisi muafiyetleri kaldırılarak kapsama alındılar.Bu konu da aslında kamuoyu baskısına güzel bir örnek teşgil edebilir.
- Gayrimenkul alım ve satımında ödenen Harçlar heriki taraf; satıcı ve alıcı için binde 48 den binde 10 a düşürüldü.Tescil harcıda binde 36 dan binde 10 a indi.
- Amortismana tabi sabit kıymetlerin iktisabında ödenen KDV 3 yılda ve 3 eşit taksitte indirilebilirken, 01.01.1999 dan başlamak üzere bir yılda ve tek seferde indirimi kabul edildi.Ocak 1999 beyannamesinde mükellefler eskiden aldıkları sabit varlıkların sonraki yıllara devretmiş KDV lerinin tamamını bir seferde indirerek eskinin de temizliğini yapabilecekler.
- Mükelleflerin kendi imal ve inşaa ettikleri sabit varlıklara ilişkin KDV artık hesaplanmayacaktır.
- Telif kazançları toplamı 01.01.1999 dan itibaren yılda 7 milyar TL. yı geçerse yıllık beyanname verilecektir. Gerçekte yapılan stopajlar sonucu brüt gelirden zaten % 26 ödenen bu çeşit kazançlar için bu uygulamanın gereksiz olduğu ve bir siyasi baskı unsuru olarak kullanılabileceği hatırda tutulmalıdır
- Kurumlar Vergisi oranları da düşürülmüş ve (kurum vergi yapısı ) toplam vergi yükünün hesaplama sistemi değiştirilmiştir..Ancak Kanunun yasalaşması bu yıla yetişmediğinden uygulanması bir yıl ertelenerek 1999 yılı gelirlerine uygulanacaktır. Asgari % 20 vergi hesabı kaldırılmıştır.Kur.Ver. oranı 01.01.1999 dan başlayarak % 25 den % 30 a çıkarılmış, ancak istisnalar haricinde eskiden uygulanan % 20 gelir vergisi stopajı dağıtılmayan Kurum kazançlarından kaldırılmıştır. Bakanlar Kurulunca % 10 civarında tespit edileceği tahmin edilen bu temettü stopajı sadece dağıtım halinde ve dağıtılan kurum kazancı üzerinden olacaktır.Stopaj matrahına dağıtılan karın kurumlar vergisinden istisna ( örneğin serbest bölge kurum kazancı veya iştirak istisnası…) kurum kazancına isabet eden kısmı dahil edilmeyecek, bu kısım matrahdan düşülecektir.Karın sermayeye ilavesi kar dağıtımı sayılmamakta ve vergiye tabi olmamaktadır. Böylece şirketlerin özsermayelerine yönelerek güçlenmeleri düşünülmüş olsa gerektir.Stopaj matrahından ödenen Kurumlar Vergisisnin yanında fon payı da düşülecektir.Tabii Kanunen Kabul edilmeyen gierlerinde – dağıtımına imkan olmadığına göre – düşülmesi gerekir.Diğer yandan dağıtılsın, dağıtılmasın Kurumlar Vergisine tabi kurumların , iştirak kazançları istisnasından yararlanan kazançları hariç ,Kurumlar vergisinden müstesna kazançları stopaja tabidir ki bu çeşit bir stopaj bir şekilde kaldırılmış bulunan asgari Kurumlar Vergisini ikame etmektedir.
- Kurumlardan menkul sermaye iradı elde edenlerin kar payları için hesaplanan vergi alacağının oranı , 01.01.2000 den geçerli olmak üzere 1/3en 1/5 e düşürülmüştür .
- Turizm istisnası,yatırım fonlarına katılım belgeleri ve yatırım ortaklıkları hisse senedi kar payları ve diğer birçok istisna kaldırılmıştır.
- İştirak kazançları istisnası devam etmektedir.
- Yurtdışı inşaat, montaj ve onarım işleri istisnası ise 31.12.1998 tarihinde sona erecekken 5 yl daha 2003 yılı sonuna kadar uzatıldı.
- Dar mükellef kurumların Vergilendirilmesinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Ancak stopaj matrahının hesabında Kurumlar Vergisnin yanında fon payının da düşülmesi esası benimsenmiştir.
- Kurumlar vergisinden muaf olmak isteyen kooperatiflerin üst birliğe üye olmaları şartı getirildi. Dernek ve vakıfların işletmelerinin muafiyeti ise kaldırıldı.
- Yeminli Mali Müşavirlere vergi incelemeleri sırasında mükellef hesaplarını tetkik yetkisi getirilmiştir.Sahte Belge kullandığı tespit edilen kişileri TURMOB ‘ a bildirecekler ve burada özel bir arşiv tutulacaktır.
- Yatırım İndirimi mevzuatında da esaslı değişiklikler yapılmış ve yatırım teşvik belgesi sahiplerinin , harcama esasından vazgeçilerek ilerki yıllarda harcanabilecek yatırım tutarını peşin olarak o yılın, dönemin vergisinden indirilmesine izin verilmiştir. Bu suretle ,işletmelere yatırım öncesinde vazgeçilen vergi yolu ile finansman sağlanmaktadır.Asgari yatırım tutarları ticari ve sanayi yatırımlarında 50 , zirai yatırımlarda ise 10 milyar TL.olarak belirlenmiştir.Yatırım indirimi oranı % 30 dan % 40 (Organize sanayi bölgeleri ile kalkınmada öncelikli yörelerde % 100 )a yükseltilmiştir.Ayrıca Bakanlar Kuruluna bu oranı % 100 e , 250 milyon doları aşan sınai yatırımlar için ise %200 e kadar arttırabilme yetkisi verilmiştir.
- Buna karşılık zaten uygulamada pek tutulmamış olan Finansman Fonu müessesesi kaldırılmıştır.
- Yatırım Teşvik Belgesi kapsamındaki Sabit kıymetlerin yurt içi alımında veya ithalinde KDV ertelemesi veya prim ödenmesi kaldırılmış, bu çeşit alımlar 01.08.1998 den itibaren KDV den istisna edilmiştir.
- Amme Alacaklarının Tahsilinde mükellefin ödemesinin gecikme faizi/zammı ile borç aslının orantı dahilinde dağıtılması esası getirilmiştir.
- Emlak Vergisi Genel beyan dönemi 30.09.1998 tarihi olarak belirlendi.Gelir vergisindeki hükümler emlak vergisi değerini arttırmaya zorluyor.Her yıl beyanlar yeniden değerleme oranında arttırılır.
- Motorlu Kara Taşıtları Vergisinde cama yapıştırılan taşıt pulu uygulaması kaldırıldı.
- Belediye Gelirleri Kanunun da yapılan değişiklikle esnaf muaflığı belgesini almak için esnafın belediyeye harç ödeyerek müracaatı esası getirildi.
- Ağustos 1998 sonuna kadar İndirilemeyen KDV nin Geçici 16.maddeye göre gider yazılması imkanı getirilmiştir.Ancak bu 1999 yılında gider yazılma şeklinde olacaktır.
- Envanter ( stok ) affı ile ilgili KDV oranı % 10 dur.
- Külçe Gümüş teslimleri KDV den muaf tutulmuştur
- Veraset ve İntikal Vergisi Kanunun da da köklü değişiklikler yapıldı.Bir taraftan vergi yükü (oranları ) azaltılırken, finansman zorluğu ile Devlet lehine hareket edildi. Vergi 5 yılda ve 10 eşit taksitde ödenirken, 3 yıl ve 6 eşit takside düşürüldü.İkramiye ve çekilişlerde sorumlu sıfatı ile bir haftada ve beyanname verme süresinde ödenmek üzere % 20 stopaj vergi getirildi. Ayni mal dağıtımında fatura değeri+masraflar verginin matrahını oluşturacak.
- Kayıtdışı istihdamın ortadan kaldırılması amacıyla 01.01.1998 den itibaret faaliyetde olan işletmeler, Nisan 1998 sonu itibariyle vermiş olduğu 4 aylık sigorta bildirgesine ilave olarak 31.12.1998 tarihine kadar işe aldığı ilave ve sendikaya kayıt olmuş işçiler in sigorta işveren iştiraklerinin yarısı bir yıl Devlet çe ödenecek ve 36 ay süre ile muhtasar beyanname parasını 2 yıl erteleme ile ödeyeceklerdir.
- Hapis cezaları :Daha önce uygulanan hapis cezalarının bir kısmı bütünüyle kaldırılmış,bir bölümüde azaltılarak paraya çevrilme olanağı sağlanmıştır.Özellikle muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme ve kullanma fiiline ‘’paraya çevrilebilme ‘’ olanağının sağlanması dikkati çekmektedir.Yine bu olayda ‘’ bilerek ‘’ sözcüğüne yer verilmemesi, yeni yasanın yumuşak karnı olarak göze çarpmaktadır.
IV- VERGI REFORM KANUNU TABLOSU
Bu yasanın değiştirdiği 15 adet kanunu sıra no.su ile ,her kanunda yapılan değişiklikleri kendi içinde sıra no.su ile , bu kanunun madde no.ları ile değişen kanunun ilgili madde no.larını .yapılan değişikliğe ilişkin kısa izahat ve madde başlığını , ve her bir maddenin yürürlüğe giriş tarihini gösteren tablo da ekte tetkiklerinize sunulmuştur .Bu tablo okuyucularımıza kendi bilgisayarlarında veya alacakları notlarla , ilgili tebliğ ve kesinleşen görüşleri de ilave ederek Kanunun genel olarak kavranmasında ve takibinde yardımcı olmak amacı ile hazırlanmıştır.
29.07.1998 tarihli mükerrer Resmi Gazete de yayımlanan 4369 sayılı
Vergi Kanunlarında yapılan Değişiklikler hakkındaki Kanun
Sıra Sıra 4369
s.k.. İlgili K.. Kısa İzahat veya Yürürlüğe
No: No: Mad
de Mad
de Madde Başlığı Giriş
1 VERGİ USUL KANUNU
1 1 5 Vergi Mahremiyeti İstisnası 29.07.1998
2 2 112 Mükellef alacaklarına tecil faizi 01.01.1999
3 3 160 İşi bırakma bildiriminde bulunulmayan haller 29.07.1998
4 4 256 Defter ve belgelerle diğer kayıtların ibraz mecburiyeti ( YMMe de yetki ver.) 29.07.1998
5 5 257 Maliye Bakanlığı'nın vergilendirme , bilgi toplama ve belge düzenini sağla-
ma hakkındaki düzenlemeleri yapma yetkisinin arttırılması 29.07.1998
6 6 279 Menkul kıymetlerin değerlemesi 31.12.1998
7 7 280 Yabancı para cinsinden senede bağlı alacak ve borçların,
ve getirilen sermayenin (Yap-İşlet-Devret Modeli) değerlemesi 29.07.1998
8 8 313 Yap-İşlet-Devret Modelinde amortisman uygulaması 29.07.1998
9 9 339 Tekerrür halinde kesilen vergi cezalarının arttırımı (V.Ziyaaı %50,Usulz.%25) 01.01.1999
10 10 340 Suçlarda birleşme 01.01.1999
11 11 344 Vergi Ziyaı Suçu ve Cezası (1 veya 3 katı,g.faizinin 1/2 si ) 01.01.1999
12 12 353 Belge basımı ile ilgiliMatbaa işletmecileri,(75milyon T.L.özel usulz.) 01.01.1999
Vergi kimlik no.su kullanma zorunda olanlar (75milyon T.L.özel usulz.) 29.07.1998
Özel görevli uyarısına rağmen durm.Araç sahipleri(75milyon T.L.özel usulz.) 01.01.1999
13 13 Mük.355 Bilgi verme zorunluluğu, defter ve belge ibrazına ilişkin
hususlara uymayanlara uygulanacak cezaların güncelleştirilmesi 29.07.1998
14 14 359 Hürriyeti Bağlayıcı ceza ile cezalandırılacak suçlar ve cezaları(Kaçakçılık) 01.01.1999
15 15 360 Suça,iştirak,teşvik ve yardım 01.01.1999
16 16 368 Vergi ziyaı cezasının da vergi aslı gibi gecikme faizine tabi tutulması 01.01.2003
17 17 376 Vergi ziyaı ,usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarında indirme(1/2 ve 1/3) 01.01.1999
18 18 Ek1,Ek5,Ek 6,Ek11 : Uzlaşma kapsamına giren cezalar(31.12.98 tar.sonr.verg.dönemi) 01.01.1999
19 19 414 Yazar kasa fişi düzenleme sınırı 15 milyon,amortismana tabi s.kıymetlerde
aktifleştirme için ihtiyarilik şartı sınırı 50milyon(31.12.1998e kadar ,yeniden
değerleme oranına endeksleme );Maktu ve Nispi hadler in güncelleştirilmesi 29.07.1998
20 20 Geçici19-20 İşletme hesabı defteri(31.12.2000ekad.),menkul kıym.değerlemesi(alış bedeli) 29.07.1998
Geçici21-22 Vergi ceza uygulaması(lehe olan hükümler,vergi ziyaaı cezasına atıf ) 01.01.1999
21 81-A Değiştirilen ibareler ve kaldırılan hükümler ( 3 defterin tutulma zorunluluğu kaldırıldı.)
82-1 Özel maliyet bedelleri yeniden değerlenecek(1999 ve daha sonra ) Kısmen: 01.01.1999
Mük.Md.298 Aktifleştirilen işletme dönemi kredi faizleri yeniden değerlenmez Kısmen: 29.07.1998
2 AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN
1 21 35 Limited şirketin amme borçları(Ortaklar ser. hisseleri oranında sınırsız sorumlu) 29.07.1998
2 22 47 Ödeme ve tahsilatların mahsup sırası ( aslı ve fer'isine orantılı olarak) 01.01.1999
3 23 85 Haczedilen menkul malların satışı 29.07.1998
4 81-B Değiştirilen ibareler (Gecikme zammı nispet ve hesabı ) Kısmen: 29.07.1998
82-2 ve kaldırılan hükümler : Kısmen (Taksitli ödemede Muacceliyet kalktı ) 01.01.1999
(Ödenmeyen amme alacaklarının ilanı kaldırıldı.)
3 GELİR VERGİSİ KANUNU
1 24 1 Gelirin yeniden tanımlanması (Tasarruf ve harcanmaya kaynak oluşturan her türlü
kazanç ve iratların safi tutarı) 01.01.1999
2 25 2 Gelire giren kazanç ve iratlar(Ticari,zirai,ücret,ser.mes.g.menkul,men.ser.ir,diğer) 01.01.1999
3 26 9 Esnaf muaflığı ( Belgesi) 01.01.1999
4 27 21 Gayrimenkul kira geliri istisnası(meskenlerde bir takvim yılında 240 milyon TL.) 29.07.1998
5 28 23 Ücretlerde muafiyet (Günlük yemek bedeli 800bin TL.) 29.07.1998
6 29 25 İkramiye ve tazminatlar (Özel sigorta ve yardım sandıkları) 29.07.1998
7 30 Ek1,2,3,4 Yatırım indirimi ( Ek Madde 4 /2 29.07.1998de, diğerleri : ) 01.01.1999
8 31 46 Basit usulde ticari kazancın tespiti(Belgeler,Mes.Oda Büroları ) 01.01.1999
9 32 47 Basit usule tabi olmanın genel şartları (İşyeri kirası B.şehirde 420,diğer 300mily.) 01.01.1999
10 33 48 Basit usule tabi olmanın özel şartları (3,6,8 milyar T.L. hasılat…) 01.01.1999
11 34 53 Zirai kazançta vergileme (01.01.1998den geçerli olarak ) 29.07.1998
12 35 54 İşletme büyüklüğü ölçüleri (zirai kazançta) (01.01.1998den geçerli olarak ) 29.07.1998
13 36 66 Serbest meslek erbabı sayılanlar( Yeni tanımlamalarla genişletildi) 01.01.1999
14 37 68 (Mesleki Giderler)Ser.mes.kazancı tespitinde envantere dahil edilen binek
otomobillerinin amortisman dahil giderleri indirilir 01.01.1999
15 38 74 Gayrimenkul sermaye iradı tespitinde gayrisafi hasılattan indirilecek giderler
(Borç faizleri+5 yıl süre ile iktisap bedelinin %5i) 1998 yılı gel.dahil 29.07.1998
16 39 75 (Menkul ser.iradı)Dar Mükellef kurumlarda gelir vergisi tevkifat matrahının tespiti
Kurumlar vergisi+ fon payının indirilmesi 01.01.1999
17 40 76 Faiz niteliğindeki menkul sermaye iratlarının reel değerlerinin tespiti 01.01.1999
18 41 80 Gelire giren diğer kazanç ve iratlar 01.01.1999
19 42 81 Vergilendirilmeyecek diğer kazanç ve iratlar 01.01.1999
20 43 82 Diğer kazanç ve iratlarda matrah tespiti 01.01.1999
21 44 85 Gelirin toplanması ve beyan ( 1998 gelirlerine de uygulanmak üzere) 29.07.1998
22 45 86 Beyanname verilmeyen haller ( 1998 gelirlerine de uygulanmak üzere) 29.07.1998
23 46 89 Sigorta primi,teberru ve diğer indirimler ( Karın % 5ini,kal.ön.yer.%10unu geçemez) 01.01.1999
24 47 92 Beyanname verme zamanları :1.2ve 3.aylarda( 01.01.99 dan it.ver.bey.uyg.üzere) 29.07.1998
25 48 94 Vergi tevkifatı (3lü ve karışık bir sistem getirildi) (Kısmen 01.01.1999,kısmen : ) 29.07.1998
(Dar Mükellef, İndirim ve İstisnalar , Temettü Vergilemesi)Ayrıca dernek ve vakıf gelir-
lerinin bir kısmıda stopaj kapsamına alındı.)
26 49 101 Dar mükelleflerce münferit beyanname verilme zamanı ve yeri 01.01.1999
27 50 103 Esas Tarife (Vergi oranları) %15- % 40 01.01.1999
28 51 117 Yıllık beyanla tahakkuk eden vergilerde ödeme (1.2.3 aylar 3 tak.;Mad.92) 01.01.1999
29 52 Mük.120 Geçici vergi ( 3eraylık per.izleyen 2.ayın 15i ,% 15);" Pay as you earn. " 01.01.1999
30 53 Mük.123 Yetki :Maktu had ve tutarlar,Vergi tarifesi hak. 01.01.1999
31 54 Geç.44-54 Eklenen geçici maddeler; Geçiş dönemine ilişkin düzenlemeler;Basit usul,
zirai kazanç ,menkul+g.menkul gelirleri,Yat.in.G.V.,Özel hesap dönemi gecici v. 29.07.1998
Geç.52;01.07.98den 31.12.98 e ücretler için geçerli tarife (% 20 - % 45)
Geç.mad. 54 ; 1998 gelirleri için yıllık bey.verilmeme sınırı 2.5 milyar TL.
Geç.47,48,49 : Mal beyanı , Mali milad ( 30.09.1998)
32 81-C Değiştirilen ibareler ve kaldırılan hükümler:Verg.alacağı 1/3 yerine 1/5 29.07.1998
82-3 Kısmen 01.01.1999
Kısmen 01.01.2000
4 KURUMLAR VERGİSİ KANUNU
1 55 14 İndirilecek Giderler:Bağiş ve yardımlar Kur.kazancının % 5,Arge harc.KVsi % 20si. 01.01.1999
2 56 22 Özel beyan zamanı :Yalnızca Diğer kazanç ve irat elde edenDar mükellef kurumlar 01.01.1999
3 57 25 Kurumlar vergisi % 30 (Asgari vergi kaldırıldı )
Gecici vergi % 25 (3eraylık per.izleyen 2.ayın 15i ): 1999 yılından başlayarak 01.01.1999
4 58 Geç.Mad.27 İş Ortaklığı : Mük.6.maddedeki ihtiyarilik hakkından yararlanabilme imkanı 29.07.1998
5 81-D Değiştirilen ibareler ve (Kısmen 01.01.2000) Kısmen 29.07.1998
(İstisna ve muafiyetlerdeki ve indirilebilecek giderlerle ilgili değişiklikler…)
82-4 Kaldırılan Hükümler Kısmen 01.01.1999
5 KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU
1 59 13 Araçlar,petrol aramaları ve teşvik belgeli yatırımlarda istisna (Mak.teçhizat alımında) 01.08.1998
2 60 17 Diğer istisnalar:Külçe gümüş,org.san.bölg.,küçük san.sitesi,konut yapı koop. 01.08.1998
3 61 29 İndirimli oranda yapılan satışlara ait indirim,KDV nin iadesi, gider yazılarak telafisi 01.01.1999
4 62 Ek.Mad.13 Stok beyanı KDV ( Demirbaş ve genel veya yük.or.da% 10 , diğerlerinde 1/2 si ) 29.07.1998
Ek.Mad.14 Yat.teşvik belgesi kapsamındaki ithalatda gecici vergi uyg. 01.08.1998
Ek.Mad.15 Bina inşaat ruhsatı : Konut (01.01.1998 den geçerli olarak ) 29.07.1998
Ek.Mad.16 İndirilemeyen.KDV : Ağutos 1998 sonuna kadar matrahın tespitinde gider yazılabilir. 01.01.1999
Ek.Mad.17 İhracat :(Dahilde işleme ve geçici kabul rejimlerinde KDV) 31.12.2008 e kadar geçerli 29.07.1998
5 81-E Değiştirilen ibareler ve kaldırılan hükümler (İthalatdaKDVnin doğ.olay ) Kısmen 01.08.1998
KDV İadesinde sorumlulukta açıklık geldi.("Zımnen irtibat " ifadesi kaldırıldı) 29.07.1998
82-5 Amortismana tabi s.k.3 yıl 3 tak.ind.(01.01.99 da tümü ind.)kalktı 01.01.1999
6 GİDER VERGİLERİ KANUNU
1 63 29 T.Halk B. vKOBİveEsnaf Koop.ald. Paralar da BSMV muafiyeti 01.08.1998
2 64 33 Bakanlar Kuruluna yetki ( % 1 e kadar indirmeye ) 29.07.1998
7 EMLAK VERGİSİ KANUNU
1 65 8 Bina Vergisinde Nispet : Bina Vergisi oranı binde 2, meskenlerde binde 1 29.07.1998
2 66 11 Bina Vergisinin Tarh veTahakkuku ( Her yıl yeniden değerleme oranında arttırım) 29.07.1998
3 67 18 Arazi vergisinde Nispet : binde 1, arsa vergisi binde 3. 29.07.1998
4 68 21 Arazi Vergisinin tarh ve tahakkuku :Beyanname 29.07.1998
5 69 29 Vergi Değeri :Beyannamedeki değerin her yıl yen.değ.oranında artması 29.07.1998
6 70 32 Beyanname verilmemesi veya düşük beyan (Cezaya İlişkin hük.01.01.1999) 29.07.1998
7 81-M Değiştirilen ibareler(Arazi vergisindeki istisna 250milyon TL.oldu) ve Kısmen 01.01.1999
82-6 Kaldırılan hükümler ( Asgari beyan ) 29.07.1998
8 VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ KANUNU
1 71 7 Beyanname:Yarişma ve çekilişlerde nihai vergilemeye esas olmak üzere tevkifat 01.08.1998
2 72 9 Beyanname verilme müddeti :Tevkif edenlerceTakip eden ayın 20si (Nispet % 20 ) 01.08.1998
3 73 16 Nispetler: (Matrah dilimlerinin yen.değ.oranında her yıl artması )%1-%10 , %10-%30 01.08.1898
4 74 17 Vergiye Mukabil alınacak teminat :%5-15 tevkifat ( Ödeme bey.ver.süresi içinde ) 29.07.1998
5 75 19 Ödeme Zamanı- 3 yıl ve 6 eşit taksitte (eskiden 5 yıl 10eşit taksit idi ), 29.07.1998
6 81-N Değiştirilen İbareler ve Kaldırılan Hükümler 29.07.1998
9 MOTORLU TAŞITLAR VERGİSİ KANUNU
1 76 9 Taşıt pulunun kaldırılması ,vergi taşıtların kayıt ve tescilinin yapıldığı yer vergi dai.ödenir. 01.01.1999
2 81-F Değiştirilen ibareler ve Kısmen 01.01.1999
82-7 Kaldırılan Hükümler
10 DAMGA VERGİSİ KANUNU
1 77 14 200 milyar TL. vergi sınırı (ve her yıl yeniden değerleme oranında arttırılır ) 29.07.1998
2 81-H Değiştirilen İbareler
82-8 ve Kaldırılan Hükümler
11 HARÇLAR KANUNU
1 78 Tarife4/1.Bl. Harç Oranlarında yap.değ.(binde 36 binde 10a, binde 18,binde 5 e) 01.08.1998
2 81-I Değiştirilen İbareler (binde 48 binde 10 a.)
82-9 ve Kaldırılan Hükümler (İhracatçı Ruhsatnameleri ve İthalat belge harçları kaldırıldı.)
12 BELEDİYE GELİRLERİ KANUNU
1 79 Mük.83 Esnaf Muaflığı Belgesi 01.01.1999
2 80 84 Harc tutarı 6-12 milyon.
13 DEĞİŞTİRİLEN İBARELER Madde 81
3505 sayılı Kanun,Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici cihaz
kullanmaları hakkındaki Kanun,1318 s.Finansman K.,4208 s.Kara Paranın
Aklanmasının Önlenmesi Hakkındaki Kanunlarda da değişiklikler yapıldı.
14 DİĞER HÜKÜMLER Kaldırılan Hükümler Madde 82
15 178 ve 190 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER 29.07.1998
(Maliye Bak.'nın Teşkilat ve Görevleri Hak./ Genel Kadro be UsulüHk.)
1 83 Ek.Md.8ve9 Gelirler Bölge Müdürü ve Yardımcıları
2 84 Kadrolar hak.
3 85 Ek.Mad.26 Maliye Yüksek Eğitim Merkezi başkanlığı ve maliye memurlarının yetiştirilmesi
86 YÜRÜRLÜK 29.07.1998
GEÇİCİ MADDELER 29.07.1998
Geç.Mad.1 AATUHK ve VUK Cezalarda düzenleme
Geç.Mad.2 1998 yılı Genel Beyan Dönemi 30.09.1998 de sona erer.1998 için asgari beyandan büyük.
Geç.Mad.3 2982 s.k.hük.göre 31.12.1997 ye kadar vrh ist.yar. ( Konut İnş.teş.K.aykırı dav.af )
Geç.Mad.4 Denetmenler
Geç.Mad.5 İstihdam ve sig.primi teşviği
Geç.Mad.6 Finansman Kanunu Geç.Madç.2/1-10 yıl 15 e çıkıyor.
Geç.Mad.7 GVK.Mad.18:Serbest Meslek istisnası ( Telif kazançları istisn. 7milyar TL.lık sınır)
87 YÜRÜTME : Bu Kanun Hükümlerini Bakanlar Kurulu Yürütür. 29.07.1998
YARARLANILAN KAYNAKLAR :
1.ARC Eğitim ve Yaklaşım Yayıncılık İşbirliği ile 31.07.1998-01.08.1998 tarihlerinde İstanbul Hilton’ da düzenlenen VERGİ YASALARINDAKİ SON DÜZENLEMELER VE ANALİZİ PANELİ nde tutulan notlar.(Konuşmacılar :Mustafa Özyürek, Akif Hamzaçebi,Başkanlar ; Masum Türker,Nuri Değer,Panalistler: Şükrü Kızılot, A.Feridun Güngör,Osman Arıoğlu,Bumin Doğrusöz,Veysi Seviğ )
2. Ayni Panelde dağıtılan A.Feridun Güngör ile Şükrü Kızılot ve Semineri Düzenleyen Şirketlerce hazırlanmış 700 sayfalık Panel Dökümanları
3.29.07.1998 tarih ve Mükerrer 23417 no.lu Resmi Gazete yayınlanan 4369 no.lu Kanun
4.Yeni Yüzyıl,Dünya ve Sabah Gazertelerinin Konu ile ilgili çeşitli haberleri
5.Yeni Vergi Yasası (Yeni Asır Gazetesinde 7 günlük yazı dizisi : 27.07.1998- 02.08.1998)Hazırlayan : Dr.Nail Özyoldaş
6. TBMM de kabul Edilen Vergi Reform Kanunu ile Vergi Kanunlarında yapılan değişikliklerin Özeti (10 sayfalık Duyuru) A+B Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş. 27.07.1998.
Yeni Vergi Kanunları Değişiklikleri
Mali İşler Koordinatörü
Yeni Asır Gazetesi İzmir
Bağımlı SMMM
Tarih : 20.08.1998
I – GİRİŞ:
31.07.1998 ve 01.08.1998 tarihlerinde İstanbul’da A.R.C. Eğitim ve Yaklaşım Yayıncılık İşbirliği ile İstanbul Hilton Otelinde düzenlenen VERGİ YASALARINDAKİ SON DÜZENLEMELER VE ANALİZİ PANELİ ne katılma fırsatım oldu.Uzun süredir gündemimizde olmasına,yazılı ve sözel basında da yakın ilgi ile takip etmeme rağmen ,gözden kaçırdığım, farkına henüz varamadığım birçok husus ve ayrıntıyı öğrenme ve/veya bazılarını pekiştirme imkanını bulmuş oldum.Gerçekten günlük çalışma ve özel yaşamımızın dışında bir mekan ve atmosferde alınan bu çeşit bilgileri insan konuyu; daha çok konsantre olarak,daha iyi öğrenip kavrayabiliyor.
Bu Panelde aldığım bilgiyi, gerek tuttuğum notlardan, gerek dağıtılan dökümanlardan ve diğer kaynaklardan mümkün olabildiğince özetleyerek, tüm mali işler personeli ve diğer meslekdaşlarımla paylaşmayı kendime görev edindim.
Bu Panel den özümsüyebildiklerimi , çalışma hayatının gerektirdiği yoğun günlük işlerden fırsat bulabildiğim zamanlarda uğraşarak ancak tamamlayabildiğim , ekteki çalışma ile sizlere aktarabiliyorsam daha da mutlu olacağım.
II – GENEL BİLGİLER:
4369 sayılı Vergi Reformu kanunu 7 – 8 aydır kamuoyunun ve TBMM’nin gündeminde bulunmakta iken nihayet 29.07.1998 tarihli mükerrer baskılı resmi gazete de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir
- Uzun zamandır gündemde olmasına rağmen yeterli ölçüde tartışıldığını söylemek pekde mümkün değildir.Mevcut tartışmaların etkisi ise ilgili kesimlerin etkinlik ve güçleri ile orantılı olmuştur.Tasarı aşamasında farklı bir yöntemle çalışılmış.Odalar,Borsalar Birlikleri temsilcilerinden oluşan 15 kişilik kurulca hazırlanmış, muhalefet şerhleri mümkün olduğunca dikkate alınmış, TURMOB,TİSK,DİSK,TESK ,Sanayi Odaları, Üniversiteler,Danıştay temsilcilerinin görüşleri alınmıştır.
- Genişliği ile olduğu kadar kapsamı ve içeriği itibariyle de Vergi Tarihimizin en köklü düzenlemelerinden bir tanesidir. Toplam 87 maddeden oluşan Kanunun yalnız iki maddesindeki ( 81.ve 82. ) değişiklikler diğer tüm maddelerinden fazladır. 87 ana madde bir okadar da bent ve gecici maddeden oluşan ve uzun bir maraton dan sonra kanunlaşan tasarının özellikle yürürlük maddeleri çok karışmıştır. Bazı maddeler yayımında (yani 29.07.1998 de ) ,bazı maddeler 01.08.1998 de yürürlüğe girerken; ana vegi Kanunlarında Kurumlar, Gelir ve kısmen Vergi Usul Kanunları na ilişkin hükümler 01.01.1999 tarihinde yürülüğe girmektedir. Konunun uzmanı olmayanın işin içinden çıkması imkansızdır denilebilir.Uzmanlar bile maddeler arasında bağlantı kurmakta zorlanmaktadırlar.
- Vergi Reform Kanununun en büyük eksikliği Maliye Bakanlığı personeline tasarıda ödenmesi öngörülen tazminat ların Mecliste kabul edilmemiş olmasıdır.
- Bir yandan tasarı / kanun hazırlıklarında katılımcılık ve demokrasi taraftarı olunduğu iddia edilmekle birlikte , bilahare bu görüşlere itibar edilmeyerek TURMOB önerilerine de tasarıda yer verilmedi. Bir tek şey o da 3 aylık geçici vergide yanılma payının % 20 olması önerilmişken , % 10 luk da olsa bir yanılma payı kabul edildi.Ancak yinede bu vergi tasarısı ve kamuoyundaki tartışmalarla Türkiye vergiyi, yükümlülülüklerini hatırladı.Bu dahi bu Tasarı ve Kanunun en büyük katkılarından biridir.
- Bu kanun gerekçesinde yazılan açıklık ve sadelik sağlama amacının aksine , yaptığı atıflar ve neredeyse asıl maddeleri kadar geçici maddeleri ile içinden çıkılmaz bir hale gelen vergi mevzuatımız için bir iyileştirme getirmemiştir. Bu çeşit bir amacı sağlamanın tek yolu sakin bir ortamda tüm vergi kanunlarının, sil baştan yeniden kaleme alınarak yazılmasıdır.Maliye Bakanımız Sayın Temizel ‘ de bu durumu şu sözlerle ifade ediyor : ‘’Türkiye uygulanmayan Kanunlar çöplüğü gibi…. 100 bin sayfalık Vergi mevzuatının tümü basit ve sade bir şekilde 8-10 bin sayfaya indirilmek üzere yeniden yazılacak …’’..
- Bu kanunun diğer bir eksik yönü de enflasyon muhasebesini dikkate almamasıdır. Enflasyonun 3 yıl arka arkaya kümülatifte % 100ü aşması uluslararası standartlara göre enflasyon muhasebesi uygulanmasını gerektirmektedir.Halbuki bizim mevzuatımızda bu konu 15-16 ayrı müessese olarak ve bölük pörçük düzenlenmeye çalışılmıştır. Bu da Kanunun önemli bir teknik eksikliğini oluşturmaktadır.
- Bu kanunun bir sosyal amaç / boyutu yoktur. Örneğin ücretler için ayrı bir gelir vergisi tarifesi öngörülmemiştir.Eğitim ve Sağlık harcamalarının gelir vergisi matrahından düşülmesi veya asgari ücretin vergi dışı bırakılması gibi bir sosyal destekde taşımamaktadır .
- Finans kesimini geniş ölçüde vergilendirmektedir.Bu hususda geçiş dönemi olmaması veya çok kısa olmasıda kanunun başka bir kötü yanıdır.VUK 279.Madde uygulaması sonucu Küçük bankalar ya birleşecek ya da batacaktır.Bankalar arası mevduata stopaj vergi uygulanması neticesinde faizler 10-20 puan arttı bile.Tüm bu sonuçlar ani frene basmanın getirdiği zorluklardır.
- Bütün bunlara rağmen ,maliye yetkilileri ve mali işler sorumlularına ,yani masanın her iki tarafında bulunan tatbikatçılara düşen görev : bu kanunun maddelerinin doğru bir şekilde uygulanmasında yardımcı olmaktır.Çünkü bu kanun bütünü itibariyle değerlendirildiğinde olumlu görünmekte ve vergi sistemimizin bir çok sorununun çözümü için umutlu olmamızı sağlamaktadır. Aksi halde iyiniyetli insanlar mağdur oldukça devlete karşı olan güvende sarsılmaktadır.
Bu kanunun 4 temel amacı bulunmaktadır ;
1) Vergi tabanının genişletilmesi, yaygınlaştırılması,
2) Kayıtdışı ekonominin kayda alınması, vergi dışı kazançların vergilendirilmesi
Bu iki amaca yönelik olarak Gelir kavramının tanımının değiştirilmesi ve genişletilmesini, vergi oranlarının düşürülmesini sayabiliriz.
3) Karışık Sistemin basit ve açık hale getirilmesi,anlaşılabilir ve uygulanabilir olması,
4) Toplam vergi gelirlerinde artışın sağlanması.Vergi gelirlerinde azalma olmaksızın , vergi ödeme potansiyelini arttırmak,varolan mükelleflerin yüklerini azaltmak.Verginin gerçek matrahlar üzerinden alınmasını sağlamak.
III – VERGİ REFORM KANUNU NELER GETİRİYOR;
İskelet ortaya çıkmış ancak şimdi buna et giydirmek ,yani çok farklı yorumlara izin veren düzenlemeleri Tebliğlerle uygulamacılara açıklamak gerekmektedir.Maliye Bakanlığı bu günlerde hemen yürürlüğe giren hükümlerden başlayarak bir tebliğ bombardımanı yapacaktır.Önümüzdeki bir kaç yılda tebliğ ,tartışma ve içtihadların birleşmesi ile bu Kanunun uygulamaları oturacaktır.Bu nedenle konu ile ilgili herkesin bu kanunun neler getirdiğini çok iyi öğrenmesi, anlaması gerekmektedir.Bu amaca hizmet edebilmek ümidiyle bu yazı bir başlangıçtır.
Yapılan değişiklikler ,bu bölümde Kanun adları,madde numaraları ve sıraları dikkate alınmadan aşağıda kısaca izah edilmektedir:
- Götürü usul kaldırılarak, basit usule geçildi. ( 2. Sınıf tüccarların tutmak zorunda olduğu işletme defteri usulüne benzeyen ) Basit usulde vergilendirilen ticari kazançlar için de yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmesi zorunludur.Mükellefler ,gelirlerini ve giderlerini bir dosyada toplayıp gelir gider farkını beyan edecekler, defter tutmayacaklardır.Bunların kayıtları bağlı oldukları odaların oluşturacağı muhasebe büroları tarafından tutulacaktır.Her 3 ayda bir KDV beyannamesi verecekler.1999 yılında vergi ödenmeyecek.1999 yılı kazançları bu usule göre 2000 yılında vergilendirilecek.Bu usule tabi olanlar geçici vergi ödemeyecekler.Ayrıca küçük esnaf gibi küçük çiftçinin vergilendirme rejimi de değiştirilmiştir.
- Göçmen ve mülteci muaflığı kaldırılmıştır.
- Gelirin tanımı ve kapsamı değiştirilmekte ve genişletilmektedir.Bilinen gelir çeşitlerine girmeyen her çeşit gelir diğer kazanç ve irat olarak tanımlanmakta ve bu çeşit iratların toplamı bir yılda 3,5 milyar TL. yı aşarsa beyan edilmesi mecburiyeti getirilmektedir.5 yıldan önce satılan gayrimenkul, bir yıldan önce satılan menkul kıymetler değer artışları vergi kapsamına alınmaktadır.2008 yılına kadar bu çeşit değer artış kazançlarına istisna getirilmişken, bu yıldan sonra tam kapsama girecektir.Değer artışları TEFE ,ile enflasyondan arındırılacaktır.İktisap bedeli,elden çıkarılan mal ve hakların,elden çıkarıldığı ay hariç olmak üzere, DİE tarafından belirlenen TEFE deki artış oranında arttırılabilecektir.Menkul kıymetlerin elden çıkarılmasında ,değer artış kazancı , yeniden değerleme oranının devlet tahvili ve hazine bonosu ihalelerinde oluşan birleşik ortalama faiz oranında bölünmesi suretiyle bulunan indirim oranı ile hesaplanan kısmı düşüldükten sonra kalan tutarı ile vergiye tabi olacaktır.Niteliği itibariyle değer artış kazancı veya arizi kazanç olmayan diğer kazanç ve iratların , esas itibariyle gelirlerin harcama veya tasarruf olarak ortaya çıktığında vergilendirileceği anlaşılmaktadır.Harcandığı veya tasarruf edildiği tespit edilen tutarlar safi irat olarak kabul edilecek ve tespit edildiği yıldan bir önceki yılın geliri sayılarak vergilendirilecektir.Ancak 2003 yılı sonuna kadar ortaya çıkarılan bu çeşit ilave beyan edilmemiş matrahlara vergi zıyaı cezası ve usulsüzlük cezası uygulanmayacaktır.Sadece vergi ve gecikme faizi ödenecektir.
- Yabancı Sermayeye kur farkı avantajı tanınması:Yabancı şirketlerin döviz cinsinden getirdikleri sermayelerinin sarf edildikleri tarihe kadar meydana gelen müspet kur farkları pasifte özel bir hesapta gösterilerek dönem kazancına dahil edilmeyecektir.Menfi kur farkları ise , aktifde özel bir karşılık hesabında tutulur ve gelecek yıllarda müspet kur farkları ile kapatılamayan tutarlar işi bırakma halinde zarar sayılır.
- Mükellef alacaklarına faiz ödenmesi :Usul Kanunu’na vergi idaresinin haksız veya yersiz aldığı vergiyi tecil faizi ile iade etmesi esası getirildi ki bu uygulama hiç şüphesiz vergi dairelerinin işlerine sürat getirecektir.
- Stok affı (Mal ve demirbaşlarda ) :Kayıt dışı stokların veya faturasız satışların kanunda sayılan şartlarla,29.09.1998 ve 30.10.1998 tarihine kadar affı söz konusudur. Ancak gerek stok affı, gerekse aşağıda açıklanan servet blokajı konuları geniş olarak uygulama tebliğlerine ihtiyaç göstermektedir.Bu müesseseler bu kanunun açıkca gelir arttırıcı tek kaynağıdır.Maliye Bakanlığı stok affından 500 trilyon T.L. gelir beklemektedir.
- Mali Milad ve servet blokajı :29.07.1998 tarihi itibariyle sahip olunan ve mevcudiyeti Devlet tarafından veya Devlet güvencesinde tutulan kayıt ve ve diğer kanaat getirici vesikalar (banka ,banker, aracı kurumlar ve benzeri mali kurumlar, posta idaresi, noterler ile tapu,trafik gibi kamu kurumlarının kayıt ve belgeleri ile Vergi Usul Kanunu’nda sayılan belgeler ) ile ispat edilen para, alacak ile altın ,döviz ve diğer mallardan karşılanan mal edinimleri ve harcamalarından hareketle tarhiyat yapılmayacaktır.Bu unsurlar tasarruf ve harcamalardan hareketle vergi incelemesinde delil olarak kullanılmayacaktır.Yurt dışında düzenlenen belgelerin kanaat verici vesika sayılp, sayılmayacağı açık değildir.Kayıtlarda yer almayan veya yukarıda sayılan vesikalarla kanıtlanamayan nakit para , mevduat sertifikası, döviz ve benzeri kıymetlerin , 30.09.1998 tarihinde asgari bir gün süreyle Türkiye’ de kurulu mevduat kabulüne yetkili bankaların ,Türkiye’ deki şubelerinde bulundurulduklarının tevsiki şartı ile ,bu kıymetlerden karşılanan mal edinimi ve harcamalar hakkında da vergi incelemesi ve Gelir Vergisi tarhiyatı yapılmayacaktır.
- Ücretlerin Gelir vergisi oranlarında düşme Her bir puanlık indirim ücretlilerden kesilen yaklaşık 100 trilyon T.L. lik gelirden vazgeçme yi gerektirmiştir. Aslında kamu kesimindeki çeşitli adlar altında ödenen ücretlerin ancak % 20 – 35 ‘ i vergiye tabi ücretlerden oluşuyor. Bu nedenle bu kesimde vergi oranlarının % 5 düşürülmesinin net ücretlere yansıması ancak % 1- 1,5 olacaktır. İşçilerde ise net ücreti arttıracak veya işveren üzerindeki yükü azaltacaktır. Geçici maddelere göre 1998 yılı ile ilgili ücret geliri vergi tarifesi 01.07.1998 den başlayarak %25-50 yerine % 20 -%45e düşmüştür.Ücret haricindeki diğer gelirlerin vergi oranlarında herhangi bir indirim söz konusu değildir.
- Birden fazla işverenden ücret geliri elde edenlerden bu gelirleri bir yılda 2,5 milyar TL.yı aşanlar beyanname vereceklerdir.Bu durumda 1998 yılı için beyanname verenlerin önceden tanınmış indirimli vergi ödeme hakları otomatikman geri alınmaktadır.
- Türkiye’de kain ve merkezi Türkiye’ de bulunan Sigorta Şirketlerinin ,şirkete en az 10 senedir prim ödemiş sigortalılarına ödeyeceği emekli,maluliyet dul ve yetim aylıkları ile sigortalıların iade olunan mevduatı ve toptan yapılan ödemeleri gelir vergisinden istisna tutulmuştur..Ancak bu ödemeler, en yüksek devlet memuruna( Başbakanlık Müsteşarı) ödenen en yüksek ödeme tutarını aşar ise aşan kısım ücret olarak vergiye tabi tutulacaktır.
- Tüm mükellefler için 01.01.1999 dan başlayarak Gelir Vergisi Oranları %15 - % 40 a düşürülmektedir.
- Fransız sisteminden esinlenerek Vergi Mevzuatımıza girmiş olan Hayat standartı 1998 gelirleri için geçerli ise de 1999 yılına ilişkin gelirlerin beyanından başlayarak kaldırılmıştır.
- Varsayımsal uygulamaların kaldırılması prensibine uygun olarak ,Aylık Geçici vergi kaldırılmış, böylece kazanılmamış gelirin vergilendirilmesi önlenmek istenmiştir. 01.01.1999 dan itibaren gerek gelir ,gerekse kurumlar vergisi mükellefleri bir önceki yılın beyan edilen gelirinin %50-70 oranını değil, cari , içinde bulunulan yılın 3 er aylık dönemler halinde kazancı üzerinden geçici ( peşin ) vergi ödeyeceklerdir. Beyanname verme ve ödeme zamanı 3 aylık dönemi takip eden ikinci ayın 15inci günüdür.(Yani gerekli mali tablo ve bayannameleri hazırlamak için mükelleflere 45 günlük süre taınmış olmaktadır).Gelir vergisinde geçici vergi oranı % 15 , Kurumlar vergisinde ise % 25 dir. Her 3 aylık dönemde mükelleflere tanınan (herhangi bir tarhiyat yapılmayacak ) hata payı oranı % 10 dur.Bu durum ise sağlam hesap tutan şirket,kurumlarda kurumlar geçici vergi oranının % 22,5 a düşmesi anlamına da gelebilir. Geçici vergi matrahının belirlenmesinde Vergi Usul Kanununun değerlemeye ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Bu uygulamaların muhasebeci ve mali müşavirlere büyük bir yük getirdiği de şüphesizdir.Firma ve kuruluşlar artık daha kaliteli ve mesleğinde yetişmiş elaman çalıştırmak zorundadırlar.Aslında 3 ayda bir borsada senetleri işlem gören şirketler zaten bu sistemi uyguluyorlar.Bir başka bakış açısından ise teknolojik imkanlar gözönünde tutulursa abartıldığı kadar büyük bir külfet getirmeyeceği , diğer yandan sıhhatli olmayan kayıtları azaltabileceği ve hatta muhasebe disiplinin ve uygulamalarının gelişimine olumlu katkıda bulunacağı dahi söylenebilir.
- Kambiyo senetleri, günlük kasa ve perakende satış hasılat defterleri kaldırıldı.
- 10 milyon TL.lık per.satış fişi yerine fatura kesme zorunluluğu 15 milyon TL.ye çıkarıldı.
- Amortismana tabi tutulması zorunlu olan Demirbaş değeri 5 milyon TL.den 50milyon T.L.na çıkartıldı. Ayrıca hersene yeniden değerleme artışı oranında otomatik endekse bağlandı.
- Serbest Meslek kazançlarında binek oto giderlerinin tamamı gider olarak kabul edildi(amortismanlar dahil ).Ticari kazançda da işle ilgili kullanılan binek otolarının masraflarının yarısının yerine tamamı amortismanlar dahil gider yazılacak.
- Kira gelirlerinde konutların kiraya verilmesinde ki istisna tutarı 1998 yılı kazançları için 240 milyon TL.ye çıkarıldı , İşyeri olarak kiraya verilen ve stopaj gelir vergisi+fonu kiracı tarafından muhtasar beyanname ile sorumlu sıfatıyla bidirilen ve bir yıl içindeki toplam tutarı 2,5 milyarı geçmeyen kira geliri yıllık beyanname ile bildirilmeyecektir.
- Gelirlerin toplanması sınırlandırılmış ve İhtiyari Toplama kaldırılmıştır.Eğer bir kişi arizi serbest meslek kazancı,menkul sermaye iradı ve gayrimenkul sermaye iradı elde ederse ve her bir gelir unsuru itibariyle Kanunda 1998 yılı kazançları için öngörülen 2,5 milyar lirayı aşmazsa yıllık beyanname verilmeyecektir.Bu tutar 1999 ve müteakkip yıllarda gelir vergisi tarifesinin birinci ve ikinci dilimleri toplamının yarısı olarak hesaplanacaktır.Gelir unsurlarından herhangi birinde bu sınır aşılırsa ,ihtiyari toplama hakkı kaldırıldığından ,tüm gelirlerin beyan edilmesi gerekmektedir.
- Aile reisi beyanı kaldırılmıştır.Yani eş ve çocukların gelirleri varsa, ayrıca beyanname vereceklerdir. Aslında bu konu yine kamuoyunun ve özellikle kadınların baskısının bir zaferidir.
- Beyanname verme ve Vergi Ödeme süreleri değiştirilmiştir:01.01.1999 tarihinden itibaren verilecek bayannameler uygunlanmak üzere;Geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından ibaret olanlar izleyen yılın Ocak ayı içinde bayanname verecek ve tahakkuk eden vergiyi Ocak,Nisan ve Temmuz aylarında 3 taksitte ödeyecektir.Basit usulde kiler Şubat ayında beyanname verip,ödemeyi Şubat,Mayıs ve Ağustos aylarında yapacaklardır. Diğer haller de beyanname Mart ayında verilip ödeme Mart, Haziran ve Eylülde yapılacaktır.
- Bağış ve yardımlarda azami sınır o yılki karın % 5 i( Kalkınmada öncelikli yörelerde % 10 ) ile çizilmiştir. Eğitim kurumlarına ve cami inşaatlarına yapılacak yardımda kaldırılmıştır.
- İş Ortaklığı müessesesi ne istenirse adi ortaklık olarak devam etme serbestisi getirildi.
- Döviz cinsinden olan senede bağlı alacak ve borçların yıl sonunda değerleme esasları tespit edildi.Bunlar reeskonta tabi tutulabilecekler.Senette faizin yazılı olmaması halinde LİBOR esas alınacak.
- Özel Maliyet Bedelleri nin yeniden değerlenmesine imkan tanındı.Bu arada üzerinde çok durulan bir konu olan ve tasarıda yer alan binaların yeniden değerlenen bedel üzerinden amortisnmanlarının hesaplanması konusu kanunda yer almadı.
- Faizler , menkul sermaye iratlarına stopaj esası getirildi.Bunlar (enflasyondan arındırıldıktan sonra kalan tutarı) 2,5 milyar TL.yı geçerse (izleyen yıllarda bu tutar yeniden değerleme oranına endeksleniyor) yıllık beyannamelere dahil edilmeleri mecburiyeti geldi.Bankalar tarafından elde edilen mevduat faizleri ile repo gelirleri stopaj kapsamına alınmıştır.Diğer yandan işletme ile ilgili faiz gelirlerine eskiden olduğu gibi enflasyondan arındırma uygulanmayacaktır.
- Limited Şirket Ortakları kamu borçlarının ödenmesinde sermaye hisseleri oranında sınırsız olarak sorumlu tutuldular. Bu durum muhtemeldir ki Anonim Şirkete dönüşümleri hızlandıracakyır.
- Futbolcular 01.01.1999 tarihinden itibaren gelir vergisi muafiyetleri kaldırılarak kapsama alındılar.Bu konu da aslında kamuoyu baskısına güzel bir örnek teşgil edebilir.
- Gayrimenkul alım ve satımında ödenen Harçlar heriki taraf; satıcı ve alıcı için binde 48 den binde 10 a düşürüldü.Tescil harcıda binde 36 dan binde 10 a indi.
- Amortismana tabi sabit kıymetlerin iktisabında ödenen KDV 3 yılda ve 3 eşit taksitte indirilebilirken, 01.01.1999 dan başlamak üzere bir yılda ve tek seferde indirimi kabul edildi.Ocak 1999 beyannamesinde mükellefler eskiden aldıkları sabit varlıkların sonraki yıllara devretmiş KDV lerinin tamamını bir seferde indirerek eskinin de temizliğini yapabilecekler.
- Mükelleflerin kendi imal ve inşaa ettikleri sabit varlıklara ilişkin KDV artık hesaplanmayacaktır.
- Telif kazançları toplamı 01.01.1999 dan itibaren yılda 7 milyar TL. yı geçerse yıllık beyanname verilecektir. Gerçekte yapılan stopajlar sonucu brüt gelirden zaten % 26 ödenen bu çeşit kazançlar için bu uygulamanın gereksiz olduğu ve bir siyasi baskı unsuru olarak kullanılabileceği hatırda tutulmalıdır
- Kurumlar Vergisi oranları da düşürülmüş ve (kurum vergi yapısı ) toplam vergi yükünün hesaplama sistemi değiştirilmiştir..Ancak Kanunun yasalaşması bu yıla yetişmediğinden uygulanması bir yıl ertelenerek 1999 yılı gelirlerine uygulanacaktır. Asgari % 20 vergi hesabı kaldırılmıştır.Kur.Ver. oranı 01.01.1999 dan başlayarak % 25 den % 30 a çıkarılmış, ancak istisnalar haricinde eskiden uygulanan % 20 gelir vergisi stopajı dağıtılmayan Kurum kazançlarından kaldırılmıştır. Bakanlar Kurulunca % 10 civarında tespit edileceği tahmin edilen bu temettü stopajı sadece dağıtım halinde ve dağıtılan kurum kazancı üzerinden olacaktır.Stopaj matrahına dağıtılan karın kurumlar vergisinden istisna ( örneğin serbest bölge kurum kazancı veya iştirak istisnası…) kurum kazancına isabet eden kısmı dahil edilmeyecek, bu kısım matrahdan düşülecektir.Karın sermayeye ilavesi kar dağıtımı sayılmamakta ve vergiye tabi olmamaktadır. Böylece şirketlerin özsermayelerine yönelerek güçlenmeleri düşünülmüş olsa gerektir.Stopaj matrahından ödenen Kurumlar Vergisisnin yanında fon payı da düşülecektir.Tabii Kanunen Kabul edilmeyen gierlerinde – dağıtımına imkan olmadığına göre – düşülmesi gerekir.Diğer yandan dağıtılsın, dağıtılmasın Kurumlar Vergisine tabi kurumların , iştirak kazançları istisnasından yararlanan kazançları hariç ,Kurumlar vergisinden müstesna kazançları stopaja tabidir ki bu çeşit bir stopaj bir şekilde kaldırılmış bulunan asgari Kurumlar Vergisini ikame etmektedir.
- Kurumlardan menkul sermaye iradı elde edenlerin kar payları için hesaplanan vergi alacağının oranı , 01.01.2000 den geçerli olmak üzere 1/3en 1/5 e düşürülmüştür .
- Turizm istisnası,yatırım fonlarına katılım belgeleri ve yatırım ortaklıkları hisse senedi kar payları ve diğer birçok istisna kaldırılmıştır.
- İştirak kazançları istisnası devam etmektedir.
- Yurtdışı inşaat, montaj ve onarım işleri istisnası ise 31.12.1998 tarihinde sona erecekken 5 yl daha 2003 yılı sonuna kadar uzatıldı.
- Dar mükellef kurumların Vergilendirilmesinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Ancak stopaj matrahının hesabında Kurumlar Vergisnin yanında fon payının da düşülmesi esası benimsenmiştir.
- Kurumlar vergisinden muaf olmak isteyen kooperatiflerin üst birliğe üye olmaları şartı getirildi. Dernek ve vakıfların işletmelerinin muafiyeti ise kaldırıldı.
- Yeminli Mali Müşavirlere vergi incelemeleri sırasında mükellef hesaplarını tetkik yetkisi getirilmiştir.Sahte Belge kullandığı tespit edilen kişileri TURMOB ‘ a bildirecekler ve burada özel bir arşiv tutulacaktır.
- Yatırım İndirimi mevzuatında da esaslı değişiklikler yapılmış ve yatırım teşvik belgesi sahiplerinin , harcama esasından vazgeçilerek ilerki yıllarda harcanabilecek yatırım tutarını peşin olarak o yılın, dönemin vergisinden indirilmesine izin verilmiştir. Bu suretle ,işletmelere yatırım öncesinde vazgeçilen vergi yolu ile finansman sağlanmaktadır.Asgari yatırım tutarları ticari ve sanayi yatırımlarında 50 , zirai yatırımlarda ise 10 milyar TL.olarak belirlenmiştir.Yatırım indirimi oranı % 30 dan % 40 (Organize sanayi bölgeleri ile kalkınmada öncelikli yörelerde % 100 )a yükseltilmiştir.Ayrıca Bakanlar Kuruluna bu oranı % 100 e , 250 milyon doları aşan sınai yatırımlar için ise %200 e kadar arttırabilme yetkisi verilmiştir.
- Buna karşılık zaten uygulamada pek tutulmamış olan Finansman Fonu müessesesi kaldırılmıştır.
- Yatırım Teşvik Belgesi kapsamındaki Sabit kıymetlerin yurt içi alımında veya ithalinde KDV ertelemesi veya prim ödenmesi kaldırılmış, bu çeşit alımlar 01.08.1998 den itibaren KDV den istisna edilmiştir.
- Amme Alacaklarının Tahsilinde mükellefin ödemesinin gecikme faizi/zammı ile borç aslının orantı dahilinde dağıtılması esası getirilmiştir.
- Emlak Vergisi Genel beyan dönemi 30.09.1998 tarihi olarak belirlendi.Gelir vergisindeki hükümler emlak vergisi değerini arttırmaya zorluyor.Her yıl beyanlar yeniden değerleme oranında arttırılır.
- Motorlu Kara Taşıtları Vergisinde cama yapıştırılan taşıt pulu uygulaması kaldırıldı.
- Belediye Gelirleri Kanunun da yapılan değişiklikle esnaf muaflığı belgesini almak için esnafın belediyeye harç ödeyerek müracaatı esası getirildi.
- Ağustos 1998 sonuna kadar İndirilemeyen KDV nin Geçici 16.maddeye göre gider yazılması imkanı getirilmiştir.Ancak bu 1999 yılında gider yazılma şeklinde olacaktır.
- Envanter ( stok ) affı ile ilgili KDV oranı % 10 dur.
- Külçe Gümüş teslimleri KDV den muaf tutulmuştur
- Veraset ve İntikal Vergisi Kanunun da da köklü değişiklikler yapıldı.Bir taraftan vergi yükü (oranları ) azaltılırken, finansman zorluğu ile Devlet lehine hareket edildi. Vergi 5 yılda ve 10 eşit taksitde ödenirken, 3 yıl ve 6 eşit takside düşürüldü.İkramiye ve çekilişlerde sorumlu sıfatı ile bir haftada ve beyanname verme süresinde ödenmek üzere % 20 stopaj vergi getirildi. Ayni mal dağıtımında fatura değeri+masraflar verginin matrahını oluşturacak.
- Kayıtdışı istihdamın ortadan kaldırılması amacıyla 01.01.1998 den itibaret faaliyetde olan işletmeler, Nisan 1998 sonu itibariyle vermiş olduğu 4 aylık sigorta bildirgesine ilave olarak 31.12.1998 tarihine kadar işe aldığı ilave ve sendikaya kayıt olmuş işçiler in sigorta işveren iştiraklerinin yarısı bir yıl Devlet çe ödenecek ve 36 ay süre ile muhtasar beyanname parasını 2 yıl erteleme ile ödeyeceklerdir.
- Hapis cezaları :Daha önce uygulanan hapis cezalarının bir kısmı bütünüyle kaldırılmış,bir bölümüde azaltılarak paraya çevrilme olanağı sağlanmıştır.Özellikle muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme ve kullanma fiiline ‘’paraya çevrilebilme ‘’ olanağının sağlanması dikkati çekmektedir.Yine bu olayda ‘’ bilerek ‘’ sözcüğüne yer verilmemesi, yeni yasanın yumuşak karnı olarak göze çarpmaktadır.
IV- VERGI REFORM KANUNU TABLOSU
Bu yasanın değiştirdiği 15 adet kanunu sıra no.su ile ,her kanunda yapılan değişiklikleri kendi içinde sıra no.su ile , bu kanunun madde no.ları ile değişen kanunun ilgili madde no.larını .yapılan değişikliğe ilişkin kısa izahat ve madde başlığını , ve her bir maddenin yürürlüğe giriş tarihini gösteren tablo da ekte tetkiklerinize sunulmuştur .Bu tablo okuyucularımıza kendi bilgisayarlarında veya alacakları notlarla , ilgili tebliğ ve kesinleşen görüşleri de ilave ederek Kanunun genel olarak kavranmasında ve takibinde yardımcı olmak amacı ile hazırlanmıştır.
29.07.1998 tarihli mükerrer Resmi Gazete de yayımlanan 4369 sayılı
Vergi Kanunlarında yapılan Değişiklikler hakkındaki Kanun
Sıra Sıra 4369
s.k.. İlgili K.. Kısa İzahat veya Yürürlüğe
No: No: Mad
de Mad
de Madde Başlığı Giriş
1 VERGİ USUL KANUNU
1 1 5 Vergi Mahremiyeti İstisnası 29.07.1998
2 2 112 Mükellef alacaklarına tecil faizi 01.01.1999
3 3 160 İşi bırakma bildiriminde bulunulmayan haller 29.07.1998
4 4 256 Defter ve belgelerle diğer kayıtların ibraz mecburiyeti ( YMMe de yetki ver.) 29.07.1998
5 5 257 Maliye Bakanlığı'nın vergilendirme , bilgi toplama ve belge düzenini sağla-
ma hakkındaki düzenlemeleri yapma yetkisinin arttırılması 29.07.1998
6 6 279 Menkul kıymetlerin değerlemesi 31.12.1998
7 7 280 Yabancı para cinsinden senede bağlı alacak ve borçların,
ve getirilen sermayenin (Yap-İşlet-Devret Modeli) değerlemesi 29.07.1998
8 8 313 Yap-İşlet-Devret Modelinde amortisman uygulaması 29.07.1998
9 9 339 Tekerrür halinde kesilen vergi cezalarının arttırımı (V.Ziyaaı %50,Usulz.%25) 01.01.1999
10 10 340 Suçlarda birleşme 01.01.1999
11 11 344 Vergi Ziyaı Suçu ve Cezası (1 veya 3 katı,g.faizinin 1/2 si ) 01.01.1999
12 12 353 Belge basımı ile ilgiliMatbaa işletmecileri,(75milyon T.L.özel usulz.) 01.01.1999
Vergi kimlik no.su kullanma zorunda olanlar (75milyon T.L.özel usulz.) 29.07.1998
Özel görevli uyarısına rağmen durm.Araç sahipleri(75milyon T.L.özel usulz.) 01.01.1999
13 13 Mük.355 Bilgi verme zorunluluğu, defter ve belge ibrazına ilişkin
hususlara uymayanlara uygulanacak cezaların güncelleştirilmesi 29.07.1998
14 14 359 Hürriyeti Bağlayıcı ceza ile cezalandırılacak suçlar ve cezaları(Kaçakçılık) 01.01.1999
15 15 360 Suça,iştirak,teşvik ve yardım 01.01.1999
16 16 368 Vergi ziyaı cezasının da vergi aslı gibi gecikme faizine tabi tutulması 01.01.2003
17 17 376 Vergi ziyaı ,usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarında indirme(1/2 ve 1/3) 01.01.1999
18 18 Ek1,Ek5,Ek 6,Ek11 : Uzlaşma kapsamına giren cezalar(31.12.98 tar.sonr.verg.dönemi) 01.01.1999
19 19 414 Yazar kasa fişi düzenleme sınırı 15 milyon,amortismana tabi s.kıymetlerde
aktifleştirme için ihtiyarilik şartı sınırı 50milyon(31.12.1998e kadar ,yeniden
değerleme oranına endeksleme );Maktu ve Nispi hadler in güncelleştirilmesi 29.07.1998
20 20 Geçici19-20 İşletme hesabı defteri(31.12.2000ekad.),menkul kıym.değerlemesi(alış bedeli) 29.07.1998
Geçici21-22 Vergi ceza uygulaması(lehe olan hükümler,vergi ziyaaı cezasına atıf ) 01.01.1999
21 81-A Değiştirilen ibareler ve kaldırılan hükümler ( 3 defterin tutulma zorunluluğu kaldırıldı.)
82-1 Özel maliyet bedelleri yeniden değerlenecek(1999 ve daha sonra ) Kısmen: 01.01.1999
Mük.Md.298 Aktifleştirilen işletme dönemi kredi faizleri yeniden değerlenmez Kısmen: 29.07.1998
2 AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN
1 21 35 Limited şirketin amme borçları(Ortaklar ser. hisseleri oranında sınırsız sorumlu) 29.07.1998
2 22 47 Ödeme ve tahsilatların mahsup sırası ( aslı ve fer'isine orantılı olarak) 01.01.1999
3 23 85 Haczedilen menkul malların satışı 29.07.1998
4 81-B Değiştirilen ibareler (Gecikme zammı nispet ve hesabı ) Kısmen: 29.07.1998
82-2 ve kaldırılan hükümler : Kısmen (Taksitli ödemede Muacceliyet kalktı ) 01.01.1999
(Ödenmeyen amme alacaklarının ilanı kaldırıldı.)
3 GELİR VERGİSİ KANUNU
1 24 1 Gelirin yeniden tanımlanması (Tasarruf ve harcanmaya kaynak oluşturan her türlü
kazanç ve iratların safi tutarı) 01.01.1999
2 25 2 Gelire giren kazanç ve iratlar(Ticari,zirai,ücret,ser.mes.g.menkul,men.ser.ir,diğer) 01.01.1999
3 26 9 Esnaf muaflığı ( Belgesi) 01.01.1999
4 27 21 Gayrimenkul kira geliri istisnası(meskenlerde bir takvim yılında 240 milyon TL.) 29.07.1998
5 28 23 Ücretlerde muafiyet (Günlük yemek bedeli 800bin TL.) 29.07.1998
6 29 25 İkramiye ve tazminatlar (Özel sigorta ve yardım sandıkları) 29.07.1998
7 30 Ek1,2,3,4 Yatırım indirimi ( Ek Madde 4 /2 29.07.1998de, diğerleri : ) 01.01.1999
8 31 46 Basit usulde ticari kazancın tespiti(Belgeler,Mes.Oda Büroları ) 01.01.1999
9 32 47 Basit usule tabi olmanın genel şartları (İşyeri kirası B.şehirde 420,diğer 300mily.) 01.01.1999
10 33 48 Basit usule tabi olmanın özel şartları (3,6,8 milyar T.L. hasılat…) 01.01.1999
11 34 53 Zirai kazançta vergileme (01.01.1998den geçerli olarak ) 29.07.1998
12 35 54 İşletme büyüklüğü ölçüleri (zirai kazançta) (01.01.1998den geçerli olarak ) 29.07.1998
13 36 66 Serbest meslek erbabı sayılanlar( Yeni tanımlamalarla genişletildi) 01.01.1999
14 37 68 (Mesleki Giderler)Ser.mes.kazancı tespitinde envantere dahil edilen binek
otomobillerinin amortisman dahil giderleri indirilir 01.01.1999
15 38 74 Gayrimenkul sermaye iradı tespitinde gayrisafi hasılattan indirilecek giderler
(Borç faizleri+5 yıl süre ile iktisap bedelinin %5i) 1998 yılı gel.dahil 29.07.1998
16 39 75 (Menkul ser.iradı)Dar Mükellef kurumlarda gelir vergisi tevkifat matrahının tespiti
Kurumlar vergisi+ fon payının indirilmesi 01.01.1999
17 40 76 Faiz niteliğindeki menkul sermaye iratlarının reel değerlerinin tespiti 01.01.1999
18 41 80 Gelire giren diğer kazanç ve iratlar 01.01.1999
19 42 81 Vergilendirilmeyecek diğer kazanç ve iratlar 01.01.1999
20 43 82 Diğer kazanç ve iratlarda matrah tespiti 01.01.1999
21 44 85 Gelirin toplanması ve beyan ( 1998 gelirlerine de uygulanmak üzere) 29.07.1998
22 45 86 Beyanname verilmeyen haller ( 1998 gelirlerine de uygulanmak üzere) 29.07.1998
23 46 89 Sigorta primi,teberru ve diğer indirimler ( Karın % 5ini,kal.ön.yer.%10unu geçemez) 01.01.1999
24 47 92 Beyanname verme zamanları :1.2ve 3.aylarda( 01.01.99 dan it.ver.bey.uyg.üzere) 29.07.1998
25 48 94 Vergi tevkifatı (3lü ve karışık bir sistem getirildi) (Kısmen 01.01.1999,kısmen : ) 29.07.1998
(Dar Mükellef, İndirim ve İstisnalar , Temettü Vergilemesi)Ayrıca dernek ve vakıf gelir-
lerinin bir kısmıda stopaj kapsamına alındı.)
26 49 101 Dar mükelleflerce münferit beyanname verilme zamanı ve yeri 01.01.1999
27 50 103 Esas Tarife (Vergi oranları) %15- % 40 01.01.1999
28 51 117 Yıllık beyanla tahakkuk eden vergilerde ödeme (1.2.3 aylar 3 tak.;Mad.92) 01.01.1999
29 52 Mük.120 Geçici vergi ( 3eraylık per.izleyen 2.ayın 15i ,% 15);" Pay as you earn. " 01.01.1999
30 53 Mük.123 Yetki :Maktu had ve tutarlar,Vergi tarifesi hak. 01.01.1999
31 54 Geç.44-54 Eklenen geçici maddeler; Geçiş dönemine ilişkin düzenlemeler;Basit usul,
zirai kazanç ,menkul+g.menkul gelirleri,Yat.in.G.V.,Özel hesap dönemi gecici v. 29.07.1998
Geç.52;01.07.98den 31.12.98 e ücretler için geçerli tarife (% 20 - % 45)
Geç.mad. 54 ; 1998 gelirleri için yıllık bey.verilmeme sınırı 2.5 milyar TL.
Geç.47,48,49 : Mal beyanı , Mali milad ( 30.09.1998)
32 81-C Değiştirilen ibareler ve kaldırılan hükümler:Verg.alacağı 1/3 yerine 1/5 29.07.1998
82-3 Kısmen 01.01.1999
Kısmen 01.01.2000
4 KURUMLAR VERGİSİ KANUNU
1 55 14 İndirilecek Giderler:Bağiş ve yardımlar Kur.kazancının % 5,Arge harc.KVsi % 20si. 01.01.1999
2 56 22 Özel beyan zamanı :Yalnızca Diğer kazanç ve irat elde edenDar mükellef kurumlar 01.01.1999
3 57 25 Kurumlar vergisi % 30 (Asgari vergi kaldırıldı )
Gecici vergi % 25 (3eraylık per.izleyen 2.ayın 15i ): 1999 yılından başlayarak 01.01.1999
4 58 Geç.Mad.27 İş Ortaklığı : Mük.6.maddedeki ihtiyarilik hakkından yararlanabilme imkanı 29.07.1998
5 81-D Değiştirilen ibareler ve (Kısmen 01.01.2000) Kısmen 29.07.1998
(İstisna ve muafiyetlerdeki ve indirilebilecek giderlerle ilgili değişiklikler…)
82-4 Kaldırılan Hükümler Kısmen 01.01.1999
5 KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU
1 59 13 Araçlar,petrol aramaları ve teşvik belgeli yatırımlarda istisna (Mak.teçhizat alımında) 01.08.1998
2 60 17 Diğer istisnalar:Külçe gümüş,org.san.bölg.,küçük san.sitesi,konut yapı koop. 01.08.1998
3 61 29 İndirimli oranda yapılan satışlara ait indirim,KDV nin iadesi, gider yazılarak telafisi 01.01.1999
4 62 Ek.Mad.13 Stok beyanı KDV ( Demirbaş ve genel veya yük.or.da% 10 , diğerlerinde 1/2 si ) 29.07.1998
Ek.Mad.14 Yat.teşvik belgesi kapsamındaki ithalatda gecici vergi uyg. 01.08.1998
Ek.Mad.15 Bina inşaat ruhsatı : Konut (01.01.1998 den geçerli olarak ) 29.07.1998
Ek.Mad.16 İndirilemeyen.KDV : Ağutos 1998 sonuna kadar matrahın tespitinde gider yazılabilir. 01.01.1999
Ek.Mad.17 İhracat :(Dahilde işleme ve geçici kabul rejimlerinde KDV) 31.12.2008 e kadar geçerli 29.07.1998
5 81-E Değiştirilen ibareler ve kaldırılan hükümler (İthalatdaKDVnin doğ.olay ) Kısmen 01.08.1998
KDV İadesinde sorumlulukta açıklık geldi.("Zımnen irtibat " ifadesi kaldırıldı) 29.07.1998
82-5 Amortismana tabi s.k.3 yıl 3 tak.ind.(01.01.99 da tümü ind.)kalktı 01.01.1999
6 GİDER VERGİLERİ KANUNU
1 63 29 T.Halk B. vKOBİveEsnaf Koop.ald. Paralar da BSMV muafiyeti 01.08.1998
2 64 33 Bakanlar Kuruluna yetki ( % 1 e kadar indirmeye ) 29.07.1998
7 EMLAK VERGİSİ KANUNU
1 65 8 Bina Vergisinde Nispet : Bina Vergisi oranı binde 2, meskenlerde binde 1 29.07.1998
2 66 11 Bina Vergisinin Tarh veTahakkuku ( Her yıl yeniden değerleme oranında arttırım) 29.07.1998
3 67 18 Arazi vergisinde Nispet : binde 1, arsa vergisi binde 3. 29.07.1998
4 68 21 Arazi Vergisinin tarh ve tahakkuku :Beyanname 29.07.1998
5 69 29 Vergi Değeri :Beyannamedeki değerin her yıl yen.değ.oranında artması 29.07.1998
6 70 32 Beyanname verilmemesi veya düşük beyan (Cezaya İlişkin hük.01.01.1999) 29.07.1998
7 81-M Değiştirilen ibareler(Arazi vergisindeki istisna 250milyon TL.oldu) ve Kısmen 01.01.1999
82-6 Kaldırılan hükümler ( Asgari beyan ) 29.07.1998
8 VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ KANUNU
1 71 7 Beyanname:Yarişma ve çekilişlerde nihai vergilemeye esas olmak üzere tevkifat 01.08.1998
2 72 9 Beyanname verilme müddeti :Tevkif edenlerceTakip eden ayın 20si (Nispet % 20 ) 01.08.1998
3 73 16 Nispetler: (Matrah dilimlerinin yen.değ.oranında her yıl artması )%1-%10 , %10-%30 01.08.1898
4 74 17 Vergiye Mukabil alınacak teminat :%5-15 tevkifat ( Ödeme bey.ver.süresi içinde ) 29.07.1998
5 75 19 Ödeme Zamanı- 3 yıl ve 6 eşit taksitte (eskiden 5 yıl 10eşit taksit idi ), 29.07.1998
6 81-N Değiştirilen İbareler ve Kaldırılan Hükümler 29.07.1998
9 MOTORLU TAŞITLAR VERGİSİ KANUNU
1 76 9 Taşıt pulunun kaldırılması ,vergi taşıtların kayıt ve tescilinin yapıldığı yer vergi dai.ödenir. 01.01.1999
2 81-F Değiştirilen ibareler ve Kısmen 01.01.1999
82-7 Kaldırılan Hükümler
10 DAMGA VERGİSİ KANUNU
1 77 14 200 milyar TL. vergi sınırı (ve her yıl yeniden değerleme oranında arttırılır ) 29.07.1998
2 81-H Değiştirilen İbareler
82-8 ve Kaldırılan Hükümler
11 HARÇLAR KANUNU
1 78 Tarife4/1.Bl. Harç Oranlarında yap.değ.(binde 36 binde 10a, binde 18,binde 5 e) 01.08.1998
2 81-I Değiştirilen İbareler (binde 48 binde 10 a.)
82-9 ve Kaldırılan Hükümler (İhracatçı Ruhsatnameleri ve İthalat belge harçları kaldırıldı.)
12 BELEDİYE GELİRLERİ KANUNU
1 79 Mük.83 Esnaf Muaflığı Belgesi 01.01.1999
2 80 84 Harc tutarı 6-12 milyon.
13 DEĞİŞTİRİLEN İBARELER Madde 81
3505 sayılı Kanun,Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici cihaz
kullanmaları hakkındaki Kanun,1318 s.Finansman K.,4208 s.Kara Paranın
Aklanmasının Önlenmesi Hakkındaki Kanunlarda da değişiklikler yapıldı.
14 DİĞER HÜKÜMLER Kaldırılan Hükümler Madde 82
15 178 ve 190 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER 29.07.1998
(Maliye Bak.'nın Teşkilat ve Görevleri Hak./ Genel Kadro be UsulüHk.)
1 83 Ek.Md.8ve9 Gelirler Bölge Müdürü ve Yardımcıları
2 84 Kadrolar hak.
3 85 Ek.Mad.26 Maliye Yüksek Eğitim Merkezi başkanlığı ve maliye memurlarının yetiştirilmesi
86 YÜRÜRLÜK 29.07.1998
GEÇİCİ MADDELER 29.07.1998
Geç.Mad.1 AATUHK ve VUK Cezalarda düzenleme
Geç.Mad.2 1998 yılı Genel Beyan Dönemi 30.09.1998 de sona erer.1998 için asgari beyandan büyük.
Geç.Mad.3 2982 s.k.hük.göre 31.12.1997 ye kadar vrh ist.yar. ( Konut İnş.teş.K.aykırı dav.af )
Geç.Mad.4 Denetmenler
Geç.Mad.5 İstihdam ve sig.primi teşviği
Geç.Mad.6 Finansman Kanunu Geç.Madç.2/1-10 yıl 15 e çıkıyor.
Geç.Mad.7 GVK.Mad.18:Serbest Meslek istisnası ( Telif kazançları istisn. 7milyar TL.lık sınır)
87 YÜRÜTME : Bu Kanun Hükümlerini Bakanlar Kurulu Yürütür. 29.07.1998
YARARLANILAN KAYNAKLAR :
1.ARC Eğitim ve Yaklaşım Yayıncılık İşbirliği ile 31.07.1998-01.08.1998 tarihlerinde İstanbul Hilton’ da düzenlenen VERGİ YASALARINDAKİ SON DÜZENLEMELER VE ANALİZİ PANELİ nde tutulan notlar.(Konuşmacılar :Mustafa Özyürek, Akif Hamzaçebi,Başkanlar ; Masum Türker,Nuri Değer,Panalistler: Şükrü Kızılot, A.Feridun Güngör,Osman Arıoğlu,Bumin Doğrusöz,Veysi Seviğ )
2. Ayni Panelde dağıtılan A.Feridun Güngör ile Şükrü Kızılot ve Semineri Düzenleyen Şirketlerce hazırlanmış 700 sayfalık Panel Dökümanları
3.29.07.1998 tarih ve Mükerrer 23417 no.lu Resmi Gazete yayınlanan 4369 no.lu Kanun
4.Yeni Yüzyıl,Dünya ve Sabah Gazertelerinin Konu ile ilgili çeşitli haberleri
5.Yeni Vergi Yasası (Yeni Asır Gazetesinde 7 günlük yazı dizisi : 27.07.1998- 02.08.1998)Hazırlayan : Dr.Nail Özyoldaş
6. TBMM de kabul Edilen Vergi Reform Kanunu ile Vergi Kanunlarında yapılan değişikliklerin Özeti (10 sayfalık Duyuru) A+B Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş. 27.07.1998.
SABİT KIYMETLER YENİDEN DEĞERLEME VE AMORTİSMAN İŞLEMLERİ VE MUHASEBELEŞTİRİLMESİNİN KONTROLÜ
Sabit varlıklar ,yeniden değerlemesi ve ayrılan amortismanlar birçok işletmenin bilançosunda aktif toplamının yarısına kadar varan bir tutarda olmasına rağmen muhasebesel kontrolü en az yapılan hesap grubu olmaktadır.
Bilindiği gibi sabit kıymetlerin yeniden değerlemesi ve amortisman ayrılması 1999 yılından başlayarak geçici vergi dönemlerine paralel olarak 3 ayda bir yapılmaya başlanmıştır.Büyük işletmelerde artık bu hesaplamaların bilgisayar programı kullanılmadan yapılması nerdeyse imkansız hale gelmiştir.Yeniden değerleme ve amortisman hesaplanması ile ilgili Bilgisayar Programlarında, programdan veya kullanıcıdan kaynaklanan bazı hatalar oluşabileceğinden ve diğer yandan da yeniden değerleme fonu sermaye artışında da kullanılabileceği için yeniden değerleme rakamının doğruluğunun veya düzeltmelerin tespiti ayrı bir önem kazanmaktadır.
Diğer yandan özellikle 2000 yılında ilk gecici vergi döneminin yapılan değişiklik sonucu 6 aya çıkıp daha sonra yine 3 aya düşmesi, programlardaki kriterleri değiştirmeyi unutan firmalarda bazı sorunlar yaşanmasına neden olmuştur. Bu nedenle herhalikarda bilgisayardan alınan sonuçların bütün yönleri ile tetkik ve kontrol edilmesinde fayda vardır.
Bu yazının amacı bu konuda karşılaşılabilecek sorunları uygulamacılara hatırlatmak ve onların yapacakları kontrolü kolaylaştırmaktır.
YAPILMASI GEREKEN ÇALIŞMALAR:
Öncelikle bir evvelki yılın YMM Raporu’nun yeniden değerleme ve amortisman hesaplanması ile ilgili bölümlerinin yeniden tüm detayları ile gözden geçirilmesi ve muhasebe kayıtlarında gerekli düzeltmelerin yapılması gereği ortaya çıkmaktadır.
Eğer program export (ihraç)a imkan tanıyorsa tüm sabit kıymetlerin excell tabloya aktarılıp, o yılın yeniden değerleme ve amortisman hesaplamasının tekrar yapılmasında ve yapılan işlemlerin doğruluğunun bir kez daha tespit edilmesinde fayda vardır.
1) Amortisman ve yeniden değerlendirme program listeleri ile muhasebe kayıtlarının kontrolü: Yıl içinde alınan sabit kıymetler muavin defter hesapları ile amortisman programından alınan yıl içinde alınan sabit kıymetler listesi ile karşılaştırılarak mutabakat sağlanmalıdır.(Örneğin ;Yapılmakta olan yatırımlar hesabından sabit kıymet amortisman programınında ,sabit kıymet kartlarına aktarılmış ve tabii olarak da bunlar için amortisman ayrılmış ve de bir sonraki yılda yeniden değerleme de yapılmış,ancak her nasılsa bunların yapılmakta olan yatırımlar hesabından Sabit Kıymetlere aktarılmasının muhasebe kaydı yapılmamış olabilir.)
2) Amortisman ayrılmayan kalemlerin tespiti ve tashihi: Sabit kıymetlerden bazı kalemler için her nasılsa amortisman ayrılmamış olabilir.Bu amortismanlarda kayıtlara alınarak ( tespit ertesi yıl yapılabilmişse Kanunen kabul edilmeyen gider yazılarak) , hiç olmazsa bundan sonraki amortisman ve yeniden değerleme rakamlarının bu sabit kıymet kalemleri için doğru olması sağlanacaktır.
3) O yıl içinde satılan makine ve teçhizat, zaten itfa edilen sabit varlıklar içinde yer aldığından itfa edilen sabit varlıkların tutarınından ,satış tutarının tenzil edilmesi gerekmektedir.Ayrıca muhasebede itfa edilen sabit varlıklar ve bunların amortismanlarının ayrı bir hesapta takip edilmesi çok faydalı olacaktır..
4) VUK’nun mükerrer 298inci maddesi ve151,163 ve 270 seri no.lu VUK tebliğlerine göre sabit kıymetin alındığı yılda doğan kur farkları ve yatırımın finansmanından kaynaklanan faiz sabit kıymetin maliyetine alınması zorunlu olup amortisman ve yeniden değerlemeye de tabidir. Sabit varlıkların işletmeye alındığı,aktifleştirildiği yıldan sonraki yıllarda ödenen ve mükellefin tercih hakkını kullanarak dönem masrafı yazmak yerine aktifleştirdiği kur farkları ve faiz ise yeniden değerlendirmeye tabi tutulmamakta, ancak bunlar için amortisman ayrılmaktadır.Ancak ( 4369 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden )1998 yılından önce sabit varlıkların finansmanı ile ilgili ihtiyari olarak aktifleştirilen kredi faizleri yeniden değerlemeye tabi tutulmaya devam edilecektir.
5) Amortisman listesinde bulunan sabit kıymetler için uygulanan amortisman usulü ve nispetleri kontrol edilmelidir.
6) Sabit kıymetler,amortismanlar ve yeniden değerleme fonu hesaplarında tespit edilecek hatalar için muhasebe kayıtlarında tashihler yapılmalıdır.
7) Bir yıl için ayrılan yeniden değerleme fonundan o yıl içindeki satışlardan dolayı çıkışlar düşüldüğünde kalan yeniden değerleme fonu sermaye artışında kullanılabilir.
8) Geçen yıldan devir olan ,bu yıl alınanlar, itfası tamamlanan sabit varlıklar ve , yıl içinde giriş ve çıkışlara veya geçmiş yıllara ilişkin tashihler; yeniden değerlemeye tabi olan ve olmayan sabit kıymetler ,değer artışı, amortisman ve o yıl ayrılan toplam amortisman listelenerek gerek amortisman programı gerekse muhasebe kayıtlarına uygunluğu sağlanmış bir tablo haline getirilmelidir.
9) Sabit kıymetler, Birikmiş amortismanlar ve Yeniden değerleme fonu hesapları sabit kıymet cinsleri ve yıllar itibariyle (aynı yıl içinde de dönemler itibariyle ) detaylı tutularak, mizandan kontrol tablosunun kolayca çıkarılabileceği halde olmalıdır.
Kontrol ve denetimde yararlanılabilecek tablo örnekleri :
1) Yeniden Değerlendirme ve Amortisman karşılaştırma Tablosu;
Aşağıdaki başlıklar Sabit Kıymetler ve Birikmiş Amortismanlar için ayrı ayrı tablo haline getirilmelidir:
Hesap Kodu ve Cinsi
Bu yıl Yeniden değerlenen (Bir önceki yıldan devir)
Bu yıl yeni alınanlar
Yeniden Değerlemeye girmeyenler
Yapılan veya yapılacak tashihler
İtfalar (-)
Bu yıl yapılan satışlar (-)
Ertesi yıla devreden
(31.12. kesin mizan bakiyesi ile tutmalıdır)
2) ......Yılı Yeniden Değerleme ve Amortisman Çalışma ve icmal Tablosu;
Hesap Kodu ve Cinsi
Değerleme Öncesi
Yeniden Değerlenen Sabit Kıymetler
Birikmiş Amortismanlar
Net Aktif Değer
Değerleme Sonrası
Yeniden Değerlenen Sabit Kıymetler
Birikmiş Amortismanlar
Net Aktif Değer
Değer Artışı
Yeniden Değerlenen Sabit Kıymetler
Birikmiş Amortismanlar
Net Aktif Değer
Yeniden Değerlemeye tabi Sabit Kıymetler için Bu yıl ayrılan amortismanlar
Bu yıl alınan sabit kıymetleri amortismanları
Yeniden değerlemeye tabi olmayan s.kıymet amortismanları ( kur farkları gibi)
Toplam ayrılan amortisman
Bu yılki maddi olmayan duran varlık itfa payları
Toplam ayrılan amortisman ve itfa payı.
Hazırlayan : 08.08.2001
Kırımhan Akıncı ( Bağımlı SMMM )
ŞA-RA Enerji A.Ş. Muhasebe Yönetmeni
Yararlanılan Kaynaklar:
- Amortisman,Yeniden Değerleme ve Maliyet Bedel arttırımı uygulamasında Finansman Giderleri-M.Emin AKYOL-Yaklaşım Sayı 102 – Haziran 2001
- Seri No: 217 Sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliği (Geçici Vergi Uygulaması hakkında)
- 151,163 ve 270 seri no.lu VUK tebliğleri (Sabit Kıymetlerin alımı ile ilgili Kur farkları ve faizler hakkında)
ŞİRKET VE ORTAKLAR AÇISINDAN GEÇMİŞ YIL KARLARININ SERMAYE İLAVESİ VEYA ORTAKLARA DAĞITIMININ VERGİSEL BOYUTU
4369 ve 4605 sayılı Kanunlarla Kurum Kazancı üzerinden yapılacak gelir vergisi stopaj
uygulamasında değişiklik yapılmıştır. Bunların sonucunda da 01.01.1999 öncesi ve sonrası olmak iki ayrı vergileme rejimi ortaya çıkmıştır.
Kar dağıtımı ve sermaye arttırımı hususları muhasebe ve vergi uzmanlarının olağan olarak senede bir kez eğildikleri bir konu olduğu için zaman zaman unutulmakta, yanlış uygulamamak için ise gerek eski, gerek se yeni rejime göre tekrar incelenmesi zaman almaktadır.
Bu yazının amacı bu konuda karşılaşılabilecek sorunların güncel vergisel boyutunu uygulamacılara hatırlatmak ve onların zaman kazanmasını sağlamaktır.
ORTAKLARA KAR DAĞITIMI
1998 ve önceki yıllar karlarının ortaklara dağıtımı halinde, bu karlar ilgili yıllarda dağıtılsın dağıtılmasın gelir vergisi stopajına tabi tutulduğu için; Şirket açısından herhangi bir vergi (stopaj) yapma veya ödeme yükümlülüğü söz konusu değildir.
1999 ve sonraki yıllar karlarının ise ortaklara dağıtımı halinde, kurumlar vergisinden müstesna tutulan kazançlara isabet eden kısım düşüldükten sonra %15 stopaj+fon payı
(Halka açık anonim şirketlerde %5+fon payı ) yapılmaktadır.(GVK.Mad.94/6(b)(i))
01.01.1999 tarihinden geçerli olmak üzere kurumlarda stopaj gelir vergisi uygulaması için kar dağıtımı yapılması gerekmektedir.67 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 4c bölümünde izah edildiği gibi; dağıtılmasına karar verilen yıl kazancının öncelikle istisnaya tabi dağıtılabilir nitelikte olan kazançtan, bakiyesi halen varsa da istisna edilmemiş kazançtan gerçekleştirileceği kabul edilecektir.Emisyon primi istisnası, iştirak hisseleri veya gayrimenkullerin satışı ile üretim tesislerinin ayni sermaye olarak konulmasından doğan kazançlara ilişkin istisna (sermayeye ilavesi yasal olarak zorunlu olduğundan),müteakip vergilendirme döneminde yapılması öngörülen yatırımlara ilişkin olarak indirilen yatırım indirimi istisnaları ; mahiyetleri itibariyle dağıtılabilir nitelikte kazançlardan sayılamıyacaklarından stopaj matrahının tespitinde indirim olarak dikkate alınmamalıdır.
Kar dağıtımına ilişkin stopaj , dağıtılmasına karar verilen kar payının ortaklarca elde edildiği dönemde yapılacak ve bu döneme ilişkin muhtasar beyanname ile beyan edilecektir.
Bununla birlikte iştirak kazancı dışındaki istisna kazançlarında stopaj zorunluluğu (yatırım indirimi gibi ), bunların dağıtılıp dağıtılmadığına bakılmaksızın devam etmektedir.Ancak istisna uygulamasının zarar doğurması halinde bu zarara istinat eden tevkifat istisnadan kaynaklanan zararın indirildiği dönemde yapılır.
Ortaklar açısından ise bu dağıtılan kar ( 2000 de 4.375.000.000 TL.,2001 de 4.900.000.000 TL.yı aşıyorsa) 1/5 vergi alacağı ilavesi ile brüte çevrilip, menkul sermaye geliri olarak dağıtımın yapıldığı yılı takip eden yılda beyan edilecek ve hesaplanan vergiden 1/5 vergi alacağı mahsup edilecektir.Bu durumda herhalikarda genel vergi oranlarının altında ortalama %7-20 vergi ödenmesi söz konusu olmaktadır.
( Not: Sözü edilen 1/5 vergi alacağının karın oluştuğu yıllarda ki vergileme rejimine tabi olup 1/3 mü yoksa 1/5 mi olacağı doktrin ve uygulamada tartışmalıdır.)
KARIN SERMAYEYE İLAVESİ
Hangi yıl karı olursa olsun dağıtılmamış karların sermayeye ilavesi şirket açısından ilave bir stopaj vergisi ödenmesini gerektirmemektedir.(GVK 94/6-b-ii bendine göre stopaj yapılmayacaktır.)
Ortaklar açısından ise ;
a) 1998 ve önceki yıllar karlarının sermayeye ilavesi halinde ,tıpkı kar dağıtımında olduğu gibi, ortakların bedelsiz alınan hisseler için menkul sermaye iradı ile ilgili beyanname vermeleri gerektiği tartışmasızdır.(191 no.lu Gelir Vergisi Tebliği uyarınca )
b) 1999, 2000 ve sonraki yıllar karlarının sermayeye ilavesinin hernekadar GVK.Mad.94 de “Kurumlar vergisine tabi tutulmuş kurum kazancının sermayeye eklenmesi,kar dağıtımı sayılmaz.” denilsede ,ortak sermaye artışındaki payını bedelsiz olarak da olsa elde ettiği ve bu sermaye payına hukuken tasarruf edebileceğinden, menkul sermaye geliri sayılıp vergilendirilmesi gerektiği Maliye idaresinin görüşü olarak GVK.231 no.lu Tebliğ’de belirtilmiştir.Ancak Danıştay bunu iptal etmiş olup (Dan.4.Dairesi,06.12.2000 tarih ve E:2000/1307,K:2000/5053 sayılı Kararı), Maliye İdaresince ise konu Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kuruluna temyize götürülmüştür.Temyizin mükellefler lehine sonuçlanmaması halinde; bu durumda da ortakların sermayeye ilave edilen karı yıllık gelir vergisi beyannamelerine dahil etmeleri gerekmesi ihtimali/riski mevcuttur.Bu nedenle beyannamenin ihtirazi kayıtla verilmesi tavsiye edilmektedir.(Temyiz sonucu E:2001/180 ve K:2001/224 sayılı kararı ile 231 seri no.lu tebliğin yukarıda belirtilen hükümleri iptal edilmiştir.Buna göre kurumların 1999 ve sonraki yıllara ait dağıtılmamış karlarının sermayeye ilave edilmesi nedeniyle gerçek kişi ortakların bedelsiz olarak aldıkları hisseler için menkul sermaye iradı beyannamesi vermelerine gerek bulunmamaktadır.)
Çeşitli Vergi Kanunlarında Değişiklik ve Düzenlemeler Yapan 4684 Sayılı Kanun’un Resmi Gazetede yayımlandığı tarih olan 03.07.2001 tarihihinde yürürlüğe giren hükme göre,bu tarihten itibaren gerçekleştirilecek sermaye artırım işlemleri damga vergisine tabi değildir.(Eski mevzuata göre; sermaye arttırımı ile ilgili olarak ayrıca 13.355.370.000 Tl.ye kadar,ortalama binde 7,5 damga vergisi ödenmesi gerekmekte idi )Halen yürürlükte olan mevzuata göre ayrıca binde 2 de fon ödenmesi gerekmektedir.
Hazırlayan :18.06.2001
Kırımhan Akıncı ( Bağımlı SMMM )
ŞA-RA Enerji A.Ş. Muhasebe Yönetmeni
Yararlanılan Kaynaklar:
- Karın Sermayeye İlavesinin Ortaklar Açısından Sonuçları –Bünyamin Öztürk (YMM)-Ankara SMMMO Bülteni Şubat 2001,Sayı 119-120.
- Sermayeye Eklenen Karın Beyanı – Ahmet Esen (Gelirler Eski Genel Müdürü)-Maliye Postası Dergisi, 15.04.2001.
- Kurum Kazançlarında Gelir Vergisi Stopajı – M.Emin Akyol (Maliye Bakanlığı Baş Hesap Uzmanı)-Yaklaşım Dergisi Nisan 2001,Sayı 100.
-Kurumların Dağıtacakları Karlarla İlgili Olarak G.V.K.’nun 94/6-i Maddesi Uyarınca Yapılacak Vergi Tevkifatı-Mesut Koyuncu (Hesap Uzmanı)-Vergi Dünyası Haziran 2000,
Sayı:226
İZMİR SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI 9.OLAĞAN GENEL KURULUNDAN İZLENİMLER
Bu süreç sırasında dikkatimi çeken hususları, önemli olduğuna inandığım bazı konuları sizlerle paylaşmak istiyorum;
Oda seçimlerine katılım, özellikle sabah devam eden sağanak yağmura rağmen yüksekti. Seçmenlerin beklemeden kolaylıkla oylarını kullanmalarını sağlayan tedbirler alınmıştı .Seçim görevlileri vazifelerini layıkıyla yaptılar.
Bu düzen ve kolaylık maalesef ön seçimlerde yoktu. Üyeler tercihlerini kullanmak için yaklaşık 2 saat beklemek zorunda kaldılar. Bu nedenle bir daha ki ön seçimlerde yetkililerin daha dikkatli davranmaları ve alacakları çok basit tedbirlerle katılımcı demokrasi adına çekilen bu eziyeti önlemelerini diliyoruz.
Genel Kurulda , eski başkan Sayın Necmettin Keleş ‘in Yeminli Mali Müşavir olması nedeniyle yaptığı duygulu veda konuşmasından sonra ;TÜRMOB Başkanı Sayın Mustafa Özyürek ,İzmir Defterdarı Sayın Mete Gönenç ve bazı üyeler kendi veya grupları adına söz alarak konuşmalar yaptılar. Meslek mensupları ve kamuoyu açısından bu konuşmalardan altı çizilecek hususlar şunlardı:
Bütün uğraşmalara rağmen şu anda Mecliste bulunan vergi tasarısına dahil ettirilemeyen konularda , gerek tasarının kanunlaştırma görüşmeleri sırasında verilecek önerilerle, gerekse her uygun fırsatda ve kamuoyunda aşağıdaki hususların gerçekleştirilmesine yine de gayret gösterilmelidir: ;
- Enflasyon muhasebesi , gerek uluslararası muhasebe standartlarının üst üste 3 yılık kümülatif enflasyon oranı % 100 lere ulaşan ülkelerde tatbikini öngörmesi, gerekse şirket yönetimi , ortaklar ve 3. Şahıslar açısından mali tabloların yıllar itibariyle mıkayesesinin bir anlam ifade etmesi için , mutlaka uygulanmalıdır.
- Mali tatil uygulamaya konulmalıdır.Bu sayede yılda 2 veya 3 hafta gerek kamu gerekse özel kesimdeki mali işlerde çalışan insanların gerçekten, kesintisiz dinlenmeleri ve taze başlangıçlar yapmalarına imkan tanınmış olacaktır.
- Bağımsız denetim ve defter tutma hakları tasarı ile meslek dışındakilere tanınmak istenmektedir. (Esnaf odalarının basit defter tutması gibi ) .3568 sayılı yasanın delinmesi anlamına gelen bu çeşit hükümler tasarıdan mutlaka çıkartılmalıdır.
- Vergi yargısında , mahkemelerinde SMMM ve YMM lerin mükelleflerin savunmalarını yapma hakkının verilmesi gereklidir.
- Muhasebe uygulamaları ve standartları tespiti TÜRMOB nin yetkisinde olmalıdır.
Bağımlı ve Bağımsız SMMM ler arasında 4 no.lu tebliğ ve diğer mevzuatla yaratılan farklılıklar giderilmelidir.
- Bağımsız çalışan SMMM 100-150 mükellefin beyannamesini imzalayabilirken, bağımlı çalışıp aynı anda 3-5 şirketin muhasebesini tutan bir SMMM bunlardan yalnız birinin beyannamesini imzalayabilmektedir.
- 2 yıllık staj süresinde :bağımsız çalışan SMMM nin yanında 3-5 kişi stajer olarak çalışabilirken, bağımlı SMMM nin yanında yalnızca bir stajer çalışabilmektedir.
Mesleki Eğitim ve bilgilendirmeye ağırlık verilmelidir. Meslek mensuplarının mesleki konularda devamlı olarak eğitilmesi imkanlarının arttırılması , mali ve benzer mevzuatta sık sık yaşanan değişmelerden zamanında bilgilendirilmesi ,birbiri ile benzer sorunları çözümlemede danışması,dayanışması ve tüm bu faaliyetlerin koordinasyonu konusunu Oda temel bir görev olarak üstlenmelidir.
KIRIMHAN AKINCI
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
2000 Yılında VERGİ DÜNYAsında yayınlanan makale
LEASİNG NEDİR ? TÜRKİYE DEKİ MEVZUAT VE GELİŞİMİ
Finansal kiralama para ve sermaye piyasalarında yapılan işlemlerden biridir. İlk önce 1930'lu yıllarda ABD' deki ekonomik kriz döneminde kullanılmıştır. II. Dünya Savaşı'ndan sonra 1960'lı yıllarda Avrupa ülkelerinde, 1970'li yıllarda da gelişmekte olan ülkelerde uygulanmaya başlanmıştır.
Finansal kiralama, yatırımcıların yapmak istedikleri yatırımlarını öz kaynaktan karşılamak veya banka kredisi ile gerçekleştirmek yerine, daha az kaynak ayırarak ve borçlarını uzun vadeye yayarak, kullanabilecekleri alternatif bir finans tekniğidir. Finansal kiralama işleminde finansal kiralama kuruluşu, kiracı tarafından satın alınmak istenen bir iktisadi kıymeti satın almakta ve yapılan bir kiralama sözleşmesiyle bu kıymetin kullanımını kiracıya devretmektedir. Bu esnada kiracıdan hiçbir nakit çıkışı olmamaktadır. Böylece kiracı hiçbir nakit ödemesi yapmaksızın kira bedeli adı altında malın bedelini ve kendisine sağlanan finansman hizmetinin karşılığını finansal kiralama kuruluşuna ödemektedir.
Finansal Kiralamanın isminden de anlaşılacağı üzere finansman sağlama ve kiralama olmak üzere iki yönü vardır. Finansal kiralama sözleşmesinde kira dönemi sonunda malın mülkiyetinin akıbeti en baştan bellidir, mal bedeli kira bedelinin içinde yer almaktadır. Kiracı mal bedelini öderken, bu malın bedelinin ödenmesi suretiyle kendisine sağlanan finans hizmetinin de karşılığını ödemektedir.
Eğer bir işlem finansal kiralama ise, kiralayan kiracıya bir finansal hizmet sunmakta, işletim kiralaması ise işlemin finansman fonksiyonu bulunmamakta, kiralayan sahip olduğu iktisadi kıymeti işleterek, sözkonusu kıymetten bir fayda sağlamaktadır.
Avrupa Leasing Birliği (European Leasing Association) tarafından yapılan tanıma göre ; “Finansal kiralama, belirli bir süre için kiralayan (lessor) ve kiracı (lessee) arasında imzalanan ve üreticiden kiracı tarafından seçilip, kiralayan tarafından satın alınan bir malın, mülkiyetini kiralayanda, kullanımını ise kiracıda bırakan bir sözleşme olup, malın kullanımı belirli bir kira ödemesi karşılığında kiracıya bırakılmaktadır.”
Ülkemizde 28/6/1985 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 10.06.1985 tarih ve 3226 Sayılı Finansal Kiralama Kanunu ile uygulamaya girmiştir.
Finansal kiralama sözleşmesi düzenleme şeklinde noterlikçe yapılır. Taşınır mala ait sözleşme, kiracının ikametgahı noterliğinde özel sicile tescil edilir. Taşınmaz mala ait sözleşme ise taşınmazın bulunduğu tapu kütüğünün beyanlar hanesine, gemilere ait sözleşmeler ise gemi siciline şerh edilir. Tescil veya şerhden sonra üçüncü kişilerin finansal kiralama konusu mal üzerindeki ayni hak iktisapları kiralayana karşı ileri sürülemez. Yurt dışında yerleşik kiralayan şirketin Türkiye’de şubesi yoksa sözleşmeler Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanlık tarafından tescil edilir.
Finansal Kiralama Kanununun 28. Maddesine göre teşvik belgesine bağlanmış bulunan yatırımların tamamının veya bir bölümünün finansal kiralama yolu ile gerçekleştirilmesi halinde kiralayan, kiracının teşvik belgesinde belirtilen ve satın alma halinde onun tarafından kullanılmasına hak kazanılan teşviklerden yürürlükteki teşvik mevzuatı çerçevesinde yararlanırlar.Ancak, aynı teşvikten yalnız taraflardan biri yararlanabilir. Kira süresi bittikten sonra devam eden teşviklerden yararlanma hakkının kiracıya ait olması doğaldır
Finansal kiralamaya taşınır ve taşınmaz mallar konu olabilir. Patent gibi fikri ve sınai haklar finansal kiralama konusu olamazlar.
Kiralama süresi 4 yıldan daha kısa olamaz. dört yıldan az sürede kiralama yapılabilecek durumlar ve mallar Hazine Müsteşarlığı'nca belirlenmektedir. Finansal kiralama sözleşmelerinin süresinin kısaltılmasının teknoloji yenileme açısından olumlu olacağı kanaatindeyiz.
"Finansal kira bedeli ve ödeme dönemleri taraflarca belirlenir. Bu bedeller sabit veya değişken olabilir. Türk Lirası veya Merkez Bankasınca alım satımı yapılan döviz cinsinden belirlenebilir."
"Finansal kiralama konusu malın mülkiyeti kiralayan şirkete aittir. Ancak taraflar sözleşmede, sözleşme süresi sonunda kiracının, malın mülkiyetini satın alma hakkına haiz olacağını kararlaştırabilirler."Ülkemizdeki uygulamada sözleşmelerin hemen tamamında sürenin sonunda kiralananın mülkiyetinin kiracıya devri hükmü bulunmaktadır.
Sözleşmede aksine hüküm yok ise kiracı, malın her türlü bakımından ve korunmasından sorumlu olup, bakım ve onarım masrafları kiracıya aittir."
LEASİNG HALEN AVANTAJLI MI ?
Finansal kiralamanın yılın başında yapılması ile yılın sonunda yapılması arasında büyük avantaj farkları oluşabilmektedir.Yıl başlarında yapılan finansal kiralamada aylık kira bedeli ödemeleri ile mal bedelinin 12 aylık opsiyonda tamamına yakınını,18 aylık opsiyonda da önemli bir bölümünü gider yazmak imkanı vardır.
Leasing de kiralama bedelinin tamamı 2 yıl içinde gider yazılabilmekte iken, satınalma opsiyonun da amortismanda azalan bakiyeler usulünden de yararlanılsa 4 yıldan önce tamamının gider yazılabilmesi olanaksızdır.
Gider yazabilme avantajı vergi ödeme dönemlerine göre analiz edildiğinde vergi avantajı ve bunun sonucu da daha fazla nakit kullanım imkanı nı vermektedir.
Sabit oranlı kira tercih edildi ise ,konjonktürden etkilenebilen kısa vadeli banka kredisi kullanımına göre maliyetler açısından daha güvenli bir finansman yoludur.
KATMA DEĞER VERGİSİ VE LEASİNG:
Leasing’ i çekici kılan,esas avantajı sağlayan %17 KDV ne tabi mallar da , Üretici/Tedarikçi şirket Leasing firmasına faturayı % 1KDV ile kesmesinde, aynı şekilde Leasing şirketinin de müşterisine kira faturasını % 1 gibi düşük bir oranda KDV ile kesmesindedir.
Böylece malın müşteriye maliyetinde %15-16 bir ucuzlama ve kredi yolu ile mal ediniliyorsa kredi tutarı ve maliyetinin de azalması mümkün olabilmektedir.%1 KDV nin tedarikçiden alış ve müşteriye leasing yolu ile satış bedeline eklenmiş olması leasing / satınalma mukayesesi yapılırken veya leasing maliyet % si hesaplanırken çok büyük etki yapmamaktadır.
%25 veya %40 KDVli mal grubunda ( lüks tüketim ) ise böyle bir imkan yoktur.Tedarikçi Leasing firmasına % 25 KDVli fatura kesmekte, aynı çekilde Leasing Firmasıda tüketiciye keseceği aylık kira faturalarına % 25 KDV ilave etmektedir.%1 lik KDV avantajı olmamasına rağmen gerek Leasing firmaları gerekse müşterilerinin bu mal grubunda da Leasing’e başvurması 2 nedenle yine de gerçekleşmektedir ;
1) Leasing Firmasının ve müşteri Firmanın KDV posizyonları müsaitse KDV sinin dolaylı yoldan devletçe finansmanı sağlanabilmektedir.Yani her ay muntazam devlete ödeyeyecekleri KDV çıkıyorsa,Leasing firması tedarikçiden satınaldığı ayda ödeyeceği KDVyi satınalma faturasındaki % 25 KDV kadar azaltacak ve diyelimki 12 aylık bir kiralamada bu KDVyi 12 ay taksitlerle devlete ödemiş olacaktır.Bu da bir finanman getirisi veya finansman maliyet azaltımı avantajı içermektedir.Bu nedenle bankalardan bulunabilecek dolar üzerinden döviz kredisinin yıllık faiz ve masraf maliyeti % 16-20 iken, Leasing firmaları bu finansman maliyetini dolar üzerinden (firmanın KDV pozisyonuna ve vergi planlaması yapabilmesindeki maharete bağlı olarak) %9-15 lere çekebilmektedir. Kiralayan şirketinde KDV pozisyonu müsaitse ,aylık kira bedelinden ödeyeceği % 25 KDVsini ödeyeceği KDV inden indirim yolu ile devletden finanse edeceğinden bu KDVyi finansman faiz ve maliyetine katmayacaktır. Bu durumda elmanın/armutla mukayesesi gibi görünüp ilk bakışta mantıksız gelen karşılaştırma (Yani Tedarikçi firma KDV Dahil fatura tutarının Leasing Firmasına ödenecek KDV siz kiralar toplamına oranlanması yolu ile dolar faizinin hesaplanması ) usulü sonucu %9-15 yıllık dolar faiz oranları çıkmaktadır.
T.L. kredide de yukarıda izah edilen KDV finansman avantajı nedeniyle faiz oranları % 40-70 lerden 20-35 lere yani yarı yarıya düşebilmektedir.
Örnek :
Mal bedeli
(1) 100
KDV (%25) (2) 25
Tedarikçi fat.Toplam (Leasing Firmasına maliyeti) ((1)+(2))=(3) 125
Faiz %12 ( 125 x 0,12 )(4) 15
Leasing Firması faturasındaki kira tutarı (3)+(4))= (5) 140
Aylık KDV hariç kiralama bedeli
(140 /12 ) (6) 11,67
KDV (%25) (7) 2,93
Müşterinin aylık ödeme toplamı ((6)+(7)) 14,6
Leasing firmasına müşterinin bir yılda ödeyeceği
ToplamKDVsi (2,93 x 12 )
35,2
Leasing firmasına müşterinin bir yılda ödeyeceği
ToplamTutar (14,6 x 12 )
175,2
Tedarikçi firma KDV dahil faturası tutarının Leasing firmasına ödenecek KDV hariç kiralar toplamına oranlanması yoluyla bulunacak oran kiracı için Leasing opsiyonunun finansman maliyetini verecektir.
Leasing firması KDV pozisyonu müsait değilse zaten teklif vermekten dolaylı yollarla kaçınmakta eğer KDV pozisyonu müsaitse bu durumda devletten ilk ayda yada birkaç ayda tahsil ettiği tedarikçi firma fatura KDV’sini, müşterisine sattığı aylık taksit tutarlarındaki KDV ile geri ödeyerek ayrıca bir verimlilik sağlamakta ve bu verimliliğin bir kısmını müşteriye yansıtması nedeniyle tekliflerindeki oranlar bankaların dolar bazındaki % 16 – 20 arasındaki faiz oranlarından bir miktar düşük olabilmektedir.
Burada izah edilen avantaj ;eğer Leasing yapan şirket devlete katma değer vergisi ödemiyor ve örneğin yatırım döneminde olup herhangi bir gelir elde etmediğinden indirilecek KDV lerini hesaplanan KDV den indiremiyor ve Devreden KDV de bekletiyorsa, ortadan kalkmaktadır. Kiralayan firmanın KDV pozisyonu uzun bir dönem zarfında KDV ödemeye elverişli değilse bu durumda devletten geri alınamayan bu KDV tutarı firma için bir maliyet unsuru haline gelecektir. Bu takdirde daha mantıklı olan karşılaştırma (Yani Tedarikçi firma KDV Dahil fatura tutarının Leasing Firmasına ödenecek KDV li kiralar toplamına oranlanması yolu ile dolar faizinin hesaplanması )usulü sonucu ortaya çıkan (KDV side bir maliyet unsuru haline geleceğinden ) dolar bazında %40-60 , TL. bazında ise %60-70 yıllık faiz oranlarıdır.
Doğal olarak bu durumda KDV tutarının üzerine faiz yükü de bineceği düşünülürse finansal maliyet çok yüksek oranlara çıkmaktadır
2) Leasing firmasından finansman sağlamak, bankalardan finansman sağlamaktan daha kolaydır.Özellikle de yıllardır tanıdığınız sizi de tanıyan bir bankanın Leasing firmasından uzun araştırmalara gerek kalmadan Leasing yolu ile finansman sağlanabilir.Bankalarda kredi limitleri dolmuş olabilir.Leasing firması ise her nekadar çalışılan bankanın firması da olsa yeni bir limit yaratabilir.
Kiralayan şirket Leasing Başvuru formunu (Firmayı tanıtıcı bilgiler,Ortaklar hakkında kişisel bilgiler ve Makina teçhizat ekipman listesi gibi bölümlerden oluşan ) doldurup buna ,Leasing Firmasından istenen belgeleri ( Son 3 yıllık bilanço ve gelir tablosu,En son tarihli mizan,İmza sirküleri ve imzaya yetkili kişilerin nüfus cüzdan fotokopileri ve ikametgah senetleri,Oda kayıt belgesi,Kuruluş ve son Ticaret Sicil Gazetesi, Proforma fatura,Hazirun cetveli,Ortaklara ait nüfuz cüzdanı ve gayrimenkul tapuları fotokopileri) de ekleyerek müracaat ettikten 7-15 gün sonra , tetkik edilip onaylanırsa Leasing sözleşmesi karşılıklı imzalanmaktadır.Leasing Firması tedarikçi firmaya ödemeyi yaptığında anlaşma aylık dönem başı ödemeli ise , ilk kirada kiracı tarafından ödenmektedir. Kira dönemi 4 yıl olup ,dönem sonunda kira konusu malın mülkiyeti taraflarca belirlenen bir bedelle kiracıya geçmektedir. Leasing şirketi kira konusu malları ayrıca sigorta ettirmekte ve bu sigorta primleri de genellikle kiracı tarafından ödenmektedir.
SONUÇ:
Bu durumda eğer KDV finansman avantajından yararlanılıyorsa Banka finansmanına göre bir Leasing şirketi finansmanı ,1 veya 2 yılda ödeme usulü tavsiye edilir. Ancak ödeme döviz cinsinden ise Leasing Sözleşmesinin yapıldığı tarihteki kur üzerinden TL.ye çevrilerek anlaşmanın yapılması ve döviz yerine TL. borçlanılması , döviz cinsinden bir gelir beklenmiyorsa ( kur riskini hedge edemiyeceğimizden) daha uygun olacaktır.
Hazırlayan : Kırımhan Akıncı ,17.06.2000
Bağımlı SMMM (İzmir 2991)
Yeni Asır Gazetesi Mali İşler Koordinatörü
Yararlanılan Kaynaklar;
* Şaban Erdikler (YMM)– Finansal Kiralama Giderleri-Vergi Dünyası Sayı 150(Şubat 1994)
* M.Vefa Toroslu (Eti F.K.A.Ş.Gen.Md.Yrd.) - Türkiyede Leasing Mevzuatı-Vergi Dünyası Sayı 212 (Nisan 1999)
* Sadık Baklacıoğlu(Eski Hesap Uzmanı)Türk Vergi Sisteminde Finansal Kiralama İşlemlerinin Vergilendirilmesi Konusunda Düşünceler-Vergi Dünyası Sayı 180 (Ağustos 1996)
* Oğuz Demir (Hesap Uzmanı)– Leasing Avantajları ve Vergi Kanunları Açısından İrdelenmesi-Vergi Dünyası Sayı 194 (Ekim 1997)
* Hızır Tarakçı(Baş hesap Uzmanı) -Vergi Kanunları açısından Finansal Kiralama İşlemlerinin Tahlili-Vergi Dünyası Sayı 150 ( Şubat 1994 )
* Yılmaz Çakan (Hesap Uzman Yrd.)-Finansal Kiralama Uygulamasında Yatırırm İndirimi-Vergi Dünyası Sayı 167 (Temmuz 1995 )
* Mustafa Güresti (Muh.Müd.)-Leasing / Satınalma Opsiyonları Değerlendirme Çalışması – Şirketiçi Dahili Rapor (Haziran 2000)
*Mehmet Fatih Caf (Finans Leasing Pazarlama Müd.-İzmir)-Leasing teklifleri ile ilgili olarak gerçekleştirilen muhtelif yazışma ve görüşmeler.
Kırımhan Akıncı’nın Yayınlanmış Yazıları;
*Profil-Dünya Gazetesi ( 27.08.1993)
*Elektrik Güvence Paralarının Uzun Vadeli alacak olmaktan çıkıp işletme sermayesine ilavesi- Dünya Gazetesi (17.03.1993)
*Taşıt Vergilerinde Net Ağırlık Kriterine göre Vergilendirme-Dünya Gazetesi(31.08.1993)
*Kurumlar ve Gelir Vergisi Kanunları Açısından Repo Kar veya Zararı ve Bunlara İlişkin Giderlerin Durumu-Vergi Dünyası Sayı 147 (Kasım 1993)
*Ayrıca ;TMUD Muhasebe Dergisi Sayı 35 (1993) ve OSD Otomotiv Sanaayii’nden Haberler Dergisi Sayı:20 (Ekim-1993) de yayınlanan muhtelif mesleki yazılar.
1993 Yılında VERGİ DÜNYASInda yayınlanan makale
Kırımhan AKINCI
Finansman Kontrolörü
"Repo"nun Anlamı
İngilizce "Repurchase Agreements" deyiminin kısaltılması ile oluşan repo sözcüğü gerek mesleki, gerekse günlük konuşma dilimize son yıllardaki repo uygulamalarının büyük artış göstermesi sonucu, tekrarlana tekrarlana artık iyice yerleşmiş bulunuyor.
Ancak bu kadar sık uygulanan ve sözü edilen repo işlemleri hakkında biraz olsun açıklık ancak Temmuz 1992 ayında yayınlanan Sermaye Piyasası Kurulunun V/7 seri no'lu tebliği ile sağlanabilmiştir.
Reponun kısaca anlamı; menkul kıymetlerin geri alma veya satma taahhüdü ile alım-satımıdır.
Geniş anlamı ile REPO; ellerinde menkul kıymet bulunan ve nakit paraya gereksinim duyan (genellikle kısa vadeli) kişi ya da kuruluşların bu gereksinmelerini karşılamak amacıyla mevcut menkul kıymetlerini belirli bir fiyat üzerinden ve önceden saptanan bir vade sonunda geri almayı taahhüt ederek satmalarıdır. Ters Repo ise; ellerindeki nakdi, bir getiri elde etmek suretiyle, değerlendirmek isteyen şahıs veya kuruluşların, bu nakit ile belirli bir fiyat üzerinden ve önceden belirlenen vade sonunda geri satmak kaydıyla menkul kıymet almalarıdır.
Kurumlar ve Gelir Vergileri Kanunları Açısından
Vergisel açıdan reponun menkul kıymet alım-satımından doğan kar veya zarar olduğu konusu ise 34 no'lu Kurumlar Vergisi Tebliği ile uzun yıllardan beri benimsenmiştir.
Bizim burada irdelemek istediğimiz asıl uğraş konusu menkul kıymet alım-satımı dışında olan Şirketlerin; yıl içinde oluşan nakit fazlalarını, çalıştıkları bankalar veya aracı kurumlar aracılığı ile Devlet Tahvili ve Hazine Bonosu alım-satımında (genellikli kısa vadeli) değerlendirerek, ortalama yıllık %10-20 olabilecek ticari mevduat faizini %60-70'lere çıkarma gayretini göstermek için uyguladıkları repo işlemlerinin vergisel durumudur.
K.V.K.’nun 8/17 maddesi uyarınca Devlet Tahvili Hazine Bonosu ve Gelir Ortaklığı Senetlerinin elden çıkarılmasından sağlanan kazançların tamamı Kurumlar Vergisinden müstesna tutulmuştur.
34 no'lu K.V. Genel Tebliğinde (11-1/b bölümünde); "Devlet Tahvili, Hazine Bonosu ve Gelir Ortaklığı Senetlerinin elden çıkarılmasından doğan zararlar ticari kazançtan indirilemeyecektir. Çünkü geliri vergiden istisna edilen menkul kıymetlerin, satışından doğan zararın da kurum kazancından düşülmemesi gerekir........" denilmektedir.
Maliye Bakanlığı 19.06.1992 tarih ve 5163 sayılı, TDRMOB'a hitaben verdiği muktezasında; K.V.K.’nun 8/17 maddesi kapsamındaki repo istisnası hakkında; "Devlet Tahvili, Hazine Bonosu ve Gelir Ortaklığı Senetlerinin elden çıkarılmasından sağlanan gelirler (kazançlar) Kurumlar Vergisine tabi tutulmadığından, bu faiz ve gelirlere isabet eden giderlerin veya söz konusu faaliyetlerin finansmanı için alınan kredilere ait faizlerin, Kurumlar Vergisi matrahının tespitinde gider olarak indirilemeyeceğini, kanunen kabul edilmeyen gider olarak Kurumlar Vergisi matrahına eklenmesi gerektiği"ni belirtmiştir.
Gelir Vergisi Kanununun 94/8. maddesi uyarınca Kurumlar Vergisinden muaf veya müstesna tutulan kazanç ve iratlar Gelir Vergisine tabi bulunmaktadır (parantez içindeki hüküm uyarınca ise menkul kıymet yatırım fonları ile yatırım ortaklarının portföy işletmeciliğinden sağladıkları kazançları üzerinden yapılacak tevkifat sırasında bu kazançlara isabet eden giderler tevkifat matrahından indirilecektir).
Vergi idaresi ayrıca 158 sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliği ile mali bilanço sonucu kurum zararda dahi olsa, repo kazancı üzerinden stopaj yapılması gerektiğini belirlemiştir.
Yanlış bir Uygulama
Geliri vergiden müstesna tutulan bir kazanca ait giderlerin vergi matrahının tespitinde dikkate alınmaması yolundaki vergileme ilkesinin genelde doğruluğu tartışmasızdır. Ancak halen bu konunun yeterli açıklıkta olmadığı ve vergi idaresi uygulamalarında bir çok tereddüt veya tenakuzlar bulunduğu kanaatini taşımaktayız.
Bir örnekle yanlış olduğu kanaatinde bulunduğumuz uygulamayı açıklayalım;
Repo Geliri ..................................... 1.400
Repo Gideri (Kredi Faiz Gideri) ........................... (400)
Repo Kazancı (net)............................................... 1.000 olsun
Vergi İdaresi K.V.K. Md. 8/17'ye göre 1400'ün Kurum kazancından indirilmesi gerektiğini, ancak 400 giderinde kanunen kabul edilmeyen gider olarak kurum kazancına ilavesini istemektedir.
Bize göre Kurumlar Vergisi açısından durum değişmemekle beraber, Kurumlar Vergisi md. 8/17'ye göre indirilebilecek kazanç 1.000'dir.
Asıl farklılık G.V.K. 94/8 maddesine göre yapılacak stopaj matrahının tespitinde ortaya çıkmaktadır. Vergi idaresi bu stopaja Repo Geliri (1400)'ni esas alma düşüncesi ile uygulama yapılmaktadır. Halbuki kanaatimizce Kurumlar Vergisinden istisna edilen safi repo kazancı (1000) 94/8'e göre yapılacak stopajın matrahı olmalıdır.
Hukuki Dayanaklar
Kurumlar Vergisindeki hasılat uygulamasında (örneğin sanayi ürünleri ihracat istisnası) hasılat veya harcamanın belli bir oranı / yüzdesi vergiden müstesna tutulmakta, diğer bir yandan bu hasılatın elde edilmesi için yapılan giderlerin ise safi kurum kazancından indirilmesi kabul edilmektedir. Bu tür istisnalar ancak kurumun mali kazancının bulunması şartıyla uygulanır. Dönem zarfında yeterli kazanç olmadığından istisna uygulama hakkı kaybedilir. (Ancak yatırım indirimi istisnası bir ayrıcalık taşımaktadır. O yıl ile bağlı olmaksızın indirimden yararlanacak olan tutar bitinceye kadar diğer yıllarda da indirilebilir).
Repo geliri ise bir kazanç istisnasıdır. Kazanç istisnalarında istisna kazancın elde edilmesi için yapılan giderler gelirden düşülmekte, istisna net (safi) kazanç tutarında uygulanmaktadır. Yani elde edilen gayri safi kazanç Kurum kazancına dahil edilmemekte, aynı şekilde bu kazancı elde etmek için yapılan giderlerde safi Kurum kazancı tespitinde dikkate alınmamaktadır. Kazanç istisnaları zararlılık halinde zarar tutarı attırılır. Kurum ilgili yılda zarar beyan etse veya, indirimlerden sonra vergilenecek bir kazancın bulunmaması hallerinde de bu kazançlar üzerinden vergi tevkifatı yapılması zorunludur.
Ticari faaliyette gelir elde edilirken, bunu sağlamak için bazı masraflar/giderler de yapılmakta ve gelirden giderler düşüldükten sonra kalan kısım (zararla sonuçlanmazsa) kazanç olarak vergilendirilmektedir.
Devlet tahvili, Hazine Bonosu ve Gelir Ortaklığı Senetlerinin elden çıkarma karşılığında alınan para ve ayınlarla sağlanan tutarından; elden çıkarken mal ve hakların maliyet bedelleri ile elden çıkarma dolayısıyla yapılan giderlerin ve ödenen vergi ve harçların indirilmesi suretiyle bulunan, tutar menkul kıymet alım-satım kazancıdır.
Hesap Uzmanları Kurulunu Danışma Komisyonunun 18.10.1985/261 yayın sıra no'lu kararında" Devlet Tahvili veya Hazine Bonosu ikinci elden satın alan ve vade bitiminde bunları portföyünde bulunduran ticari işletme tarafından elde edilen gelir faizdir. Ancak bu faizin tamamının değil, faiz ile faizin elde edilmesi için tahvil veya bononun ana para bedeli dışındaki yapılan harcamalar arasındaki farkın vergi istisnasından yararlanabileceği...." belirtilmiştir. (Bilindiği gibi Hazine Bonosu ve Devlet Tahvili faizleri Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 39. maddesi uyarınca ticari kazançtan indirilmekte ancak G.V.K. mad. 94/15 maddesine göre stopaja tabi bulunmaktadır.)
Sonuç ve Önerimiz
Kurumlar Vergisi matrahının tespiti sırasında dikkate alınmayan Repo kazancı ile ilgili giderler veya zararlar yine aynı kazançla ilgili Gelir Vergisi tevkifat matrahından indirilmelidir. Bu vergilendirmede açıklık ve adalet ilkelerinin gereğidir. Aksi halde üzerinden Kurumlar Vergisi ödenen bir matrahın ayrıca Gelir Vergisi stopajına tabi tutularak mükerrer vergilendirilmesi sözkonusu olmaktadır. Zira vergi mantığı bakımından Kurumlar Vergisinden müstesna kazançlarda G.V.K. 94/8 maddesi uyarınca yapılması öngörülen Vergi Kesintisi; zaten düşük oranlı bir Kurumlar Vergisi veya Gelir Vergisine tekabül etmek üzere yapılmakta olan kesin bir vergileme mahiyetindedir.
Yararlanılan Kaynaklar
1— Repo İşleminde Kaynak Maliyetine Vergisel Bir Yaklaşım Mehmet Erol Çamur Vergi Dünyası Haziran 1992
2— Sirküler/Kurumlar Vergisi (11/41)- Özbalcı Vergi Hukuk Bürosu 20.07.1992
3— Sirküler/Kurumlar Vergisi (11/43)- Özbalcı Vergi Hukuk Bürosu 28.08.199
4— Repo İşlemleri ve Vergi Yasaları Karşısındaki Durumu - Kemal Çınar Vergi Sorunları (Sayı :66)
5— Kurum kazançlarında Uygulanan indirim ve İstisnalar ve Vergi Tevkifatı - N. Onat Mükellefin Dergisi Mayıs 1993
6— Sermaye Piyasasındaki Kurumlarca Çıkarılan Yatırım Araçları - V. Konor - Mükellefin Dergisi Haziran 1993
7— Repo İşlemlerinden Doğan Kazançların Vergilendirilmesi - Abdülkadir Kahraman -Vergi Dünyası Ağustos 1993
KIRIMHAN ABİ’NİZİN İNTERNET TRAFİĞİNDEN SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİ HAFTALIK BÜLTEN - İLK YAZI
Neler mi bulacaksınız bu haftalık bültende.
Gerçek Yaşamdan Hikayeler,
Düşünce,Öğreti,Felsefe,V.s.
Fıkralar,Seçme Sözler ve Geyikler, Haftanın yazısı/Hikayesi
Şiir....bölümlerimiz,Kırımhan ağbinizden, sizlerden makaleler, Okuyucularımızdan gelen sıcak e-mailler....
Bildiğiniz gibi içinde yaşadığımız bilgi çağı,hergün gelişen teknoloji yeni üretim/yaratım biçimlerinide ortaya çıkarıyor.Diğer yandan kendini genç hissedip gençlere hitap edebilmek bu yeni çağda yayın organlarının yaşaması için gerekli hale gelmektedir.Buda sürekli yenilik ve iyiye doğru değişim demektir.Klasik gazetelerin yanında, kısmen de olsa Internet gazeteciliğine geçiş de sırf bunedenle değil mi!? Hatta sadece İnternette yayın yapan gazeteler veya yayın organları bile ortaya çıktı.Bütün televizyonlar, gazeteler internet siteleri ve Web sayfaları açtıkları gibi ayrıca başka site ve web sayfalarını tanıtıcı köşeler hazırlıyorlar. Hatta klasik köşe yazarları artık kendilerine çeşitli kanallardan ulaşan internet sayfaları ve e-maillerden alıntılar yapıyorlar, ve hatta kimi köşe yazılarının büyük bir kısmı bu alıntılardan oluşmaya başladı...
Bu durumda iki kritik faktör önem kazandı.
1- Zaman (Bugün yayınlan mayan bir e-mail fıkrası veya yaratısı yarın bir başka gazetede veya yazarın köçesinde yer almakta ve güncelliğini veya tazeliğini kaybedebilmektedir.)
2- Seçici Olabilmek (Web sayfası/İnternet/E-Mail Dünyasında bazen kendi kendini tekrar etmekte. Başkasından kopyalanıp yeni imiş gibi eski bir yaratı internet e-mail trafiğinde dolaşabiliyor)
Bu kritik faktörler ise özgün bir alıntı işini artık bir uzmanlık haline dönüştürdü.Alıntı yapılacak site veya e-mailleri tarayıp,gerek eski arşivlerle karşılaştırarak, gerekse yeni kaynaklar bulma işi bir “Tarama ve Seçme Uzmanlığı” gerektirmekte.
İşte ben,bizzat kendimin böyle bir uzman olduğu kanaatindeyim...
(Hamdım, Piştim,armut gibi bilgisayarınıza düştüm...)
12 yıldan beri bu trafiğin içindeyim ve geçmiş 5-8 yıllık bir arşivim var.Orjinal veya forward olarak gündeortalama 50 e-mail alıyor ve 10-15 tanede çeşitli gurup arkadaşlarıma gönderiyorum.
Bu haftalık Bülten de orjinal e-maillerden (sitelerden) seçilen yaratılar,tercümeler, alıntılar,kopyalar,enderde olsa resimler,karikatürler ve geniş bir kesimi ilgilkendirebilecek duyurular v.s.ler yayınlanacaktır. Alıntı yapılan orjinal veya forward e-maili en son bana gönderen kişinin ismi de mutlaka Teşekkür Köşemizde belirtilecektir.
Vatana,Millete ve siz sevgili dostlarıma ,arkadaşlarıma,okuyucularınmıza hayırlı olsun.
Sonsuz Saygı Sevgi ve Selamlar
(SSSS)
KIRIMHAN AKINCI
(Ağbi,Kardeş,Baba,Üstad,Şef,
Müdür,Hoca....)
e-mail:kirimhan.akinci@gmail.com
|
Internetden KIRIMHAN Abinizin Sectikleri |
| Ar�ivlere G�z At groups.google.com.tr |



